Ben tam başkası ham düşüncesi yüreğimizin ta orta yerine oturmuş durumda.
Bunu biraz düşünmeye ne dersiniz?
Bu duygu durumunu sadece toplum genelinde pozitif kabul edilen şeylerde geçerli sanmayın; kendimizle ilgili negatif algılarda bile “ben tam başkası ham” diye düşünüyoruz.
Önce pozitiflerden örnekler verelim:
- Biz büyük özveri göstererek zaman ayırıyoruz bir şeylere, başkalarının ayırdığı zamanı ise küçümsüyoruz.
- Yaşamın anlamını derinden duyumsuyoruz ve başkalarının bu anlama erişemediğini, yüzeysel kaldığını düşünüyoruz.
- Kendimizi daha başarılı, daha özgüvenli, daha dürüst görüyoruz; başkalarının başarısına, özgüvenine, dürüstlüğüne şüpheyle yaklaşıyoruz.
Peki ya negatifler? Aynı örnekleri kendisi hakkında olumsuz (?) görüşlere sahip bir insan için ele alalım. Ben tam başkası ham düşüncesi o kişide nasıl şekilleniyor?
- Bir şeyler için köle gibi çalışabilmeyi, çok zaman harcamayı bir yandan eziklik gibi taşıyoruz içimizde, bir yandan da bununla gizli bir gurur duyuyoruz. Olması gerekenin böyle kendini özveriyle harcamak olduğunu düşünüyoruz çünkü. Her ne kadar altında ezilsek de biz taşınması gereken bu yükü taşıyoruz; başkası bizim kadar taşımıyor.
- Yaşamın anlamı üzerine nihilist bir tavır içindeyiz, anlamsızlığın katı bir gerçek olduğunu keşfetmiş durumdayız; oysa başkaları yalan anlamlarla kendilerini avutuyorlar.
- Daha başarısız, daha özgüvensiz, daha ikircikli bir insanız. Ve bu olması gereken zaten. Başkalarının başarıları, özgüvenleri, dürüstlükleri iyi bakımlı maskelerden ibaretler.
Yazımın tamamını AçıkBeyin’de okuyabilirsiniz: