Bu kitabı geçen senelerde bir araya geldiğimiz kitap kulübünden bir arkadaşımın bir mesajla önermesi yoluyla fark ettim. İyi ki önermiş Volkan, teşekkürler kendisine.
Graham Fuller bu kitapta İslam keşke olmasaydı gibi bir fikrin peşinde değil. Başlıktan öyle bir anlam da çıkabildiği için baştan söyleyeyim dedim. Aksine İslam’ın olmadığı bir dünyanın şu ankinden çok da farklı olmayacağını, benzer gerilimlerin, benzer ilişkilerin hakim olacağını varsayıyor.
Batı dünyasında İslam’ın günah keçisi yapıldığı, İslamofobinin kol gezdiği şu yıllarda, kitaptaki temiz bakış açısı hayranlık verici. ABD’li ortalama bir okuru hedefliyor kitap aslında. Türkiye’den, Çin’den, Hindistan’dan, Rusya’dan, Arap ülkelerinden bir okur için ‘e nolmuş yani, zaten öyle işte’ dedirtecek pek çok unsur var. Ama işte bunlar ortalama bir ABD’li için pek de fark edilebilir şeyler değil. Neler mi?
- İslam’ın bugünki medeniyetin yükselmesi yolunda asırlarca bayrağı en önde taşıyan kültür olması.
- Batı’nın yeniden yükselişinin büyük ölçüde İslam dünyasından devşirdikleriyle mümkün olduğu.
- İslam’ın pek çok kültürle gayet barışçı bir şekilde kaynaştığı.
- Müslümanların pek çok farklı yönetim yapısı altında barış içinde yaşadığı.
- Kudüs’te asırlar boyunca İslam yönetimi altında çok dinli ve çok kültürlü yapının sağlıklı bir şekilde sürdüğü. Sonra Haçlıların fethinde Kudüs’te kadın, çocuk bile demeden, hatta sadece Müslümanların değil Yahudilerin ve başka mezhepten Hıristiyanların da nasıl katledildiği. Oysa ne Ömer’in ne de daha sonra Salahattin’in Kudüs’ü alışında böyle bir vahşetin olmadığı.
Bunlar bizim için pek sürpriz olmayan ama gözü iyice koyu boyanmış ABD’liler için hayli ilginç bilgiler.
Türkiye’de, Orta Anadolu’da derin bir kültürel şablon içinde yetişmiş ve okumalarıyla kendini dünyaya açmaya çalışmış, çalışmaya devam eden bir insan olarak kitabın bana kattığı şeyler de var tabii. Yukarıdaki saydıklarım ve benzerleri zaten bildiğim şeylerdi. Oysa benim için de güzel ve ufuk açıcı bilgiler vardı kitapta.
- Ortodoks Hıristiyan ve Sunni İslam kültürünün birbirlerine yatkınlığı ve yakınlığı. Bunu biliyordum çeşitli açılardan, bu kitapta daha derin temellerini okudum.
- İslam’ın barışçı yolla yayılmaya çok daha yatkın olduğunu biliyordum zaten. Ama bu kitapta iki büyük bölgede barışçı yayılma ve silahlı yayılma arasındaki farkı buldum. Aydınlatıcıydı. (Hindistan’ın güneyinde ticaret yoluyla yayılım ve kuzeyinden savaş yoluyla yayılım. Çin’in güneyinde ticaret yoluyla yayılım ve kuzeyinde savaş yoluyla karşılıklı yayılım.)
- Hindistan’daki, Çin’deki ve Rusya’daki müslümanların geçmişleri ve şimdileri üzerine farklı ve derinliği olan, en azından giriş sağlayan bir bakış açısı.
Kitapla ilgili daha fazla fikir edinmek isterseniz şu yazıyı da okuyabilirsiniz. (Chrome çok başarılı olarak Türkçeye çeviriyor, hatırlatayım.)