Karar vere vere batanlardan mısınız?

Çevik Yaşam çalışmalarımda danışanlarla üzerinde sıkça durduğumuz konulardan biri çatala gelmektir. Satrançtan bilirsiniz belki. Rakibiniz mesela atı ya da fili ile öyle bir hamle yapmıştır ki aynı anda diyelim hem vezirinizi hem kalenizi tehdit eder. İşte ‘karar vermeniz’ gereken bir durum. Çatala gelmeyi yukarı tükürsen sakal aşağı tükürsen bıyık ya da ehven-i şer olarak da biliyor olabilirsiniz.

Karar vermekten anladığınız şey, bir ya … ya … tercihi ise kararlarınız yaşamınızı kurtarmaz, ancak batırmaya yarar. Çünkü ya … ya … tercihleri oyun kurucuların işi değildir, üzerine oyun kurulanların kaldıkları durumdur.

Sıklıkla iki tercih arasında kalıyor ve vereceğiniz kararda bir de zaman baskısı ve içten içe bir huzursuzluk yaşıyorsanız, kendinizi köşeye kıstırmış olmanız muhtemeldir. Birisi sizi köşeye kıstırmıştır demiyorum, kendinizi köşeye kıstırmışsınızdır. Çünkü satranç tahtasında bile gerçek çatallar çok azdır. Pek çok çataldan, oluştuktan sonra bile kurtulmanız mümkündür. Biraz dikkatle, çatala zaten çok nadiren düşersiniz. Gerçek hayatta ise herhangi bir durumda, üç trilyon sekiz yüz bin tane falan tercih vardır. Ne yazık ki biz o tercihlere, gözlerimizi körleştirmeyi ya da bizim için önemli olanları seçemeyecek kadar hepsinde göz gezdirmeyi adet ediniriz.

Karar vermek yerine ne yapabiliriz peki? Bunun çıkışı ne? AçıkBeyin’de yazdım:

https://www.acikbeyin.com/karar-vere-vere-batanlardan-misiniz/

Yorum bırakın