İyileşirken – 3

Bedensel iyileşme, iyileşmenin önemli yönlerinden biri. Kimi insan bedeninde yaşıyor daha çok, kimi zihninde. Oysa ayrı değil ki bunlar. Zihnin kendisi, beyin o da bedenin bir parçası zaten, üstelik sinir sistemi sadece beyin de değil, vücuda gayet yaygın. Onunla da bitmiyor zaten, zihin, beden, ruh, ne diyorsanız artık hepsi bir bütün, bir arada varlar. Bedeni iyileştirmeden zihni iyileştirmek, zihni iyileştirmeden bedeni iyileştirmek; pek mümkünü olan şeyler değil böyle tekil cephe savaşları.

Bedensel iyileşmeye ilişkin omurilik sorunlarıyla uğraşıyorum bir zamandır. Bel fıtığı, boyun fıtığı… Kemiklerdeki bozulmalar, omuriliğin ve omurganın duruş şekliyle ilgili sorunlar… Dik duruş sorunları.

Belimle ilgili şöyle bir geçmişi düşününce… Yıllarca belimde bir alarm sinyali taşıdım. Anlık olarak sürekli baş gösterme riski olan bir sakatlık. Lavaboya doğru eğilirken, biraz fazla uyuduysam sabah yataktan kalkınca, arabada uzun oturduğumda, namazda rükuya eğilirken…

Bazen iyileşme, sorunun kendisiyle mücadele ederek gerçekleşmiyor. Çoğu zaman çözüm için başka yerlerde bir şeyler yapmanız gerekiyor. Her şey iç içe.

96 kiloydum. En az… Epeydir ölçmeyi bırakmıştım aslında. Belki 100’ün üzerine çıktığım da oldu fark etmedim bile. Sonra aralıklı oruçla 82 civarına indim ve artık orada kalıyorum. Belle ilgili sorunlarımı çözen önemli bir adım oldu bu. Yükünü azalttım, ciddi anlamda azalttım, büyük ölçüde rahatlama sağlamış oldu.

Ama sadece bu değildi yaptığım. Başka neler yaptım? Yatağı değiştirdim, omurgayı daha iyi destekleyen bir yatağa geçtik. Biraz uzun uyuyunca olan ağrı sorunlarını azaltmada bunun da etkisi oldu. Lavabo başı duruşuma dikkat etmeye başladım. Lavaboda takılı musluğun yapısı sağlıksız bir eğilmeye zorluyordu; değiştirdim. Şimdi dikkati de elden bırakmazsam omurgama saçma bir yük yükleyen o eğilmeyi yapmamış oluyorum. Tek omuzda ağır çanta taşımaktan uzak durdum. Buna neredeyse sürekli dikkat ediyorum artık. Neler yapmışım neler! Namazda rükuyu hakkıyla yapmaya başladım. Kıyamı da… Ama ona şimdilik girmeyeyim. O, duruş ve yogaya ilişkin tarafla bağlantılı.

Belim büyük ölçüde rahat artık.

Kiloları verdiğim dönemin bir süre sonrasında bu sefer boynumda sorun yaşamaya başladım. Omuzlarıma doğru yayılan sürekli, dinmeyen ve künt bir ağrı. Aylarca çektim bunu. Ağrı neredeyse canın orada. Bu sefer buna odaklandım.

İlk adım yine uyku dönemiyle ilgiliydi. Günde 4-5 saat, bazen 6-7 saat uykuda vakit geçiyor. Boyunla ilgili yapılabilecek en önemli şeylerden biri başı ve boyun omurlarını düzgün destekleyecek bir yastığa geçmek. Bunu yapmak, öncül bir fayda sağladı. Ama yetmez ki…

Duruşumu düzeltmek gereği çıktı karşıma. Boyun omurlarıma gereksiz ve sürekli bir yük yükleyen hatalı duruşlarım. Omurgada yanlış yerlerde, öne, yana yanlış eğilmeler. Bunlarla uğraşmaya başladım. Boyun ve bel için yoga hareketleri, dik duruş ilkeleri… Ama bir türlü yol alamadım burada. Neden?

