Bir şey var, yapmam gerekiyor, ama erteliyorum, tekrar erteliyorum. Ama sadece o değil başka bir şey daha var, onu da erteliyorum. Bir şeyleri yapmak konusunda da bayağı isteksizliğim var. Yavaş yavaş o birini erteleme öbürünü erteleme üçüncüyü erteleme derken, bir şeyleri yapma isteksizliği derken, genel bir her şeyi ertelemeye, hiçbir şeye motivasyon bulmamaya doğru dönüşüyor.
Neden hep erteleme?
Bu, psikolojik olarak baktığımız zaman önemli bir problemi ifade ediyor ve toplumun yaygın bir yerinde değil de az bir yerinde normalde görülmesi gereken bir şey. Ama bu durum kendinizde, çevrenizde baktığınız zaman artık bir hayli de yaygın durumda, bu genel motivasyonsuzluk hissi, her şeyi erteleme durumu.
Acaba burada ne oluyor? Buranın biraz daha derinliğine bakmakta fayda var. Yine bir parametre değişikliği durumuyla karşı karşıyayız. Ertelemeyi kötü olarak etiketleyen bir şey var zihnimizde. Bir şey ertelediğimiz zaman onunla ilgili bir vicdan azabı hissediyoruz. Yapmamız gereken bir şeyi yapmamış olma duygusuyla eziliyoruz. Ama o kadar çok şeyi de erteliyoruz ki hepsinde böyle ezilme şansımız da kalmıyor.
Garip bir durumun içindeyiz. Aslında olay şu: Eskiden yokluklar dünyasında yaşıyorduk, az şeyle muhatap durumdaydık. Ne yapmamız gerektiği ile ilgili seçenekler, yapıp edebileceklerimiz kısıtlıydı. Yol belliydi. Birinden gideceksin, olmadı öbüründen gideceksin. Zaten 3-5 tane yol var. Ne yapabileceğin belli. Bu dünyada yapılması gereken bir şeyi yapmadığınız zaman geri kalmış oluyordunuz. Dolayısıyla yapıp ilerlemeniz gerekiyordu. Ertelemek eşittir tembellik demekti.
İşlerin kolaylaştığı ama yaşamın zorlaştığı dünyadayız
Ama şimdi farklı bir dünyadayız. İşlerin kolaylaştığı ama yaşamın zorlaştığı bir dünyadayız. Bir şeyleri yapmak etmek, yol almak çok kolay gibi gözüküyor ama aldığımız yol mu, nereye gidiyoruz, pek farkına varmıyoruz.
Yapabileceğimiz şeylerin seçeneği 3-5 ile kısıtlı değil, çok daha fazla seçenekle karşı karşıyayız. Dolayısıyla seçememekle ilgili bir problemimiz var. Benim için iyi olan hangisidir ile ilgili baktığımız zaman önümüzde artık iki üç tane seçenek yok. 5 tane, 10 tane, 20 tane, 50 tane seçenek var. Herhangi birinden gitsem gerçekten benim için çok iyi bir şeyler yapabileceğim, güzel bir gelecek inşa edebileceğim. Ama bu 50 tane şey, bin tane şeyin arasına gizlenmiş, saçılmış durumda. Hangisi benim için iyi pek de anlayamıyorum.
Hani eskiler çocuklar için öğretmenler falan derlerdi ki ya bir kulağından giriyor öbür kulağından çıkıyor. Şimdi öyle bir durum yok. Şimdi burada 30.000 tane şey var, kulaktan girmiyor ki!
Önümde ipuçları var ama ipuçları öyle 20-30 tane değil, binlerce ipucu var. Elimi atıyorum elimde kalıyor, elimi atıyorum elimde kalıyor. Hangisinin gideri var, geleceği var, bilemiyorum. İşte bu durum temel olarak motivasyonsuzluğa, her şeyi erteleme duygusuna sebep oluyor.
