Eğitim sistemi ile ilgili genel bir problemimiz var. Yani sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde. Öğrenme-eğitim-okul ilişkisi, bununla ilgili sürekli olarak yeni çabalar, yeni çağın ihtiyaçlarına göre dönüşüm sağlama çalışmaları var. Ben de bu konuya sıkça kafa yorarım. Bir ara acaba eğitimde kullanılan konularla ilgili sorun var diye düşünmüştüm. Yani yaşamdan kopuk eğitim sistemi bir şekilde. Bunun sebebi acaba müfredattaki konular mı diye düşündüm ama sonra baktım ki yaşamın tüm konuları eğitimde var zaten. Mesela fizik var, dünyadaki hareket, dünyadaki eylemler fizikle çok bağlantılı. Kimya var, biyoloji var, felsefe gibi çeşitli konular var… Aslında gerekli şeyler var eğitim sisteminde. Sorun daha çok yaşamdan koparmış olmamızla ilgili. Mesela fizik öğreniyoruz ama ezberleyecek şekilde öğreniyoruz. Trafikte araçların duruş mesafesi, çarpışmadaki olası etkiler, bize ne yapar bunu pek anlamıyoruz mesela. Buna kafa yormuyoruz.
Bilimsel yaklaşım bilim üretmeye mi özel?
Şimdi böyle anlamadığımız; yani öğrendiğimiz, çokça gördüğümüz ve sınavda sorusu çıksa cevap verebileceğimiz ama yaşama geçirmediğimiz çok kritik bir konu var: Bilimsel yaklaşım. Bilimsel yaklaşımı üniversitede pek çok lisans programında 1. sınıftan itibaren hocalarımız aktarmaya çalışıyor. Bununla ilgili doğrudan eğitimimiz olabiliyor, bununla ilgili kredili dersimiz olabiliyor. Ayrıca pek çok hoca da bu yaklaşımı aktarmaya çalışıyor. Yüksek lisans yapan pek çok insan var. Yüksek lisansın amacı zaten bilimsel yaklaşıma geçişi sağlamak. Bir tez nasıl yazılır, tez için hipotez nasıl ifade edilir, bunun delilleri nasıl araştırılır, karşı delilleri, destekleyen delilleri vesaire bunun üzerine odaklı tez yazma konusu ama bilimsel yaklaşımı da yaşamdan tamamen kopuk olarak görüyoruz.
Bilimsel yaklaşım acaba bilim yapmak için mi var ve bilim yapmak ne demek. Aslında bu yaşamın özünde, içinde olan bir şey. Batı medeniyetinin her şeyin 1800’lerden başlatma adeti var ya… Sanki aydınlanma çağıyla bilimsel yaklaşım gelmiş gibi, ondan önce hiç yokmuş gibi bir dayatma var. Ama aslında bilimsel yaklaşım bizim doğal yaşam şeklimiz.
Kelimeleri, kavramları nasıl öğreniriz?
Bebeklerin öğrenmesine baktığımız zaman, mesela konuşmayı nasıl öğreniyorlar, kelimeleri nasıl öğreniyorlar. Diyelim ki yeni yeni kelimeleri öğrenmeye başlayan bir çocuk böyle ufak canlılar görüyor. Bunlar 4 ayaklı ve bunlara kedi dendiğini görüyor. O kedi, öbürü kedi… Kediyle ilgili bu gözlemleri üzerinden, şöyle şöyle şeylere kedi deniyor diye bir hipotez kuruyor. Ama bu yanlışlanabilir bir hipotez. Yani bu böyledir diye kesin bir şekilde değil, her an yanlışlanmaya açık. Bir yandan da deneyler yapıyor. Mesela bir şeylere kedi diyor, aa onaylandığını gördükçe ha diyor ki tamam kedi buymuş. Sonra bir şeye daha kedi diyor, ama hayır diyorlar, o köpek. Aa o ufak bir şey, benziyor, onun da 4 ayağı var ama ne farklılıkları var.