Bilinç altım başka bir şey var diyordu bana sanki. Yavaş yavaş duyup anlıyorum. Yeterli değil henüz algım muhtemelen, hayatıma tam geçiremedim istediğim şeyleri. Ama adımlar oldu.

İlkin veganlık çıktı karşıma. Daha fazla kaynaktan teyit etmem gerekiyor ama inandırıcı birtakım bilgiler elde ettim. Vücudun genel çalışma mekanizmasıyla ilgili yanlış bir şeyler yapıyorsanız, vücudun kendi kendini tamir etmesine izin vermiyorsanız, ya da vücudun kendi kendini bozmasına yol açan şeyleri zorla yaptırıyorsanız; düzeltmeyle, iyileşmeyle ilgili yaptığınız şeylerin bir anlamı yok. İyileşmenin en temel ekseni, bedenin kendi kendini doğru yönetmesine izin vermek olmalı. Beslenme alışkanlıkları, hareket alışkanlıkları, uyku alışkanlıkları gibi şeyler çok önemli bu bağlamda.

Aralıklı oruca girmeyeyim şimdi. Kilo vermemde ve kilomu uygun seviyede rahatlıkla tutmamda çok önemli rolü olduğunu söyleyeyim sadece. Boynumu rahatlatmak için yoga ve hareketlere odaklanamadığım halde, bir türlü etkin eyleme o yönde geçemediğim halde, yol aldım. Veganlık sayesinde yol aldım.

Siz de teyit edin, ama şöyle bir ana mekanizma var: İnsan bedeni bitkisel beslenmeye uygun, hayvansal kaynaklı beslenmeye uygun değil. Hayvansal protein aldığımız zaman kanda asitlik seviyesi artıyor ve vücudun bunu dengelemesi gerekiyor. Bu dengelemeyi fosfat kullanarak sağlıyor ve onu da kalsiyum fosfat olarak kemiklerden çekiyor. Yani kemikler zayıflıyor. Ama tek yönlü de değil. Fosfatı kullanınca kalsiyum atık haline geliyor. O kadar kalsiyumu atamıyor beden: Böbreğinizde kum, taş oluyor, kemiklerinizde kireçlenme oluyor.

Sadece iki aydır vegan olduğum halde omuzlarıma yayılan, boyundaki kireçlenme ve omur hasarı kaynaklı ağrıların hafiflediğini hissediyorum.

Belki de duruşla ilgili yoga ve duruş farkındalığı çalışmalarına başlayamamamın sebebi, dipte bir yerlerde beslenme alışkanlığımın sorunu oluşturduğunu hissetmem, biliyor olmamdı. Bilinç seviyede bilmiyor olsam da vücudum biliyordu tabii ki: Manyak mısın arkadaş diyebilseydi bana keşke; niye bu kadar hayvan proteini gömüyorsun içeriye, başa çıkamıyorum bak, kemiklerin özünü zayıflattım, üstünü kireçliyorum mecburen, kes şu akışı arkadaş kes! Dolaylı olarak karşıma çıktı veganlık ve önemli bir gelişme sağlamış oldum. Ama hala duruş farkındalığı, yoga hareketleri, onları yapmam gerekiyordu ve yapamıyordum.

Çevik kişisel dönüşüm süreci uyguluyorum ve bu bağlamda öncelik verdiğim şeyler, bunlar hayatıma ne kadar giriyor görebiliyorum. Haftalar boyunca heybemde iyi duruş diye bir başlık görünce, haftalık yapılacaklara her seferinde onu alınca, ve her haftanın bitiminde başka pek çok şeyi çıtır çıtır yaparken bu başlığı hep ihmal ettiğimi görünce… Gizlisi saklısı kalmadı işte; burada bir sorun var!

