Boşluk olmadan nefes bile alamazsın

Yetmiyor. Olmuyor. Yetişmiyor. Doyurmuyor. Kaçırıyorum. Geride kalıyorum. Bir şeyler eksik. Dahasına ihtiyaç var. Bak, daha iyisini yapanlar var. Ben hiç boşluk bulamazken onlar nasıl da bulup zaman ayırıyorlar böyle şeylere. Demek ki ben de yapabilirim. Daha fazlasını yapabilirim. Ne güzel kariyerleri var. Ne kadar anlamlı yaşıyorlar.

Benim de işim fena değil aslında. Zorlanıyoruz ama geçimimizi sağlıyoruz. Aile, çocuk, arkadaşlar… Ama bir şeyler eksik işte yine. Olmayan bir şeyler var. Farkındalıklarım arttıkça daha da derinleşiyor eksiklik hissi. Doğal olarak… Baksana neler mümkün neler, oysa ben ne kadarla kalmışım.

Artırmalıyım. Çoğaltmalıyım. Daha çok çabalamalıyım. Bir boşluk bulur bulmaz, hemen oraya bir şey yerleştirmeliyim. Kendimi daha çok zorlamalıyım. Yapacak o kadar çok şey var ki. Elde edebileceğim o kadar çok şey var ki. O kadar iyi bir halim var ki benim, ideal, olabileceğim hal. O olmalıyım.

Bu ifadeler, bu yaklaşım, bu duygular tanıdık geliyor mu?

Yeni mezun olsan da, kariyerinin başında olsan da, kariyerinde iyi bir yerlerde olup biraz değiştirmek ya da zenginleştirmek istiyor olsan da, artık çalışma hayatıyla zorunlu bağlardan kurtulmuş ve yaşamını daha anlamlı kılacak şeylere zaman ayırıyor olsan da fark etmez. Bu yetişememe, geride kalma hissi yakana yapışmış olabilir. Hele de farkındalığa değer veriyorsan, farkındalık odaklı YouTube videoları izleyip, kitaplar okuyup duruyorsan…

Yokluk ve çokluk

Sorun, yeni dünyada eski dünya taktikleriyle yaşamda kalmaya çalışmakta. Bol boşluk barındıran ve yapılabilecek şeylerin kısıtlı olduğu bir dünyadan neredeyse hiç boşluk olmayan ve yapılabilecek şeylerin milyar katına çıktığı bir dünyaya geldik.

Eskiden boş kalmak zaten çokça yapabildiğimiz bir şeydi ve biraz fazlaca boş kalmak tembellikle eşdeğer görülürdü. Yaşamımızı yönlendirmek o kadar da karmaşık değildi. Takip edilebilecek ipler vardı, uçları da biraz çabayla ulaşılabilir durumdaydı. Biraz ıssızdı yaşamlarımız, fırsatlar için adımlar atmak, ip uçlarının biraz peşinde koşmak gerekiyordu. İp ucu aramadan durmak ya da tuttuğum bir ipin ucundan ilerlememek olsa olsa tembellikten olurdu bu dünyada.

Oysa günümüz dünyasında her şeyi yapmak çok daha kolay ve yapılabilecek şeyler akıl almaz derecede çeşitlendi. Gidilebilecek yolların ip uçlarını aramana bile gerek yok artık. Hatta bir bakıma iplerden oluşan bir bataklık içindeyiz. Her birimizin her yanında kıvranıp duran binlerce ip ucu var. Nereye dönseniz, elinizi nereye atsanız birkaç ipe dolanıyorsunuz. Bu iplerin büyük çoğunluğu hiçbir yere gitmiyor, bazıları kötü yerlere gidiyorlar. İşin ilginci, iyi yerlere giden ipuçlarının sayısı bile çok fazla. Tuttuğunuz ip biraz sonra sona mı erecek, kötü bir yere mi gidecek, iyi bir yere mi gidecek, anlayamıyorsunuz bile. Çünkü bu çokluğun altında boğulmuş halde hiçbir ipte az da olsa kararlı kalamıyorsunuz ondan ona atlayıp duruyorsunuz. Yol kat ettiğiniz ipler varsa bile, daha çok şans eseri, denk gelerek oluyor ilerleme.

