Çevik Yaşam ilkelerinde yine sizinle birlikteyiz. Çevik Yaşama Giriş kitabımda ve Çevik Yaşam Rehberi oynatma listesinde Çevik Yaşam’ı çok daha bütüncül olarak ele alıyorum. Ama öte yandan Çevik Yaşam danışmanlıklarında, deneyimlerinde biriken, tekil pek çok ilke var. Bu ilkeler Çevik Yaşam’ın bütünlüğü içinde tabii ki daha anlamlı. Ama öyle olmadan da, tekil olarak da yaşamı ciddi anlamda dönüştürebiliyorlar.
Zorluklardan geçtiğimiz yılların içindeyiz. Felaketler felaketlerin peşinden geliyor ve bunları, böyle bölgesel büyük felaketler, küresel büyük felaketler şeklinde yaşıyoruz. Öte yandan biliyoruz ki; tekil olarak da zaten kırılganız. Kendi yaşamımız, yakınlarımızın, bel bağladığımız, sevdiğimiz insanların yaşamları ve kurduğumuz düzenler kırılgan, bunu da konuşmuştuk. İşte bu kırılganlığın içerisinde böyle yaşamımızı altüst eden göktaşı yağmurlarının altında da, daha rutindeyken rutinimizin içinde kaybolmuşken, kendimizi unutmuşken de dikkat etmemiz gereken temel bir alan var; kontrol, etki, kabul olarak ifade edebiliriz bunu.
Yani şu, temel olarak elim nereye erişiyor, eylemlerim neleri etkileyebiliyor, sözüm nereye erişiyor, doğrudan olmasa da dolaylı olarak, konuşarak karar vericilere etki ederek etki edebileceğim şeyler neler ve neleri görüyorum, neleri duyuyorum ama müdahale edemiyorum, kabul etmem gerekiyor. Bu daireleri iyi anlamak son derece önemli ve çok kolay bir şey de değil. İşte özgür irade ile ilgili felsefi pek çok tartışma da bu konular etrafında dönüyor aslında. Niye bu konuları tartışıp duruyor felsefeciler? Çünkü yaşamlarımız için son derece önemli. Psikolojik duruşumuz, manevi varlığımız ve maddi yaşamımızın kalitesine ilişkin olarak bu daireleri anlamamız kritik. Şimdi bunları biraz açalım.
Kontrol Alanı
Kontrol alanı, temel olarak kendi kararlarımla yönlendirebildiğim, tabii ki iç içe geçmiş bir sürü unsur var ama, genelde daha bağımsız hareket edebildiğim bir alan. Bu kararlarla birlikte bir şey yapıp yapmamaya kendim karar verebiliyorum. Ne kadar yapacağıma kendim karar verebiliyorum. Ne kadar süre ayıracağıma, yapma şeklimi nasıl değiştireceğime kendim karar verebiliyorum. İşte bu benim kontrol alanım. Genel olarak yaşamı kontrol alanında sürdürüyoruz, asıl yaşamımız kendimizle ilgili bireysel yaşamımız kontrol alanında seyrediyor.
Ama kontrol alanımızdakileri kontrol edebiliyor muyuz, bu da çok önemli bir olgu. Eğer dizginleri başkalarına bıraktıysam, yaşamımdaki kararları birileri verip duruyorsa, birilerinin yönlendirmesiyle yaşıyorsam, o zaman kendi yaşamımın içinde yokum demektir. Kontrol alanımın içerisinde yaşamımı kendim mi belirliyorum? Bu çok önemli bir olgu. Çünkü kendi kararımla yaptığım bir şeyle zarar görme ihtimalim yok gibi bir şey. Ya iyi bir şey yapar, bunun faydasını görürüm. Ya da yanlış bir şey yaparım ve daha büyük fayda görürüm. Çünkü yaptığım yanlışı sahiplenirim, bundan öğrenirim. O yanlışa sebep olan davranış tarzımla ilgili değişiklik yaparım.
Yani kontrol alanımı kontrol ediyorsam orada sürekli daha güzel, daha keyifli bir şeylerle karşılaşmam mümkün. Ama kendi kontrolümden çıktıysa kontrol alanım, başkalarının yönlendirmesiyle, başkalarının tavsiyeleriyle bir şey yapıyorsam, o zaman olumlu bir şey olduğunda, o dedi diye yaptım da oldu olur, köleliğimi artırır. Olumsuz bir şey olduğunda, ya bak öyle dedi de oldu, ona güvenerek yapmıştım falan diye onu suçlarım. O her kimse. Ve kendi yanlışımdan öğrenme şansımı da kaybetmiş olurum. Acaba kontrol alanınız kontrolünüz altında mı bunu bir düşünün sonrasında etki alanına geçelim.
