Geceler ve uyku, uykular, uykusuzluklar… Gecelerini iyileştirmeden iyileşir mi insan? Nasıl iyileşsin…
Çok uzun zamandır uyku sorunum var. Evet az uyurum falan demiyorum işte, itiraf ediyorum, uyku sorunum var.
11 gibi uyuyamazsam, 3’ten önce uyuyamıyorum. Belki 4, bazen 5 hatta. 3 saat uykuyla çok gün geçirdim. Eskiden bir gece az uyursam ertesi gece 11’de uyuyuverirdim. Şimdilerde gün gün üstüne, üstüne başka gün… 3 saat, bazen 4, bazen 2…
Uyku öyle bir şey ki, onsuz gerçekten çalışmıyor kafanız. Uyuyamıyorum ya, iyi şeyler mi yapıyorum sanki. Neden uyumuyorum? Gece, 11’le 3 arası, bu vakti işte doldurmalıyım, güzel şeylerle, daha güzelleriyle…
23.38 saat. Yazmak, ne güzel!
Herkes uyudu ve yalnızım gecenin içinde. Kimse uyanmayacak saatlerce ve ben uyanığım. İşte bu saatler, bu saatlerde yaptıklarım, bu saatleri iyileştirmek…
İyileşirken…
Bazı şeyleri bırakmak çok zordur çok da kolay. Uğraşırsın olmaz, uğraştıkça daha batarsın; uğraşmazsın, oluverir. Bazen de uğraşmadığın için bir türlü olmaz, sonra azıcık uğraşınca oluverir.
Ey mühendis, söyle bakalım, kendini değiştirmenin yolunda çalışır mı matematik! Kim biliyor ki ne ne kadar çalışır, ne kadar etki eder? Havuz problemi mi bu? İraden havuzu şöyle doldururken, alışkanlıkların şöyle boşaltıyorsa…
Çabayla kurtulamazsın! Ve çabalamadan da kurtulamazsın!
Ama işte, çalışan yöntemi bulana kadar tekrar tekrar denemekten başka ne çare var? Belki bilinçaltına verdiğin mesajları sonunda doğru tona getirdiğin için, belki Rabbine sonunda durup dua ettiğin için, belki o duayı samimi edecek bir dert ve çaba birikimine erdiğin için, belki dua edip edip de eyleme geçmiyorken sonunda eyleme geçtiğin için, neden bilinmez gün gelir çalışır bir şeyler, gün gelir değişim öyle ani olur ki şaşar kalırsın, bu muymuş o kadar uğraştıran beni diye…
Sonra korkarsın; ya geri kayarsam, ya geri düşersem, ya yine inersem, ya yine alışkanlıkların sarmaşıkları sararsa bedenimi, zihnimi, ya yine dermansız bir zihnin karanlıklarında kaybolursam… Korkmaktan korkarsın sonra, sana lütfedilmiş huzuru nasıl sorgularsın ki… Hoş belki de o huzur tuzağındır şimdi. Belki kendinden memnuniyet, kendini bir şey sanmaktır, daha beter bir tuzaktır. Belki onunla da mücadele etmen gerekecek birkaç on yıl.
Birkaç on yıl! Hep ergen mi kalır bir insan şu dünyada! Yazık…
Yazıyorum işte, yazıyorum öyleyse varım.
İyileşirken, buradayım işte, saat 23.46 ve hala yazıyorum sadece.
Güzel uyumak, iyi uyumak… Kaç haftadır haftalık atılımımda takip ettiğim şeylerden biri: 7 gecenin kaçında iyi uyudum?
Çok uyumasam da olur, iyi uyuyayım yeter ki. Yastığa değen zihnim iyi olsun, temiz olsun. 3 saat uyusa da olur. İsterse her gece.
Şunu yapabildiğim zaman, hayatımın düzeni istediğim hale gelmiş olma yolunda büyük mesafe kat etmiş olacak: Uykum geldiğinde uyuyayım, uykuya kandığımda uyanayım. Cep telefonu alarmı olmadan, çalar saat olmadan, saatli uymak zorunda olacağım programlar olmadan.
Yazsam hep, okusam, yazsam yine, başka yazarları okusam ölüsüyle dirisiyle. Bunları yaparken ama yaşamın taa göbeğinde olsam. Güzel insanlardan oluşan büyük bir ağ ile temasta, onlardan beslenerek, onları besleyerek.
İyileşirken beraber olsak…
(Küçük bir not: Bunu ilk yazdığımda Corona öncesiydi. Salgın döneminde evden çalışma ve trafik gibi süreçlerin aradan çıkmasıyla günlük uyku ortalamam 5-6 saati buldu. Bakalım salgın sonrası nasıl olacak?)