Önce Dijital

Hibrit dünyanın ne olduğunu anlamak için öncelikle dijitalin ne olduğunu anlamak gerekli. Dijitalin kökeni dijittir. Yani rakamdır. Özel olarak ikili sistemdeki iki rakamdır: 1 ve 0. Bir şeyi 1 ve 0’lar olarak ifade edebilir olduğumuzda, onu dijitalleştirmişiz demektir.

Dijitali bilgisayarla kısıtlı düşünmeyin. Bilgisayar müzelik bir şey. Dijital artık onun çok daha ötesine ve üstüne çıktı, bilgisayardan çok daha yaygın hale geldi. Mesela cep telefonlarımız, arabalarımız, bulut bilişim… dijitalin yayılma şekillerinden bazıları.

Dijital hale getirdiğimiz bir şeyi:

  • Çok düşük maliyetle depolayabiliriz.
  • Üretimini yazılım kodlarıyla fiziksel dünyadan çok az yer kaplayıp çok az kaynak kullanarak yapabiliriz.
  • Dünyanın öbür ucuna ışık hızında gönderebiliriz.

Peki şu ana kadar tamamen dijital hale getirdiğimiz neler var:

  • Kitaplar
  • Filmler
  • Şarkılar
  • Banka şubeleri
  • İngilizce öğretmeni
  • Kredi verip vermemeye karar verme süreci
  • Hayatınızı paylaşmak için en uygun kişinin keşfedilmesi ve tanıştırılmanız süreci

Gördüğünüz gibi, şimdiden dijital hale gelmiş şeyler çok çarpıcı örneklere kadar uzanabiliyor.

Başka neleri dijitalleştirebiliriz diye soralım o zaman.

Ya da durun, onun yerine neyi dijitalleştiremeyiz diye soralım.

Bu soruyu cevaplamak için bir ara açıklama yapmalıyız: Hibrit dünya ne demek? Hibrit dünya, şu an yaşıyor olduğumuz dünyadır. Bir yandan dijitalin yoğun ve giderek daha yoğun kullanıldığı ve dijital alanların, hacimlerin inanılmaz hızla arttığı bir dünya. Bir yandan da fiziksel ortamları ve imkanları dijital tarafından dönüştürülen bir dünya. Bu kitabın amacı hibrit dünyanın farkına varmanızı ve orada daha bilinçli olarak yerinizi almanızı sağlamak zaten.

Şimdi neyi dijitalleştiremeyiz sorusunu tekrar ele alabiliriz. Cevap verirken de sadece dijital değil hibrit durumlar olarak açıklamalar yapacağımızı belirtelim. Eğitimlerim ve danışmanlıklarımda gündem olan örnekler üzerinden ilerleyeceğim.

Yemek yemeyi dijitalleştiremeyiz

Sıkça ve güvenle iddia edilen konulardan biri bu: Yemek yeme meselesi.

Baştan kabul edeyim: Bedenimizin yaşamak için ihtiyaç duyduğu fiziksel gıdaları alma konusunu dijitalleştiremeyiz. Ama geçmişin basit ve sade fiziksel yemek yeme olayı öyle hibrit bir hale geldi ki şimdiden! Gelin beraber inceleyelim.

Türkiye’nin pek çok şehrinde evinize bir akşam yemeği sipariş etmek istediğinizde ya da öğlen ofiste dışarıdan yemek söylemek istediğinizde ne yapıyorsunuz: Yemeksepeti.com. Hibrit öncesi dünyada çevrenizdeki restoranların bıraktığı pek de güncel olmayabilen menüler, tanıtımlar, fiyat listeleri arasından sürpriz sonuçlar alabilmeniz de mümkün olarak birşeyler söylerdiniz. Oysa şimdi bulunduğunuz yere istediğiniz türde yemek gönderimi yapan hangi restoranlar var, bunların lezzet puanları, hizmet puanları nedir, menülerindeki güncel fiyatlar ve kampanyalar nedir, başka insanlar o restoranlar hakkında ne yorumlar yapmış hızlıca görüp ona göre karar vererek siparişinizi verebiliyorsunuz.

Diyelim dışarıya yemeğe çıkmak istiyorsunuz. Eşinizle özel bir akşam başbaşa dışarda bir yemek için… Ya da belki eski arkadaşlarınızla bir araya geleceksiniz. Pek çok uygulama var. Bunlar üzerinden düşündüğünüz bölgede düşündüğünüz tipte nereler var, ne puanlara sahipler, ne yorumlar almışlar, çevrenizde gustosuna güvendiğiniz çeşitli kişiler yakın zamanlarda nerelerle ilgili ne yorumlar yapmışlar görüp ona göre karar vermeniz mümkün.

