Kar küreyicisi

Dostum duydum ki dönüp dönüp aynı rüyanın çeşitlemelerini görürmüşsün. Bir yoldaymışsın, daracık. İki yanı karla kaplı bir yol. O yolu açık tutmakla yükümlü bekçiymişsin rüyanda. Elinde bir kürek.

Dediler ki her rüyanın ortak yönü, karların yıkılı yıkılıvermesiymiş önüne. Küreği daldırıp karlara savurman gerekiyormuş hemen. Her rüyada, her sefer, bitmeden, durmadan… Gece ve gece, tekrar ve tekrar.

Kimi gece omzundan geriye savuruverirmişsin yıkılan topakları. Hızlı hızlı, bir yandan ilerleyerek, durmaksızın, tekrar ve tekrar. Sonra birden kendini o geride buluverirmişsin. Karları atı atıverdiğin geride, arkada. Önden savrulmuş kürek kürek karın altında gömülmüş bulurmuşsun kendini.

Kimi gece karları ileri ileri savururmuşsun. Bazen birkaç adım ileri, bazen insan üstü bir gayretle yüzlerce metre ileri. Yaptıkça rahatlayarak, kendine biraz güven gelerek. Ama o gecelerde de adım adım ilerledikçe, kürek kürek ileriye attıkça karları acayip bir şey oluverirmiş: Arkadan arkadan kar topakları patlarmış, omzunda, sırtında, başında. Yıkılıverirmişsin öylece, yüzüstü karların arasına.

Kimi gece yılarmışsın kardan, kürekten, rüyadan… Öylece çaresiz kıpırtısız, gömülürmüşsün iyice kaydıkça yanlardan karlar.

Tabir arayıp dururmuşsun haftalardır rüyalarına. Bak benim kulağıma kadar geldi.

Bu rüya size ait gibi mi? Ya da rüya değil de hayatınızda gündüz gözüyle mi buna benzer durumlar yaşıyorsunuz bazen. Rüyaya ilişkin yorumum AçıkBeyin’de:

https://www.acikbeyin.com/kar-kureyicisi/

Yorum bırakın