Üzüntü ne işe yarar?

Üzüntü ne işe yarar? Hiç düşündün mü? Üzüldüğün zaman buna kafa yoracak halin yoktu zaten. Sonra da niye üzüntü üzerinde durasın ki, unuttun gitti.

Peki, niye üzülüyoruz? İşe yarar bir şey olmasa ortadan kalkıp giderdi binlerce nesil önce? Niye üzülüyoruz? Üzüntü ne işe yarar?

Duygular ne işe yarar?

Üzüntü temel duygulardan birisi. Üzüntü ne işe yarar diye düşünmeden önce duyguların ne işe yaradığını düşünmek gerekli. Bu konuda bir seri YouTube videom var. Burada kısaca özetleyeyim.

Bilincimiz ve bilinç altımız var. Yaşamımızın büyük kısmını otomasyonda yaşıyoruz. Bilinçli kararlar almamız çok nadir. Bu otomasyon temel olarak bilinç altı süreçlerimiz tarafından yürütülüyor. Ama çeşitli durumlarla ilgili daha odaklı düşünmemiz, daha odaklı hareket etmemiz de gerekiyor. Duygular bu tür bilinç kullanmayı gerektiren durumlara ilişkin bilinç altımızın ortaya çıkardığı raporlar gibi düşünülebilir. Yani duygular ve onların türevleri üzerinden bilinç altımız bilincimize mesajlar iletiyor. Duygular birer bilgi paketi.

Temel duygulara bir bakalım

Bu konularda bilimsel çalışmalar arasında birtakım farklar bulunsa da genelde temel duygular şu altısı olarak sıralanır: Mutluluk, Şaşkınlık, Üzüntü, Tiksinti, Korku, Öfke. Gördüğünüz gibi altı duygudan sadece mutluluk olumlu, şaşkınlık nötr, diğerleri ise geleneksel olarak olumsuz diye etiketlediğimiz duygular.

Birilerinin bize bir kastı mı var? Temel duyguların tamamına yakını nasıl olumsuz olabilir? Ya da bunlar gerçekten olumsuz duygular mı acaba?

Duyguların bilgi paketi olduğunu düşünürseniz durum anlaşılır. Mutluluğun mesaj yükü çok da değerli değildir; sadece teyit eder: Böyle iyi, böyle devam edelim. Şaşkınlıksa anlık bir uyarıdır, farklı bir durum olduğunu anlamamızı sağlar. Odaklan bakalım ne oluyor der. Asıl bilgiyle yüklü duygular ise olumsuz dediklerimizdir. Bu duygular bize yön ya da tutum değişikliği konusunda net uyarılar sağlarlar.

Peki üzüntü ne işe yarar?

Afetler felaketler ortasında üzüntüden çıldırmamız için midir acaba üzüntü?

Üzüntünün üzmesi nihai amacı değildir. O, sadece anlaşılmak, dikkat çekmek için sinyal kısmıdır. Üzüldüğümüzü anlamamız gerekir ki, üzüntünün asıl mesajını alalım. Onun gereğini yapabilecek şekilde tetiklenelim.

Üzüntünün bize söylediği en temel şey, bizi üzen durumdan uzak durmamız, o duruma tekrar maruz kalmamamızdır. Mesela davranışlarıyla bizi üzen bir kişi olduğunu düşünelim. Bu kişiyle zorunlu bir iletişim içinde de değiliz. O zaman ondan uzak durmak iyi bir tercih olabilir. Ama işte bizi üzen her şeyden uzak durabilmemiz de pek mümkün değil. Bazılarını anlamamız gerekir. İnsan olmanın derinliklerini kavramak üzüntüden geçer. Ölümlü olduğumuzu kavramak, kırılgan olduğumuzu içselleştirmek, kötülük diye bir şeyin var olduğunu kavrayıp onunla ilişkimizi düşünmek… Pek çok derin insani durumu üzüntü olmadan kavrayamayız.

Deprem özelinde üzüntü ne işe yarar?

Büyük bir afetin hala içindeyiz. Ve etkisi aylarca, yıllarca sürecek. Eğer yeterince üzülmüyorsak, duyarsızlaşıyorsak, bu zaten büyük bir problem. O yüzden bizi üzen bilgi akışına kendimizi tamamen kapatmamız uygun değil. Ama bir filtre uygulamadan sürekli üzüntü verici haberlere kendimizi maruz bırakırsak, bu durumda da üzüntüden felç oluruz. Yapabileceklerimizi de yapamayız.

Üzüntünün ana iki mesajını tekrar hatırlayın: Kaçın ve anla. İşlevsel olmayan şekilde kendimizi haber akışına fazlaca maruz bırakmaktan kaçınmamız gerekli. Yoksa üzüntümüz kansere dönüşür. Bir duygu olmaktan çıkıp zehirli bir ur gibi psikolojimizi yer. Yeteri kadar üzülmemiz ve bu üzüntüyü anlamaya yönelmemiz gerekli.

Yardımlaşmayı anlamalıyız.

Çaresizliği anlamalıyız.

İnsan olmanın ne kadar kırılgan bir şey olduğunu anlamalıyız.

Ve harekete geçmeliyiz. Tanıdığımız, bildiğimiz, güvenebileceğimiz ağlar üzerinden, yeteneklerimiz yetkinliklerimiz imkanlarımız doğrultusunda, kendi yaşam düzenimizi de sürdürebilecek şekilde fayda üretmeliyiz.

Fayda üretmekten yorulabildiğimizde, üzüntüden dağılmaya zaten vaktimiz olmaz. Aksine, insanlığımızın en derin zenginliklerinden besleniriz.

Üzüntü, sizi üzmek için değildir. Üzüntü kaynaklarından kaçınmanız ve üzüntü sayenizde anlamanız içindir üzüntü. İnsan olmanız için gereklidir.

Yorum bırakın