Biri bana ne yapacağımı söylesin!

Eskiden çocukluğumuzdaki oyunlardan okullara kadar kurallar belli, çerçeveler hazırdı. İşlerde görev tanımları genellikle çok netti. Şimdilerde ise çok standart işleri yöneten eskinin bir çeşit kuklacıları bile, otomat gibi çalışan astlarına “Bu kadar da kukla olunmaz.” diyor. Görev tanımlarının hızla değiştiği bu düzende iş hayatından sosyal yaşama kadar hazır kalıplar yetmiyor, kendi çerçeveni kendin çizmen bekleniyor.

Peki ne yapacağız? Cevaplar Çevik Yaşamda. Şu iki video size güzel taktikler sunacaktır:

1. Yaşam haftadır

2. Yapmanın yolu yapmaktır, onun da yolu yapamamaktır

*

çerçeveler çerçeveler çerçeveler

Çocukken, oyun oynarken, kendi kendimize oyun kurabiliyorduk belki… Ama ondan sonra yaşam hızlı bir şekilde değişmeye başladı.

Bir kere bu oyun arkadaşlarının içerisinde bazı oyun kurucular var ya -belki siz oydunuz 
ama belki de başkasıydı- o oyunu öyle kafanıza göre kurmanıza izin vermemeye başladı. Kurallar koydu, yönlendirdi. Pek hoşunuza gitmeyen bazı roller üstlenmeye başladınız oyunlarda.

Hadi diyelim orada bozulmadı büyü. Aileniz kurallar koymaya başladı. Bu böyle yapılır, şu şöyle yapılır, öyle oturma, böyle kalkma, şunu şöyle yap falan diye toplumun isterlerine hazırlamak için size bir çerçeve dayatmaya başladılar.

Belki şanslıydınız aile konusunda. Böyle biraz kendinizi bulmanıza izin verecek bir yapıda olan bir ailedeydiniz ama sonra gittiniz okul başladı ve okulda müfredat var. O müfredat da sabit. Ve size diyorlar ki bak şunları şunları yaparsan, şunları şunları öğrenirsen iyisin, şu sınavda şu kadar derece elde etmelisin, şu dersler var bu dersleri al, seçmeliler de seçtirmeli daha çok. Yani şöyle şöyle iyi olur diye bir müfredat dayatıldı. Bir kutunun içerisine 
sığmam, girmem, ona adapte olmam istendi.

Ondan sonra diyelim ki meslek tarafına doğru geldik, bu sefer de görev tanımları çıktı karşımıza. Dediler ki görev tanımı şöyle böyle. Böyle yapmalısın. Performans kriterleri bunlar. Bak iyi gidiyorsun kötü gidiyorsun, ona göre terfi alacaksın, ona göre maaş falan fıstık…

Ezbere çerçeveler yok olunca…

Böyle bir dünyada geldik. Şimdiye kadar, yakın döneme kadar, son 5-10 yıla kadar, hatta belki Korona’ya kadar falan… Ne oldu? Bize çerçeve dayattılar. Dediler ki bu çerçeve iyi, bu çerçeveyi doldurursan süpersin, bak şunları yapman gerekiyor. Çok düşünme, kafayı yorma. Bunları yapman gerekiyor.

Ama bir yerde olay patladı artık. Dönüşüm o kadar evrensel bir boyutta ki artık insanların var olan kalıpları doldurması yoluyla hareket edemiyoruz, bu bizi bir yere götürmüyor. İnsan kaynaklarında olan değişime bakarsanız şirketlerde son 5-10 yılda bunun çok belirgin bir hale geldiğini görüyoruz. Öncesinde görev tanımları çok netti, bunu istiyoruz, şöyle özellikler olmalı, şöyle olmalı vesaire… Bunun dışına doğru hareket eden, biraz farklı davranmaya çalışan, aa tu kaka durumlarıyla karşı karşıya kalabiliyordu.

Oysa dönüşüm çok hızlıydı. Bunun sonucunda önce şu oldu: İnsan kaynakları departmanları görev tanımlarını çok daha sık elden geçirmeye başladılar. Yani önceden mesela bir görev tanımı yapıyorsun 5 yıl boyunca aynı görev tanımı kalıyorken, iki yılda bir değişmeye başladı görev tanımları. Bazı görev tanımları birbiriyle birleşmeye başladı. Yılda bir değişmeye başladı.

Mesela devops kavramı çok enteresandır burada: Önceden yazılımcılar tamamen ayrıydı operations tarafına bakanlar tamamen ayrıydı, ayrı kişilerdi ve ayrı şeyler bekleniyordu bunlardan. Sonra dediler ki ya bunlar bir arada da fena olmuyor galiba, yani aynı kişi hem development’la ilgili konuları yapsın, oralarla ilgili hakimiyeti olsun, hem bunun operasyonu, işletmesiyle ilgili konuları da yürütsüne gelmeye başladı.