Kuşkucu baktığı için acaba buna böyle demem ne kadar doğru diye düşünüyor. Burada değiştirilmesi gereken ne var fark edebiliyor çocuk. Aa böyle olduğunda kedi, böyle olduğunda köpek mi oluyor acaba diye yeni bir hipotez kuruyor. Bununla ilgili deneyler yapıyor. Aldığı geri beslemelerden o kelimeyle ilgili kavramlarını daha iyi oturtmaya başlıyor.
Kuşku olmadan bilim olmaz
Bilimsel yaklaşım dediğimiz şeyin 4 tane temeli var aslında. Birincisi kuşkuculuk. Yani biliyor olduğumuz şeyleri geçici kabul etmek, şimdilik işimize yarıyor olarak kabul etmek ve buralardaki olası aksamalara açık olmak. Ya bu böyle değilmiş galiba diyebilecek şekilde bakmak olaylara. Tabi bunun için de ne yapmamız gerekiyor, gözlemler yapıyor olmamız gerekiyor. Yaşamımızın içinde olmamız gerekiyor.
Şimdi kuşkucu bir şekilde gözlemlerimizi yaptık. Sonra ne yapmamız gerekiyor, açıklamalar oluşturmamız gerekiyor. Ama bu açıklamaları oluştururken kocaman açıklamalar değil de, yaşamda işimize yarayabilecek ve yanlışlanabilir açıklamalar geliştirmemiz gerekiyor. Bu şekilde hipotezlerimizi oluşturduğumuzda bunları oluyor mu olmuyor mu diye deniyoruz. Şimdi bu bilimsel yaklaşım. Bilimsel yaklaşımı niye sadece ar-ge yapmak için, patent almak için, buluş yapmak için kullanalım ki? Yaşamlarımızda da bilimsel yaklaşımı gayet iyi bir şekilde kullanabiliriz. Oysa eğitim sistemimiz genel olarak, içeriklerinde bilimsel yaklaşım da var olmakla birlikte, davranış ve tarz olarak ezberlemeye yönelttiğinden; kullanmak, keşfetmek, yaşamla bütünleştirmek biraz işin dışında kaldığından bunu göremiyor durumdayız.
Çevik Yaşam’la bilimsel yaklaşım, yaşama geri geliyor
Bilimsel yaklaşımın 4 temel unsurunu test sorusunda cevaplayabilmek pek de bilmek anlamına gelmiyor. Acaba bunu nerede kullanabiliriz, buna bakmak lazım. Geliştirdiğim Çevik Yaşam yaklaşımının çok temel bir yönü de kişisel yaşamla ile ilgili bilimsel yaklaşımı kullanmayı getirmesi. Ve bunu yapmamız artık bir hayli zorunlu gibi. Çünkü artık kariyerler, bir önceki videoyu hatırlayın, kariyerler çok hızlı dönüşmeye başladı. Meslek ne demek, benim mesleğim nedir, benim kariyerim ne kadar sağlam? Yakın zamana kadar 10 yılda bir insanlar kariyer dönüştürmeye başlamıştı. Şimdilerde artık 10 yıl bile çok uzun bir süre gibi gözüküyor. İnsanlar 3-5 yılda bir kariyerlerinde önemli dönüşümler yapıyorlar. İş değiştirmeseler; aynı kurumda, aynı firmada, hatta aynı ünvanla çalışıyor olsalar bile mesleklerini yapış şekilleri dijital dönüşüm, yapay zeka ve başka şeyler yüzünden hızlı bir şekilde değişiyor. Bu kadar dönüşümün olduğu bir ortamda sabit müfredat ve ezber kalıplar işe yaramaz.
Eğitim öğretim hayatımızı düşünelim. 21-22 yaşına kadar aldığımız eğitimle önceden 40-50 yaşına kadar gitmek gibi bir hayalimiz vardı. Giderek bu süre kısaldı. O aldığımız eğitim bizi 25-30 yaşımıza kadar ancak taşıyabilir hale geldi. Günümüzde negatif. Üniversitenin asıl amacı meslek edindirmek değil. Ama günümüzde böyle konumluyoruz. Bu görevi pek yerine getirebildiği söylenemez. Bir meslek yapabiliyor olarak mezun olmuyoruz çoğu zaman, negatifte oluyoruz. Mesleği iş başında öğreniyoruz. Ama birkaç yıl içerisinde bilgilerimiz hemen eskiyor. Meslek yok olabiliyor. Meslekteki kişi sayısıyle ilgili talep azalabiliyor. Kariyer değiştirmemiz gerekebiliyor. Ya da mesleğin yapılış şekli ciddi bir şekilde değişiyor.
