Mesajları duyuyor musunuz?
Bilinçle bilinçaltı arasındaki belirsiz çizgi vızır vızır işleyen bir trafiğe sahip. Ama işte pek çoğumuz, “ben”in asıl büyük kısmını oluşturan bilinçaltımıza kulaklarımızı tıkamış durumdayız.
Mesela bir yerimiz ağrıyorsa, bu aslında bize bir mesaj. Bedenimiz ve beynimizin bilinçaltı kısmı birlikte güzel güzel işleri yönetirken bir sorun çıkmış. Bu sorunu çözmek için ekipler çalışmış ama çözememişler. Ne yapmalı peki? Aciz kaldıkları noktada Genel Müdüre başvurmaları gerekir değil mi? Ağrı olarak yukarıya dilekçelerini yazmışlar, mesajlarını atmışlar. Demişler ki bizim burada bir müşkülümüz var çözemiyoruz, bir el atar mısın sevgili Genel Müdürümüz, sonuçta seni böyle durumlar için işe aldık değil mi? Peki siz ne yaptınız sayın Genel Müdürüm? Atıp bir ağrı kesici yatıp uyudunuz mu, o ağrı dilekçesinin anlamlarını araştırmadan?
Ya peki üzüldüğünüzde, kızdığınızda, sevindiğinizde, kıskandığınızda neler yaptınız? Bunların her biri de bilinçaltınızdan bilince birer dilekçeydi. Dilekçeleri okuyabildiniz mi? Bilinçaltınız size neler demek istiyor, neye dikkatinizi çekiyor, neden sizden destek almaya ihtiyaç duydu? Kafa yordunuz mu?
Bir insan bilinç seviyesinde bilinçaltı katmanların farkına varıp o katmanlarla samimi bir muhabbet geliştirmenin yolunu bulmazsa, şu hayatta çekeceği çok çile var demektir.
Yazının tamamını AçıkBeyin’de okuyabilirsiniz: