Çok iyi düşünmüyorsan, çok fazla düşünme. Kim söylemiş hatırlamıyorum ama beni çok etkileyen bir alıntıdır bu. İnsanlar çokça düşünüyorlar. Aslında yeterince düşünmediğini düşünen pek çok insanın sorunu, yaşadığı sorunu fazla düşünmekten ya da yanlış düşünmekten kaynaklanıyor. Düşüncelerimizin eylemsiz olmasından kaynaklanıyor.
Eylemsiz düşünce
Düşünün ki satranç tahtasının başına oturdunuz, henüz hamle yapmadınız. Beyazsınız, ilk hamleyi sizin yapmanız gerekiyor ama düşünüyorsunuz. Kafanızda sekseninci hamleye kadar geldiniz, daha da düşünüyorsunuz. Acaba şöyle mi böyle mi falan… böyle bir düşünmekle yaşanmaz. Çünkü siz hamlelerinizi yaptığınızda bir kere bir tercih yapacaksınız. Şu tür bir açılışa mı daha yatkınım, bu tür bir açılışa mı yatkınım. Rakibi tanıyorsam böyle bir açılışta mı onu daha rahat zorlayabilirim yoksa başka bir açılışta mı, bu kadar düşünmem yeterli. İlk hamleyi yaptıktan sonra zaten rakip bir karşı hamle yapacak. Belirli bir savunma stiline geçecek ve olası senaryoların büyük bir kısmı ortadan kalkacak. Eylemsiz düşünce yaşamda ne karşılaşacağımızı sürekli olarak varsayarak çok geniş bir alana yayılabilir. Yanlış bir yön alabilir.
Düşünce sarayları, düşünce cehennemleri
Mesela diyelim ki olabileceğinden daha olumsuz düşünüyorum. Ters gidebilecek şeyleri düşünüyorum. Gereksiz yere darlıyorum, sıkıntılara sokuyorum. Ya da her şey mükemmel olur falan gibi geniş geniş hayaller kuruyorum. Hayalimde şatolar saraylar falan oluşturuyorum. Ama yola çıktığım anda görüyorum ki ya hayalde bunların hepsini camdan yapmak çok güzeldi ama yaşamda bunları camdan yapamıyorsunuz. Çünkü bununla ilgili mevzuat bunu yasaklıyor. Ya da camdan yaptığın zaman tamam mevzuat bunu yasaklamıyor ama kırılması, maliyet falan çok yüksek oluyor. Ya da işte yansımalardan dolayı ışığı çok biriktiriyor bir yerlerde problem oluyor. Bunları zihninizin sarayında düşünürken o sarayın içinde saraylar, sarayın içinde saraylar kurarken fark etmeyebiliriz. Oysa yaşama uygulamaya başlayınca daha ilk adımlarda tökezler ve durumu fark ederiz. Yani bu illa saraylar kurma şeklinde olmayabilir, pek çok insan da olumsuzluk girdabına kaptırır kendini.
Mesela diyelim ki biriyle konuşacak açılacak. Bir şeyler söyleyecek, bir girişim için açılacak, kariyer için iş başvurusunda bulunacak ya da bir dostluk arkadaşlık muhabbet geliştirmek için birine açılacak. Ama sürekli ya öyle olursa ya şöyle olursa ya onu da şöyle derlerse ya buna da böyle derlerse diye düşünüp duruyor ve o yüzden de harekete geçmiyor ve düşünüyor ki ya bu iş başvurusunu yapacağım ama hani bunu kazanmam çok önemli, çok iyi hazırlık yapayım, dört başı mamur bir şekilde başvurayım da olsun. Olmayacak ki! İlk iş başvurunuzda işe girebilme şansınız o kadar yüksek değil. Pek çok başvuru yapmanız gerekebilir. Kariyerinizi dönüştürmek için ilk girişiminizde hemen olmayacak, hiçbir şey ilk denemenizde hemen olmuyor.
Adım Atma Zamanı
Yapmanın yolu yapmaktır, onun da yolu yapamamaktır. Düşünerek düşünerek düşünerek düşünerek düşünerek nereye kadar gideceksiniz? Yeterince düşündüğünüzde o konuyu eyleme bağlamak gerekli. Eylemin sonuçlarını görüp ona göre yeniden düşünmek gerekli. İşte birkaç videodur üzerinde durduğumuz bilimsel yaklaşımla kendi yaşamımızı ele almak konusunda bu deneycilik olayı çok önemli.
Kuşkucu gözlemcilikle yaşamımıza baktık, açıklamalar kurduk, odaklı açıklamalardı bunlar ve yanlışlanabilir olmasına dikkat ettik. Tüm bunlar çok güzel, önceki videolarda izlemediyseniz detayları var, son birkaç video izlemeniz yeterli. Peki ama sonra ne yapacağız?
Deneycilikle yaşamınızdan öğrenin
Deney kurmamız, deney yapmamız gerekiyor. Yanlışlanabilir açıklama ortaya koymanın, bu açıklamanın yeterince odaklı olmasının sebebi ne, denenebilir olması. Böylelikle onu deneyebiliyorum. Hakikaten bu açıklama doğru değilmiş, başka bir şey deneyeyim ya da yerine yeni bir şey koyayım diyebilme şansım oluyor.
Çevik Yaşam’ın önemli bir vaadi var. Çevik Yaşam ne diyor, kendimi, ortamla ilişkilerimi, kullandığım yöntemleri daha iyi görerek kendimde, ortamla ilişkilerimde, kullandığım yöntemlerde değişiklikler yapmak.
İşte bu değişiklikler yapmak kısmı, hipotezler kurmak ve bunları denemek, işe yararların hangileri olduğunu görüp orada ilerlemek şeklinde oluyor. Ve bunun sonucunda değerlerimle uyumlu, tatminli bir yaşam sürmeyi vaat ediyor. Ne diyor: birinci haftadan itibaren. Yani bunu 10 hafta yaptığınızda 3 yıl yaptığınızda geleceğiniz noktayla ilgili bir vaadi yok Çevik Yaşam’ın. Birinci haftadan itibaren değerlerinizle uyumlu, tatminli bir yaşam sürebilmenizi öngörüyor. Peki bunu nasıl yapıyor arkadaşlar, birinci haftadan bu nasıl olabilir?
Kendi yaşamıma gerçekten bakıyorsam, çalışmayan şeyleri gerçekten görmeye başlıyorsam ve birinci haftadan itibaren bunlarla ilgili açıklamalar geliştirip, hipotezler geliştirip bunları hemen o hafta deneye tabi tutup sonra da gerekli olduğu şekilde değiştirebiliyorsam, o zaman niye mutlu olmayayım, niye tatmin duymayayım bundan? Niye geleceğin peşinde koşayım? Bunu yaptığım zaman zaten haftam açılıyor, haftam nefes alıyor, haftam yaşamaya başlıyor. Ve kendi yaşamımın içine girmiş oluyorum.
Değerlerimle uyumlu, tatminli bir yaşamı birinci haftadan itibaren yaşamak için, Çevik Yaşam.