Dur! Hiçbir şey yapma!

Peki o zaman ne yapmalı? Yaygın önerilerden biri durmak. Dur diyorlar, hatta bazıları ekliyor: Hiçbir şey yapma!

Bu tavsiyenin doğruluk payı olsa da yeterince açıklayıcı değil. Hatta gerçek anlamında ele alacak olursanız, uygulanması mümkün değil. Bir insanın durması, hiçbir şey yapmaması mümkün değildir. İç organlarımız çalışmaya devam eder, beynimiz çalışmaya devam eder, duygularımız, hislerimiz ve duygulanımlarımız devam eder. İnsan duramaz. Hiçbir şey yapmadan durmak mümkün değildir. Yaşam, bedenimiz öldüğünde bile durmaz. Çünkü biz ölsek de bedenimizdeki hareketlilik, mikroorganizma seviyesindeki ‘yaşam’ devam ediyordur ve ölüm sonrası bedeni çürüten faaliyetler ilerlemeye başlar. Ölüm sonrasındaki o çürüme bile başka yaşamlar için başlangıçlar ve gelişmelerdir.

Dur, hiçbir şey yapma derken kast edilen, aslında mevcut cenderemizden biraz çıkmamızdır. İçinde olduğumuz keşmekeşi fark etmek için bir adım geri atmamız gerekir. Biraz çekilip kendi yaşamımıza yukarıdan ya da bakmayı pek düşünmediğimiz açılardan bakmamız gerekir.

Şöyle duymanız çok daha sağlıklı olur: Yapageldiğin şeylerden biraz geri çekil. Özel olarak bir şey yapma çabasında da olma hemen: Kendini gör, kendini anla, yaşamı gör, yaşamı anla. Tam olarak anlamana bile gerek yok. Mevcut durumdan biraz daha iyi anla ve bir şeyleri değiştirmeye ancak ondan sonra başla.

Önemli bir zorlukla karşı karşıyayız: Hareket halindeki treni bir yandan tamir etmemiz gerekiyor. Durma şansımız yok ama yavaşlama ve duraklama şansımız var.

Tren olarak düşününce zor gelse de biyoloji bağlamında düşünürsek çok da zor değil: Beden kendini sürekli onarır. İnsanın psikolojisi sürekli bir iyileşme peşindedir. Yaşam, çeşitliliğini üretirken laboratuara çekilip ölü deneyler yapmaz, canlılığın yüksek çeşitliliği canlılığın büyük devingenliği içinde çoğalıp gider.

Ancak kendi yaşamından öğrenebilirsin

Yaşam kendisi içinde devinerek, dönüşerek ilerler. Yaşamlarınızı dönüştürmenin yolunu yordamını da ancak kendi yaşamlarınızdan öğrenebilirsiniz. Çevik Yaşam Rehberi oynatma listemde bunu nasıl yapabileceğin yaklaşımını detaylı bir şekilde anlatıyorum. Burada özetleyecek olursam: İşin özü yaşamınızı hafta olarak görmek, her haftanıza ne yapabileceğinize dair bir öngörüyle girmek, hafta boyunca yapıp ettiklerinizi takip etmek ve haftanın sonunda gerçekleşen durumla baştaki öngörülerinizi karşılaştırarak aradaki çelişkilerden öğrenmek, böylece sonraki hafta çevriminize biraz değişmiş bir insan olarak girmektir.

Bunu yaparsanız, kendi yaşamınızdan öğrenerek kendi yaşamınızı dönüştürme sürecini başlatmış olursunuz ve böylece yaşamınız yola girer. Ama bunu yapmaya bile mecaliniz yok, çünkü yaşamınıza bir şeyler daha eklemek için koşturmanın peşindesiniz.

Yoğunluktan, daha da yoğunlaşarak kurtulabilir misin?

Sorunun kendisi yoğunluk ve kalabalıkken tutup da sorunu çözmek için bir şeyler, daha bir şeyler daha yüklenmen ne kadar mantıklı? İşin sırrı boşluk açmakta. Nefes almadan adım atamazsınız, boşluk olmadan nefes alamazsınız.

