Hibrit Dünyada Var Olmak

Ne demek bu?

Cevap verelim, içine gireceğimiz/girdiğimiz, yaşadığımız yolculuğu anlayalım.

Öncelikle hibrit dünya… Hibrit dünya, fizikselle dijitalin birleştiği, tamamen fiziksel gibi gözüken unsurların bile dijitalin derin dokunuşuyla tanınmayacak kadar değiştiği bir dünya. İçinde yaşadığımız dünya bu. Gözlerimizi açıp görebilirsek.

Peki hibrit dünyada var olmak ne demek? Yeni dünya parametrelerin tamamen değiştiği bir dünya, eskinin bakış açısıyla bu dünyada var olmamız, kazanımlarımızı korumamız, yeni faydalar elde etmemiz neredeyse imkansız.

Dijitalleşmenin getirdiği bu yeni hibrit dünyanın oluşumunun neleri ne kadar değiştireceğini, geçmişte tüm dünyada insanların yaşayışını değiştirmiş devrimlerle kıyaslayarak tahmin edebiliriz ancak. Bilinen tarihte sadece 4-5 kere olmuş bu tür dönüşümlerin ortak özellikleri şunlar:

  • Kasıtsız gerçekleşme ve öngörülememe
  • Ortalama insanın en azından dönüşümün yoğun başlangıcında ve takip eden bir sürede mutluluğunun belirgin şekilde azalması
  • Üst sınıfların mutluluğunun ve imkanlarının artması
  • Grup olarak yeni parametrelere uyumlu toplum ve toplulukların, uyumsuz olanlara göre mutlak bir şekilde daha güçlü olması
  • Yeni parametrelere uygun toplulukların, geride kalmış olanlara yaşam şansı vermemesi
  • Dönüşümün geri dönüşümsüzlüğü

Yani hibrit dünyada var olmayı öğrenemeyenlerin var olabilecekleri başka bir dünya yok.

Gerçekliğin ne olduğunu, ulus devletin kapsam ve bağlayıcılığını, örgün eğitimin hala anlamlı olup olmadığını, mesai kavramının hayattan ne zaman çıkacağını konuşmamız gereken günler bunlar.

Sanayi toplumu tarihe karıştı. Hibrit toplumdayız. Ulus devlet, modern gerçeklik, örgün eğitim, mesai ve başka pek çok şey, sanayi toplumunun kavramları idi.

Tabii ki bir siyasi yapı ve örgütlenme olacak. Gerçeklikle ilgili genel kabul gören algı sistemleri var olacak. Eğitim asla önemini kaybetmeyecek. İnsanların arasında ekonomik düzeni sağlamanın yolları olacak. Ama bunların bambaşka ve tahmin edemeyeceğimiz şekillere bürünerek gerçekleşmeleri çok olası.

Hibrit dünyaya geçişte insanları belki de en çok zorlayan durum, yokluk dünyasından çokluk dünyasına geçmiş olmamız. Eskiden bulamadığımız şeylerin şimdi hayatımızda yığınlarla olması ve pek çok taklitleriyle birlikte bulunması, çözmemiz gereken problemleri ciddi anlamda dönüştürüyor. Oysa biz hala yokluk problemi içindeymişiz gibi çözümler peşindeyiz.

Hibrit dünyanın nasıl ortaya çıktığını açıklayacak makine öğrenmesinden yapay zekaya, IoT’den 3d yazıcılara kadar pek çok teknik şey var. Ama bu teknik detaylardan çok oluşan yeni toplum yapısını kavramak ve onu düzenlemek önemli.

Bu cesur yeni dünyayı anlamanın tek bir rehberi yok. Çünkü her insan, tanımı tam oturmamış, oluşmakta olan bu dünyada kendi yolunu bulmak zorunda. Neyse ki hibrit dünyanın imkanları kişiye özel yolculukları ve çözümleri de gayet olası kılıyor.

Yapmamız gereken, çevik yöntemleri kullanarak, esnek bir kişisel dönüşüm süreci başlatmak ve sürdürmek.

Kendimizi, dünyayı, ne yapmak ve ne olmak istediğimizi anlamaya başlarsak ve bu anlayışı çok katı tanımlara gömülüp kalmadan esnek bir şekilde, gerekli değişikliklerle sürdürebilirsek, geleceği inşa edenlerden olabiliriz. Geleceği inşa edenlerden olamazsak, geleceğin tsunami dalgalarının altında kalan enkazlardan olacağız.

Yorum bırakın