Yokluklar dünyasında alışık olduğumuz yöntemler burada işe yaramıyor. Artırmakla, çabayı artırmakla sonuca gidemiyorum, çabayı artırmakla daha çok boğuluyorum. Seçeneğimi çoğaltarak daha zengin bir gelecekle karşı karşıya değilim artık. Seçeneğim zaten çok fazla! Daha çok çoğalttıkça daha çok altında gömülüyorum. Dolayısıyla burada yaşamımdan öğrenerek, seçip deneyerek, kendim için iyi olanın hangisi olduğuna karar vererek ilerlemem gerekiyor. Çoğaltmam değil azaltmam gerekiyor. Arkası var mı diye bakıp anlamam gerekiyor.
İşte burada temel konu ertelemeyi öğrenmek, seçmeyi öğrenmek, vazgeçmeyi öğrenmek. Yapabilecek olduğum, kolaylıkla yapabilecek olduğum o kadar çok şey var ki, bir ömür değil birkaç ömrüm olsa bu ömürler bile yetmezdi. Üstelik o birkaç ömürde de daha çok farkındalık biriktirirdim, daha çok seçenek ortaya çıkardı, yine kalırdım ortaya yerde.
Ertelemeyi öğren, seç, vazgeç
Yapmam gereken şey ne? Bunların arasından seçebilme becerisi oluşturabilmek. Bunun için de bazı şeylerden vazgeçeceğim, bazı şeyleri erteleyeceğim, bazı şeyleri zamana bırakacağım. Peki nasıl yapacağım bunu? Çevik Yaşam bağlamından birkaç anahtar kavramla yolunuzu açalım. Daha fazlası için Çevik Yaşama müracaat edebilirsiniz.
Öncelikle şunu bileceğim: Benim bir kapasitem var. Yani haftalık belirli saat var, bu kadar saat bir emek sarf edebilirim. Bunun daha ötesine geçtiğim zaman ileriye doğru gitmem artık. Kazancım azalmaya başlar. Bir müddet sonra geriye düşerim, olanı da kaybetmeye başlarım. Dolayısıyla bir kere kapasitem ne bileceğim, ona saygı duyacağım. Sonra deneyeceğim yapacağım edeceğim şeyleri bu kapasiteye göre planlayacağım. Ben bu hafta ne kadar bir şey deneyebilirim, bakabilirim? Sığmayacak olanlarını mecburen erteleyeceğim. Sonra haftamdan öğrenerek seçmeye başlayacağım. Yani diyelim elimde 100 tane seçenek var, yüzünden birden atılıyorum bir şeyler yapmaya çalışıyorum, birini alıyorum birini bırakıyorum falan. Dolayısıyla hepsi ile ilgili bir isteksizlik oluştu. Onun yerine ne yapacağım? Ya benim haftalık kapasitem ne kadar? Deneyebileceğim şey sayısı ne kadar? Yani işte 5 taneyi mantıklı bir şekilde deneme ihtimalim var, onları deneyeceğim.
Haftanın sonucunda da değerlendirip öğreneceğim. Bunlardan hangisi bana iyi gibi geldi, hangisini devam ettirebilirim, hangisinden vazgeçmem gerekiyor? Hatta bu haftayı planlarken de boşluk da bırakacağım kapasitemde. Çünkü kendim için en iyi olanı planlayabilme şansım düşük. Yaşamın kendisinin, ortamın kendisinin getirdiği zenginlikler benim planladığımdan çok daha iyi seçenekler de sunabilir. Çoğaltarak, çabayı artırarak değil, azaltarak, seçerek, çabayı azaltarak, kendiliğinden gelen hediyelere de kendinizi daha fazla açarak çok daha keyifli bir yaşam mümkün. Çevik Yaşamda bunun detaylarını kapsamlı bir şekilde anlatmış durumdayım. Henüz fark etmediyseniz o içeriklerime de göz atmanızı tavsiye ederim.
*
Ayrıcalıklardan yararlanmak için YouTube kanalıma katılın
Çevik Yaşam Rehberi oynatma listesi
*
#erteleme #isteksizlik #motivasyon #motivasyonsuzluk #yokluk #çokluk #kapasite #boşluk #seçmek #seçenek #kolaylık #zorluk
*
Tüm videolarım şu konular etrafında döner: #dönüşüm #çevikyaşam #yaşam #yaşamak