Diyelim eski üniversite mezunu arkadaşlarınızla kurduğunuz WhatsApp grubundan organize ederek 110 üyenin tamamı ile değil ama o akşam müsait olan sekiziyle dışarda güzel bir mekanda yemek ayarladınız. Gittiniz, siparişleri verdiniz, güzelim yemekler masaya sıralandı. Dalıyor musunuz? Hayır! Hemen özçekimler, Instagram paylaşımları. Küçük grup olarak büyük grubunuza resimlerinizi anında gönderip havanızı anında basıyorsunuz. Eee, ne de olsa ekonomi dediğimiz şeyin büyük kısmı gösterişe dayalı. İş o hale geldi ki, artık garsonlardan piyasada kullanılan her çeşit telefonla güzel resim çekebiliyor olmak gibi bir yetkinlik de bekleniyor.

Peki ya lezzet? 4 tane temel tat duyumuz var zannederdik: Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı. Oysa bir de umami varmış. Umami ilk Japonların tanımladığı bir tat. Bu tadı genel olarak ‘lezzetli’ olarak algılıyoruz. Normalde bekletilmiş özel yiyeceklerde mesela eski kaşarda oluşuyor. Umamiyi tek bir elemente kadar indirgemişler: Monosodyum Glutomat. Basıyorsun umamiyi, yaratıyorsun lezzet algısını. Olası pek çok zararlarından mesela bağımlılık oluşturmasından ve yapay açlık hissinden bahsediliyor. Hibrit dünyanın bir kazığı daha: Lezzet de hibritleşti. Bu, tam bir dijital örneği değil. Ama fiziksel dünyada geleneksel olarak lezzet elde etmek için geçerli olan süreçleri devre dışı bırakan ilginç bir hibrit uygulama.

Ne dersiniz? Yemek yemek gerçekten eskisi gibi bir faaliyet mi? Yoksa hibrit dünyada bambaşka bir hale şimdiden bürünmüş mü?

Duyguları dijitalleştiremeyiz

Sıklıkla iddia edilen şeylerden biri de bu. Hibrit dünyada durum nasıl bakalım.

Duygusal konuların hayatımıza en önemli yansımalarından biri evlilikler. Evliliklerin oluşumunda ve özellikle bozulmasında duygusal durumları dijital çok derinden şimdiden etkiliyor durumda. Boşanmalarda sosyal medya etkisine ilişkin çeşitli istatistiklere birkaç dakikalık Google araştırmalarıyla ulaşabilirsiniz. Bu kitapta veri ve malumat değil, malumat+, bilgi ve bilgelikle ilgileniyoruz. O yüzden işi hikaye ederek ilerleyelim.

İşinde gücünde çalışan, zamanının çoğunu ailesiyle geçiren bir insan başka bir insana gönlünü kaptırabilir mi? Ya da nasıl kaptırabilir? Vaktinin önemli bir kısmı işyerinde geçiyor zaten. Olası baştan çıkarıcı adaylarla iş ortamlarında karşılaşıyor. İnsanlar, iş ortamlarında daha profesyonel davranırlar ve duygusal iletişimler kurmaya karşı daha dirençlidirler. Üstelik dar bir çevreden kendi duygu durumunu sarsacak bir bağlantı çıkması düşük bir olasılıktır. Zaten iş dışındaki zamanlarında da büyük ölçüde ailesiyle birlikte dahil olduğu iletişimler var. Yani bu şartlarda baştan çıkmak biraz zor.

Oysa sosyal medya ve dijital uygumalar devreye girdiğinde iş hızla başka bir mecraya sürükleniyor. Sosyal medya üzerinden geçmişte bir kıvılcım yaşadığınız herhangi bir insanla yeniden iletişime geçmek son derece kolay. Yıllardır birbirinizden haber almamış olsanız bile… Ya da çeşitli uygulamalar, çok sağlam yapay zeka kullanarak, size diyelim 5 kilometre mesafede yaşayan ve nitelikleri sizin için çok uygun olan ve kendi niteliklerine uygun yeni insanlarla tanışmak isteyen mesela 10 aday sıralayabilir dakikalar içinde. Al başına belayı.