Etki Alanı
Etki alanına ne dedik kendi yapıp ettiğim değil, yani elimle yaptığım şey değil, ama dilimle, davranışımla etki edebildiğim yer. Bir başka insanın verdiği bir karar. Başka insanların yaşamının benimle kesiştiği bölgelerde olan olaylar. Ama ne yapabiliyorum? Sözlerimle, konuşmamla, iletişim şeklimle, davranışlarımla, davranışlarımı değiştirerek oraya etki edebiliyorum. İşte bu etki alanında, fark etmek, kavramak çok kritik. Nelere nasıl etki edebileceğimizi düşünmek, denemek, yaşamımızda ciddi değişiklikler, olumlu değişiklikler yapabilirler.
Kritik bir nokta var, etki alanımız dolaylı olarak kontrolümüzde. Çünkü bir başkasına etki etmemin kritik olduğu bir durumu fark etmek, benim kontrol alanımda. Buna etki etmek için ne yapabilirim diye alternatifleri denemek, sonuçlarını anlamak, ona göre başka alternatifler denemek, bu da benim kontrol alanımda olan bir şey. Yani neyi nasıl etkileyebileceğimi, etkileyip etkilemeyeceğimi anlamak, etkilemek için kullanacağım stratejileri düşünmek, değiştirmek gibi şeyler kontrol alanımda.
Kabul Alanı
Dolayısıyla bakın, kontrol alanı zaten benim sorumluluğumda. Etki alanıyla nasıl bir etkileşim kuracağım, doğrudan etkileşimle bağlantılı bir yer olduğu için, o da benim kontrol alanımda. O zaman ne kaldı, kabul alanı. Yani artık kontrol alanını geçtik, etki alanını geçtik. Elimle dilimle etki edemediğim bir yer. Eğer ben yüksek bir idare noktasındaysam, bir yöneticiliğim varsa kontrol etki alanım çok geniş olabilir. Ama diyelim ki daha kısıtlı bir kontrol ve etki alanım var. Onun dışında kalan bir alan. Orayı da görüyorum, duyuyorum. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki kabul alanımızda neredeyse tüm kainat var, dünyanın her tarafı! Mesela, nerede ne oluyor haber kanalları şu bu üzerinden her şeyi kaldıramayacağım kadar fazla şeyi, kabul alanına alma ihtimalim var.
Bu kabul alanındaki konularla ilgili yapabileceğim bir şey yok. Kontrol edebileceğim bir şey yok. Etki edebileceğim bir şey yok. Bunları kabul etmek durumundayım. Ve inanın, kabullenmiyorum dediğimiz zamanlarda bile kabulleniyoruz, yaptığımız şey isyanla kabullenmek oluyor. Dolayısıyla burada da yapabileceğimiz şeyler var gibi. Bu kabul alanı ile ilgili öncelikle filtre uygulamamız, kısıt koymamız gerekiyor.
Mesela diyelim ki felaketler. Kadına yönelik şiddet, yaşanan doğal afetler, insanların birbirlerine yaptıkları kötülükler vesaire. Bunlar yaşamda var, devam ediyor. Kendi kontrol alanımda da olabiliyor, etki alanımda da olabiliyor. Daha dışarıda kabul alanında sürekli oluyor. Her gün cinayetler işleniyor, her gün hırsızlık yapılıyor. Her gün dünyanın bir yerlerinde doğal afetler, felaketler oluyor. Eğer ben kendimi şöyle bir hastalığa kaptırdıysam, bunları sürekli takip etmeye çalışıyorsam… Bakın sadece doğal afetleri takip etmeye ya da işte benzer felaketleri takip etmeye gününüzü adasanız 24 saat yetmez. Emin olun dünyanın her yerinde her an çeşitli felaketler, afetler olmaya devam ediyor. Eğer bir sürü haber kanalından, uydulardan, internetten falan sürekli bunları takip etmeye başlarsanız 24 saatiniz bunları takip etmeye yetmez.