Görev tanımı diye bir şey kalmamaya başladı ve esneklik devreye girdi artık. Temel olarak diyorlar ki, hangi rolde olursan ol bu çerçeveyi biraz da sen biçimlendir. Yani çerçeve böyle gibi ama hani bunu özelleştirmek yönünde de senden bir şeyler bekliyoruz artık.

Zorunlu girişimci

Olay şuna doğru gidiyor: Ya zaten girişimci olacaksın yani bir yerde çalışarak papabileceğin iş seçenekleri azalacak giderek ve o karşılık olarak yapıp ettiğin şeyin karşılığı zayıflamaya başlayacak. İşin anlamı çökmeye başlayacak. Dolayısıyla girişimci olmak durumunda kalacaksın, kendin bir şeyler yapacaksın. Ya da 
bir şirkette çalışıyorsan da ünvanın, konumun ne olursa olsun senden bir CEO gibi çalışmayı bekleyecekler. Yani o alanın nereyse, koca bir şirket olmayabilir alanın, belki sadece küçücük bir oda ya da küçücük bir bölge, ama orayı bir CEO gibi yönetmeni bekleyecekler.

Yani sana artık kuklacılar bile diyor ki: Ya bu kadar da kukla olunmaz. Yani biraz böyle kendin de hareket et, biraz çerçeveni kendin de belirle dediğimiz bir durumla karşı karşıyayız. Ama şimdiye kadar öyle gelmedik ki! Oyun oynarken, okulda, ailemin bana dayattıkları, şu ana kadarki görev tanımları, hep böyle bana çerçeve vermeyi, müfredat vermeyi ve benim ona uymamı istedi. Nasıl olacak da ben kendi özdisiplinimle özirademle hareket etmeye başlayacağım, yolumu tayin etmeye başlayacağım? Bu çok kolay bir şey değil.

Kendi yaşamından öğren

Buradaki kritik nokta, kendi yapıp ettiklerimden öğrenmek. Çevik yaşamdaki birkaç bağlam bu konu ile ilgili çok önemli faydalar sunar. Mesela bir tanesi yaşamı hafta olarak almak. Yani bu dönüşüme, ya ben buradan buraya nasıl geleceğim diye bakarsam eğer… ya şimdiye kadar irade kullanmadım, kendi programımı kendim belirlemedim, nasıl bu hale geleceğim diye kocaman bir konu olarak bakarsam ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıp gözümde iyice büyütüp vazgeçebilirim. Oysa hafta olarak baktığım zaman, bu haftamı ben belirleyeyim dediğimde, aşağı yukarı biliyorum 
haftamı. Neyi nasıl değiştirebileceğimi, ne kadar değiştireceğimi de bilebiliyorum, yapabiliyorum ve onun sonuçlarından öğrenebiliyorum.

Kendi hatalarından öğren

İkinci konuysa şu: Yapmanın yolu yapmaktır, onun da yolu yapamamaktır. Yani kendi çerçevemi çizmeye çalıştığımda önce çuvallayacağım, olmayacak, hatalar olacak. Zaten doğalı da bu, normali de bu. Kendi yolumu tayin etmeyi böyle öğrenirim. Yapmaya çalışacağım, hatalar olacak. Birinden beklediğim için öngörmediğim bir şey olacak. Ya bunu bana söylemediler ki diyeceğim. Sonra bakacağım ki birinin söylemesine gerek yoktu ki, evet kendim görmeliydim. Bir dahakine nasıl kendim görürüm? Bu şekilde yaşamımda irade kullanmaya başladığım zaman… Daha önce kullanmadığım bir kas olduğu için çok ciddi anlamda hamlamıştı, gevşemişti ama orada duruyor… İrademi kullanmaya başladığım zaman, yavaş yavaş kaldırabileceğim yük artmaya başlayacak. Bir haftadan bir haftaya, bir haftadan bir haftaya geçerken yavaş yavaş kendi çerçevemi belirleyebilmeye başlayacağım.

Ve artık bu bir seçenek değil; bu bir zorunluluk. Çünkü artık size kimse bak bu çerçeve iyi, böyle yaptığın zaman iyi olur demek istemiyor. Diyorsa bile bunun yalan olduğu o kadar belli ki, ne o inandırıcı bir şekilde söyleyebiliyor ne de artık siz kendinizi kandırabiliyorsunuz. Çevik yaşamı da kullanarak öziradenizle, özdisiplininizle geleceğinizi tayin edebilirsiniz.

*

Ayrıcalıklardan yararlanmak için YouTube kanalıma katılın

Çevik Yaşam Rehberi oynatma listesi

*

#meslek #kariyer #görev #görevtanımı #girişim #girişimci #özdisiplin #disiplin #özirade #irade #anlam #öğrenme #hata #hatalardan öğrenme #kapasite #çerçeve

*

Tüm videolarım şu konular etrafında döner: #dönüşüm #çevikyaşam #yaşam #yaşamak

One comment

Yorum bırakın