Boşanmalar boşuna artmıyor. İnsanların ortalama yaşadıkları ilişki ve evlilik sayısı boşuna artmıyor. Hepsi hibrit dünyanın gerçekleri.

Yedek parçaları dijitalleştiremeyiz

Üzgünüm, çoktan dijitalleştiler bile.

Uzaya bir mekik göndereceksiniz ve uzayda nalbur yok. Yani ihtiyaç duyulabilecek yedek parçaları da göndermek zorundasınız. Ama bir kilo bir malzeme göndermenin maliyeti bilmem kaç onbin dolar. Yani ağırlığı düşürmeniz çok önemli. İş sadece para da değil, kapasiteniz kısıtlı, göndereceğiniz her şey, göndermek isteyeceğiniz başka şeylerden vazgeçmenizi gerektiriyor.

Yedek parçaların bazılarını göndermesek? E peki lazım olursa? Yaşamsal bir hata olabilir göndermemek.

Kolayı var. Üç boyutlu yazıcı göndeririz ve yedek parçaların hammaddelerini ve bir de dijital olarak parçaların tasarım ve üretim bilgilerini. Oldu da bitti maşallah. Normalde göndermemiz gereken yedek parça ağırlığının belki de yarısı kadar hatta yarısından az hammadde göndermemiz yeterli olabilir.

Yedek parçalar dijitalleştiler mi? Hayır, aslında hibritleştiler. Biraz dijital, biraz fiziksel, ama eskisinden çok farklı olduğu kesin.

Dijitalleştiremezsin ya da daha doğru ifadeyle hibritleştiremezsin dediğiniz bir şey var mı? Konu kısmına “Bunu hibritleştiremezsin!” yazarak ogrenenhoca@gmail.com adresine yazın. Kitabımızın sonraki sürümlerinde ele alalım.

Maneviyatı dijitalleştiremeyiz

(Önce küçük bir not: Bu bölümün ana başlığının teslimi 0.1.1 oldu. Ve bu başlık da 0.2. Sürümdeki üçüncü bölüm ek göstergesi, dördüncü bölüm ise küçük değişiklik göstergesi. 0.1.1’in anlamı: 0.1 tesliminde yazılan bölümün altında sonradan ekleme yapıldı. Eklenen bölüm yani burası ise 0.2 tesliminde eklendiği için 0.2 olarak kodlanmış durumda.)

Maneviyatı acaba dijital unsurlar katarak hibritleştirecek miyiz ileride?

Öyle değil şöyle soralım, ne de olsa gelecek zaten geldi: Maneviyatı dijital unsurlar katarak hibritleştirdik mi?

Birkaç örnek vereyim, siz karar verin:

  • Bir yakınınızın mezarını ziyaret ettiniz. Eskiden Yasin okutmak için oralarda takılan hocalar (?) olurdu, parayla okuturdunuz. Şimdi akıllı telefonunuzdan bir uygulamayı açarak sesini en beğendiğiniz seçme okuyucudan Yasin’i okutup dinleyebilirsiniz mezar başında.
  • Namaza durduğunda gözlerini kapatıp gözünün önüne gelen Kabe’ye doğru namaz kılanları duymuştunuz eskiden. Evinizde kıble tarafına ayrı bir televizyon ayarladınız. Sürekli Kabe’den yayın yapan bir kanala ayarlı. Evde namaz kılacağınızda, açıyorsunuz, canlı canlı Kabe’ye bağlanmış olarak gözlerinizin önünde Kabe, kılıyorsunuz namazınızı.
  • En azından büyük şehirlerde, muhtemelen tüm şehirlerimizde bildiğim kadarıyla ezan merkezi olarak okunuyor. Her camiden aynı ezanı dijital olarak ulaştırılmış haliyle dinliyoruz. Uygulama belki tam böyle değildir ya da ileride değişebilir. Ama bu şekilde yapılabilir durumda en azından.
  • Çok katlı camilerin bazılarında, kalabalık bir Cuma namazı kılarken, hocayla farklı katta olabilirsiniz. Bazı camilerde hocanın sesini ses sisteminden duyarak, görüntüsünü kıble tarafındaki projeksiyondan görerek kılıyorsunuz Cuma’yı.
  • Pek çok dini hareket lideri (mesela uydu kanallarında bolca gördüğünüz kilise önderleri) cemaatini etkin bir şekilde dijital kanallar üzerinden genişletiyor ve yönetiyor.

Yorum bırakın