Kabul Alanına Filtre Koymak
O zaman ne yapmamız gerekiyor? Bu kabul alanımıza bir filtre koymamız gerekiyor. Üstelik bu filtreyi eğer yakınlarımızda bir felaket olduysa, bir hayli kısarak koymamız gerekiyor. Çünkü öyle durumlarda üzerimize sürekli bu tür haberler, durumlar, resimler, görüntüler bombardıman halinde geliyor. Eğer kabul alanmızı filtreli bir şekilde kullanmazsak felç oluruz, altından kalkamayız. Kontrol alanında yapabileceklerimizi yapamaz hale geliriz.
Mesela bir felaketi düşünün. Diyelim ki size düşmedi felaket doğrudan, çevresindesiniz yakınlarındasınız. Bu durumda eğer haberlerden sürekli olarak anlamsız bir şekilde felaketle ilgili görüntülere kendinizi maruz bırakırsanız, duygusal olarak bununla başa çıkabilmeniz mümkün değil, felç olursunuz ve yapabileceğiniz yardımları da yapamazsınız. Oysa orada almamız gereken tamam kabul alanı ile ilgili bir şey aldım fark ettim, şimdi elimden gelen ne var, dilimden gelen ne var, bu konuya ilişkin doğrudan yapabileceğim fayda sağlayabileceğim unsurlar neler, ama orada da aşırıya kaçmadan, benim gerçekten etki edebileceğim şeyler neler, gerçekten fayda sağlayarak yapacağım şeyler neler, onlara odaklanmak durumundayım. Networklerim üzerinden, bağlantılarım üzerinden etki edebileceğim şeyler neler? Onlara odaklanmak durumundayım. Bu olduğu zaman, o felaket havasından, ortamından yaraları en hızlı sararak çıkmak mümkün olabilir. Bunu yapabilmek için bir koşul filtre, filtreyi iyi koymamız lazım.
Filtreyi çok boğmak da son derece hatalı olur. Olayları hiç fark etmemek, kontrol alanına etki alanına giren şeyleri bile fark etmemek, anlamamak anlamına gelebilir. Benim için sağlıklı filtre seviyesini belirlemem lazım.
Kabul, Ama Hangi Duyguyla
Burası kabul alanı ama, hangi duyguyla kabul edeceğim bana kalmış olan bir şey. Bu benim kontrol alanımda. Tamam kabul ediyorum ama, isyanla mı kabul ediyorum? Öfkeyle mi kabul ediyorum? Göz ardı ederek mi kabul ediyorum?İhmal ederek mi kabul ediyorum? Yoksa tamam bu oldu yapacağım bir şeyi öncesinde belki vardı yoktu ihmal ettim vesaire ama şu an, bununla ilgili yapabileceğim ne var diye bakarak irade ile mi kabul ediyorum? Ya da o anda yapacağım bir şey yoksa da, şimdilik bunu kabul edip ilk fırsatta bununla ilgili ne yapabilirim diye mi kabul ediyorum? Bunlar birbirinden çok farklı durumlar oluşturur. Yani Çevik Yaşam’ın genelinde her zaman söylediğim gibi, yaşam yaşayarak yaşanır.
Kendi yaşamımın içine girmeliyim. Kendi yaşamımın içine girdiğim zaman ve Çevik Yaşam’ın tekniklerini kullandığım zaman, kontrolümde gerçekten neler var, kontrolümde zannettiğim, ama bir türlü değiştiremediğim, özgür irademi kullanamadığım durumlar var mı, bunları fark etmek, bunları değiştirmek dönüştürmek mümkün olur. Etki alanım neresi, bunu görmeye başlarım. Ve bu etki alanını güzelce etkilemek için kontrol alanımda neler yapmam gerektiğini anlarım. Kabul alanım neresi, buraya nasıl bir filtre koymam gerekli, bunu anlarım. Ve kabul alanıma düşen konuları da hangi duygularla kabulleneceğimi doğru düzgün yönetebilmeye başlarım.
Çevik Yaşam’ı sadece bu ilkeyle de kullanırsanız yaşamınız hemen değişmeye başlayacaktır. Ama daha bütüncül olarak görmek istiyorsanız eğer, açıklamada kaynaklarımız var. Çevik Yaşam Rehberi oynatma listesi ile Çevik Yaşam’ı bütüncül olarak uygulamayı öğrenebilirsiniz. Çevik Yaşama Giriş kitabı yine bu konuda size destek olabilir. Ve bu oynatma listesinde yani Çevik Yaşam ilkelerinde de tekil olarak ele alabileceğiniz ve yaşamınızı birinci haftadan itibaren dönüştürecek ilkeleri bulabilirsiniz.