Sanırım yavaş yavaş çözüyorum artık. Yaptığım okumalar, konuşmalar, düşünmeler beni farkındalığa, meditasyona doğru taşıdı. Farkında bir hayat! Tek yönlü olabilecek bir şey değildi bu; bilinçaltım bunu söylüyordu bana. Bak bunu tek başına önemli görüyorsun, ama yapamıyorsun, çünkü tek başına yapılabilecek bir şey değil. Yapman gereken bütünsel olarak farkındalığı yaymak hayatına.

O yüzden artık iyi duruş diye ayrı bir kartım, yapılacak işim yok. Onun yerine bakın ne geldi:

Meditasyon, salah… İkisi aynı şey benim için. Salah kelimesine namaz deyip geçmişiz ne yazık ki. Namazı tekil bir fiziksel uygulama olarak anlamış ve hayatımızın dışına hapsetmişiz. Oysa salah bakın ne demek: “Bir şeyin en iyi hâli. Rahatlık, sulh, iyileşme, düzelme, iyilik. Dine olan bağlılık. Her hayra câmi faziletlerin toplanmasında hâsıl olan yüksek bir sıfat.” Peki meditasyon ne demek? “Meditasyon, Latince meditatio kelimesinden türetilmiş, sözcük anlamıyla birçok Batı dilinde ‘derin düşünme’ anlamına gelmekte bir terim olup, mistik anlamıyla, sözlüklerde, ‘kişinin iç huzuru, sükunet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen ad’ olarak tanımlanır.” (Düzeltme: Bu kısmı yazarken salat ve salah kelimeleri arasında bir karışıklığım olmuş. Buradaki metinde salatın genelleştirilmesini salah anlamı üzerinden, başka bir kelime üzerinden yapmışım. Ama düzelterek de şunu ifade edebilirim ki, salat daha genel anlamıyla duadır, namaz da bir duadır, ama dua namaz dışında da hayatın geneline yayılabilecek bir haldir.)

Namaza namaz demek yerine salah diyebilmek ve anlamına uygun olarak onu hayata yayabilmekle, meditatif bir yaşam sürmek arasında pek de fark yok yani.

Çevik kişisel gelişim panomda meditasyon, salah başlığının altında neler mi var:

  • Şefkat meditasyonu
  • Dua, zikir meditasyonu
  • Ölüm meditasyonu
  • Halvet meditasyonu
  • Akış/Yaratış meditasyonu
  • Yoga, hareket meditasyonu
  • Sadeleşme, iyileşme, arınma eylem meditasyonu
  • Müzik, ses meditasyonu
  • Odaklı düşünme meditasyonu
  • Meditatif okuma
  • Rol model, murakabe meditasyonu

Yani bilinç seviyesinde çok detay bir şeyi ana unsur gibi gördüğüm için belki de bir türlü ilerleyemiyordum. Bilinçaltım burada bir durum var baksana, dikkat etsene diyordu.

Şimdi artık, meditasyon çeşitli yönleriyle hayatımın ana hedeflerinden. Çünkü o salah, çünkü o kurtuluş, çünkü o iyilik, çünkü o özüme ve Rabbime bağlı olma hali.

Güzel günler olsun.

Not: Bu yazıyı ilk yazdığımdan beri hayli zaman geçti. Aralıklı oruca hala devam ediyorum ve hep devam edeceğimi umuyorum. Zaten devam ettiğim bir şey sayılmaz, öyle yaşıyorum, yaşam biçimi. Veganlık da iki yılına yaklaşıyor artık, o da bir yaşam biçimine haline geldi gibi. Harekete ilişkin istediğim kadar şeyi hala hayatıma sokamadım. Ama günde yarım saat namazlar üzerinden sağlıklı hareket var en azından hayatımda.

Yorum bırakın