Kendinize hiç boşluk bırakmadan çokça yükleme yaptığınızdan, bedeniniz, bilinçaltınız var olabilmek için, yaşamda kalabilmek için olmadık oyalanmalarla sizi baltalıyor. Aslında sizi baltaladığı falan yok. Çeldiricilerle, uyuşturucularla hızınızı azaltmaya, yükün altında kendinizi yok etmenizi engellemeye çalışıyor.

Yaşamınızı gerçekten istediğiniz gibi yönlendirebilmek için şu ağır yükten bir kurtulmanız lazım öncelikle. Ertelemenin, vaz geçmenin, hayır demenin şifasını kabullenin. Fazla yüklendiğiniz için yolda her şeyin döküldüğü bir yolculuk yerine, taşıyabileceğiniz kadarıyla ilerlemeyi deneyin. Bunun yolu acilen devrimsel kararlar almaktan geçmez. Önce en yaşamsal olanlar hariç her şeyi azıcık erteleyin. Yaşama bir bütün olarak değil, hafta olarak bakın. Haftanızın yükünü sadece yaşamsal olanlara indirin. Sonra da boşluk bırakmayı ihmal etmeyecek şekilde diğerlerinden az az yüklenin. Boşluk içeren, nefes aldıran, normal bir hafta yaşamaya bakın.

Yükleriniz duruyor kenarda. Bunların tamamından vazgeçmedik hemen. Sadece yaşamsal olanları ve çok yük oluşturmadan en çok istediklerimizden seçerek bir zemin oluşturduk. Kenardaki yüklerden de aldıklarımız olacak. Bir kısmını epeyce erteleyeceğiz, bazılarından vazgeçeceğiz. Ama bunları netleştirmeden önce, yaşamımızda boşluk açmamız ve haftamızı yaşayan haftalar kılmamız gerekiyor.

Azaltarak artırın

Sonraki adım, yapmak istediklerimiz içinde yatırım geri dönüşü yüksek ve hızlı olanlara öncelik vermektir. Yükten yüke fark vardır. Öyle yükler vardır ki yükünüzü kalıcı olarak artırır, öyle de yükler vardır ki, bunlara negatif yükler diyelim, bir süre sonra toplam yükünüzü azaltıcı etki yaparlar. Negatif yükler yüklenmeye özen gösterin. Öyle şeyler seçin ki bunlara harcadığınız zamanlar çok kısa sürede size çok daha fazlasını geri getirsin. Yani bu hafta 10 saat harcayacağınız bir şey, öyle bir şey olsun ki, size birkaç haftadan itibaren yaşam boyunca binlerce saat kazandırsın.

Örneklerini bulmanız hiç zor değil. Mesela diyelim ki sevdiğiniz bir insanla çeliştiğiniz, öfkelendiğiniz, kavgalar edip huzursuz olduğunuz bir konu var. Bu konuya boşluk oluşturup doğru düzgün odaklanarak çözüm yaklaşımı geliştirip uyguladığınızı düşünün. İşe yarar çözümü bulduğunuzda, geleceğe doğru büyük bir zaman ve çok daha önemlisi huzur kazancınız olacaktır. Böyle akıllı seçimlerle yükünüzü azaltarak yaşam tatmininizi çoğaltmanız mümkün olur.

Böyle şeyleri seçebilmek için önce boşluk açmalısınız. Bir önceki adımda bahsettiğim gibi, haftanıza sadece yaşamsal şeyleri ve bunun üzerine seçtiğiniz bazı şeyleri alarak, kendinize yeterince boşluk bıraktığınızda, sizin için yatırım değeri yüksek şeylerin neler olduğunu görmeye başlarsınız.

Önce küçük boşluklar açarak küçük ilerlemeler sağlayın. Bunları doğru yerlerden seçerek yaşamınızda yani haftanızda daha büyük boşluklar açabilir hale gelirsiniz. Ve daha büyük boşluklar açabildikçe de yaşamınızı gerçekten dönüştürecek çok daha büyük şeylere de yer açılır.

Yaşam yaşayarak yaşanır, iyileşme yaşarken olur.

Çevik yaşam ile değerlerinizle uyumlu tatminli yaşama ilk haftadan itibaren ulaşın.

Yorum bırakın