Kariyeri dönüştürmekte bilimsel yaklaşım
Dolayısıyla sürekli bir dönüşüm içinde olmamız gerekiyor ama bilimsel yaklaşımı kullanmadan nasıl yapacağız bu dönüşümü. Pek kolay bir şey değil. Kullandığımız zaman ne olur diye bakacak olursak, öncelikle bir kuşkucu gözlemcilik olacak içimizde. Yani bu böyledir, hep böyleydi, böyle olmaya da devam eder yaklaşımı bilimsel yaklaşımda yok. Bilimsel yaklaşımın özü şu: Bir takım gerçek olarak kabul ettiğim şeyler var ama bunlar gerçek değiller. Şimdilik gerçek olarak kabul ettiğim şeyler. Bunlardan hangileri işe yaramaya devam ediyor acaba, hangilerinde sorun var, hangisini değiştirmem gerekir? Bunu anlayacak şekilde sürekli kuşkucu bir gözlem.
Burada çok kritik bir olgu var. İnanıyor olduğumuz pek çok şey var. Burada inanç diye bahsettiğim sadece dini inanç, ideoloji falan değil. Mesela sabah güneşin yine doğacağına inanıyoruz ya da raylı ulaşımla gidiyorken bir yerde diyelim ki bulunduğumuz şehre göre görece çok sapma olmadan yerimize varabileceğimize inanıyoruz ama hani karayolu üzerinden araç kullanarak gittiğimiz zaman bu sapmanın daha yüksek olacağına inanıyoruz. Günlük hayatımızdaki pek çok konuda da inanarak hareket ediyoruz. Mesela hangi arkadaşımızla sadece eğlenilir, hangi arkadaşlarımızla iş yapılabilir konusunda da inançlarımız var. Her şeyle ilgili mini, mikro, mini, mikro pek çok inancımız var. İşte bu inançlarımızı sadece ve her zaman doğrulamak üzere gözlemler yaparsak bilimsel yaklaşıma çok ters bir şey yapmış oluruz.
Yürümeyen ne?
Özellikle bizi etkileyen noktalarda, yaşamımızda bir şeylerin yürümemesine, tıkanmasına sebep olan noktalarda iyi düşünmeliyim. Acaba burada hangi inançlarım geçerliğini yitiriyor? Acaba hangi hazır kalıplara fazlaca kendimi kaptırıyorum? Buralarda değiştirmem, düzeltmem gereken şeyler nelerdir? Mevcut inançlarımızı yıkabilecek konularla ilgili de kuşkucu bir şekilde gözlemlerimizi yapmamız gerekiyor. Bu kuşkucu gözlemleri yaptığımız zaman açıklamalarımız değişmeye başlıyor.
Bir kere açıklamalarımız öyle makro açıklamalar değil. Kapitalizm, komünizm gibi, dini inançlar gibi kocaman kocaman, yaşamda ben böyleyim şöyleyim gibi katı inançlar gibi kocaman açıklamalar değil. Gerçekten işe yarar açıklamalar önemli. Öncelikle daha odaklı açıklamalar, daha geniş bakışlarımıza da bağlantılar olan ama daha odaklı, belirli bir konuyla ilgili, onun çalışma şekliyle ilgili açıklamalar. Ve bunların kritik bir özelliği de yanlışlanabilir, deneye tabi tutulabilir şekilde olması. Açıklamalarımızı böyle yaptığımız zaman sonrasında da bu acaba gerçekten böyle mi diye bu hipotezi test etme şansımız oluyor. Böylelikle acaba bu hipotez yeni bir geçerlilik kazanan bir bilgi haline geliyor mu benim için, yoksa yok ya olmadı bundan değilmiş diye geçip gitmem gereken bir şey mi?
Ne istediğimi nasıl bilirim?
Çok kısa bir örnek verelim ama bu konu geniş bir konu sonraki videolarda da detaylandıracağız, bir örnekle şimdilik toparlayalım. Mesela diyelim ki kariyerim için bir şeyin iyi olacağını düşünüyorum, bir alana doğru yönelmek istiyorum. Bunu genelde sabit bir inanç olarak düşünüyoruz ve kocaman bir bilgi olarak kabul ediyoruz. Mesela diyelim ki veri alanı çok sıcak ya; makine öğrenmesi, yapay zeka gibi konulara çok yönelimler oluyor. Kariyerimi benim buna doğru döndürmem iyi olur. Şimdi bu kocaman bir açıklama. Acaba iyi olur mu, makine öğrenmesi ile ilgili yapay zeka ile ilgili kariyerlerde ne gibi beklentiler var, geçmişimde buna doğru dönüşmeyle ilgili yeterli şey var mı, neler eklemem gerekiyor, hoşuma gidecek mi? Bunun gibi kocaman konular var. Kuşkuculuk çok işime yarar. Anlamak için ne yapmam gerekir bunu düşünmeye başlarım. Hipotezler kurmaya başlarım.
Mesela bir hipotezim şu olabilir: Ya ben veri ile ilgili bir meslek yapmaktan, veriye dayalı analizler yaparak makine öğrenmesi modelleri kurmaktan, yapay zekaya dönük bir şeyler yapmaktan hoşlanırım. Bu bir hipotez. Acaba bu gerçekten böyle mi? Denenmesi gerekiyor.
Deneylerle öğrenmek
Nasıl deneyebilirim bunu? Bu mesleğin içeriğinde neler yapılıyor ile ilgili araştırmalar yapıp bununla ilgili denemeler yapmaya başlayabilirim. Böyle bir yaşam sürsem nasıl olurdu diye düşünürüm, bu işi yapan insanlarla gidip konuşmanın yollarını ararım, üç beş yıldır bu konuyla ilgili çalışan insanlardan bana benzer olanlar, nitelikleri benzer olanlar kimler ve acaba bu meslekle ilgili ne hissediyorlar bunlara bakmaya çalışırım. Bunları böyle yaptığım zaman yanlışlanabilir bir açıklama, bir hipotez kurmuş olurum. Bu hipotezi test etmiş olurum. Belki de bakarım ki bu pek bana göre değilmiş. Acaba başka ne olabilir, bir de şunu mu denesem diye başka bir hipoteze geçerim. Eğer bu hipotez evet ya böyleymiş gibi oluyorsa o zaman sonraki adımlarıyla ilgili nasıl ilerlenebilir acaba diye yine kuşkucu ve gözleme dayalı bir yaklaşım içine girerim ve sonraki adımı bulma ile ilgili bir hipotez geliştiririm. Bir açıklama yaparım ve onu denerim, oluyor mu olmuyor mu diye.
Çevik yaşamın temel ilkelerinden birini hatırlayalım: Yapmanın yolu yapmaktır, onun da yolu yapamamaktır. Bilimsel yaklaşımın temeli de bu. Yaşamı açıklamanın yolu açıklamaktır, onun yolu da açıklayamamaktır. Açıklayamamaya dayalı olarak gelişir bilim ve bunun temeli de kuşkucu gözlemlere dayalıdır, yanlışlanabilir hipotezler kurmak ve o hipotezleri deneylere tabi tutmaktır.
*
Çevik Yaşamı desteklemek için YouTube kanalıma katılın
Çevik Yaşam Rehberi oynatma listesi
*
#bilim #bilimselyaklaşım #kuşku #kuşkuculuk #gözlem #gözlemcilik #hipotez #açıklama #yanlışlanabiliraçıklama #hipotezcilik #deney #deneycilik #kişisel #kişiselyaşam #kariyer
*
Tüm videolarım şu konular etrafında döner: #dönüşüm #çevikyaşam #yaşam #yaşamak