Topu topu altı (belki yedi ya da sekiz) temel duygumuz varken, bunlardan birinin şaşırmak olması şaşırtıyor mu seni?
Şaşkınlık duygu mu? Öyle ya, üzüntü var, korku var, öfke var, iğrenme var, bir de mutluluk var işte. Şaşırmak bunlar gibi mi?
Diğer temel duyguları duygu olarak ele almak pek adetimiz değil. Onları anlık durumla ilgili bize bilgi veren iç bilgi paketleri olarak görme becerimizi kaybedebiliyoruz. Duyguları daha çok duygu durumları, hisler gibi ele alıyoruz. Mesela belirli bir olaya üzüldüğümüzü fark etmiyoruz ama kendimizi üzgün bir insan olarak yorumlayabiliyoruz. İkisi biraz birbirine karışıyor. Diğer temel duyguları anlık mesaj paketleri olarak görmek yerine daha kalıcı hisler ve duygudurumları olarak görünce, şaşkınlık yanlarında biraz sakil duruyor tabii.
Duyguların konumlarını doğru yorumlasak bile, şaşkınlık diğerlerine göre daha kısa bir duygu. Daha anlık.
Şaşırmak neden temellerden biri?
3 ana renkten milyon tane renk üretebiliyoruz. Temel duyguların sayıları da kısıtlı ama bunların türevlerinden bileşenlerinden ürettiğimiz onlarca başkası var. Yine de temel duyguların yeri ayrı. Onlar yüz ifadelerimize kadar işlemiş evrensel duygular. Çeşitli çalışmalara göre bu temel duygular dünyanın tüm kültürlerinde varlar ve aynı yüz ifadeleriyle ifade ediliyorlar.
Peki o zaman şaşkınlık neden temel bir duygu? Öfkenin, üzüntünün, iğrenmenin, korkunun yön vermeyle ilgili, mutluluğunsa yönü korumayla ilgili çok net mesajları var. Bilgi değerleri çok yüksek her birinin. Şaşkınlığın değeri ne? Bu temel duygulardan çok daha kısa süren, anlık bir duyguyken, evrimsel eleme sürecinden nasıl geçebilmiş?
Bunun önemli bir sebebi, şaşırmanın yön değiştirmeyle ilgili yüksek faydası olsa gerek. Şaşırmak, vitesi boşa almak gibidir. Oradan başka bir vitese geçmek çok daha kolay olur.
Mevcut baskın duygumuzdan çıkmayı kolaylaştırır şaşırmak. Bu sayede normalde fark edemeyeceğimiz şeyleri yakalama şansımız olur. Beklentilerimizin önemli ölçüde dışına düşen durumlarda şaşırmak, bizi anlık olarak baskın otomasyon halimizden çıkarır. Ama ne kadar kısa bir fırsat aralığıdır bu! Kaçırmak çok olası.
Neden şaştın?
Mesela neden şaştın diye sorar ya insanlar bazen. Dönüşüme karşı bir direnç vardır bu ifadede. Bizi eski halimizde, eski vitesimizde tutmaya çalışır. Bunu bir sonraki duyuşunuzda üzerinize tuzak olarak atılan ağı hissedin lütfen.
Bir şey gerçekleşir, şaşırırız, bunu yüzümüzde de belli ederiz. Hatta öyle ki şaşırdığımızı kendimiz belki anlamayız da karşımızdaki insan daha iyi anlar. Neden şaştın diye başlayan tepki bizi tekrar tuzaklamaya yöneliktir. Düştüğümüz bir kalıp vardır. O kalıbın dışına çıkmak için bir fırsat doğar. Karşımızdaki kişi bazen bilinçli olarak bizi o kalıpta tutmaya çalışır. Bazen kendisi de tuzakta olduğu için farkında bile olmadığı bir çabayla bizim yanından uzaklaşmamızı, tuzaktan çıkmamızı engelleyici bir refleksle sorar bunu. Bilinçli ya da bilinçsiz, neden şaştın sorusu bizi değişebilme yolundan geriye kaydırır.
Ne şaşırıcam arkadaş?
Bu geri kaydırma işini kendi kendimize de yapabiliriz. O zaman da genelde ne şaşırıcam arkadaş deriz. Ya da buna benzer bir ifade kullanırız. Kişiyi tuzaklayanların en zorlusu kendisidir. Kendi kendinizi düşürdüğünüz ya da bir zamanlar düşürüldükten sonra sahiplendiğiniz tuzaklardan kurtulmak pek zordur.
Oysa ne güzel bir şeydir şaşırmak. Alternatif bir hareketi, yaklaşımı, yaşam biçimini mümkün kılmak ne güzeldir!
Hiçbir şey bizi şaşırtmıyorsa?
Hiçbir şeyin bizi şaşırtmaması mümkün değildir aslında. Ama zaten o kadar kısa bir duygudur ki, bastırırız çok zaman. Şaşırdığımızı fark etmeyiz bile. Ya da fark etsek de vitesi hemen eski yerine oturtuveririz. Değişime direniriz.
Hiçbir şey bizi şaşırtmıyorsa ya da şaşkınlıklarımızı pasifize etmekte çok ustalaşmışsak bu bize ne söyler?
Önemli bir olasılık, duygu farkındalığından yoksunluktur. Anlık ve ‘şaşırtıcı’ bir etkiye sahip olan şaşırmalarımızı bile fark etmiyorsak ya da bastırıyorsak, diğer duygularla da muhtemelen aramız pek iyi değildir. Duygu farkındalığını yeniden kazanmaya çalışırken, şaşkınlıklarımıza odaklanmak bize güzel bir çıkış yolu sunabilir.
Bir başka olasılık, kendimizi kör inançlarımıza satmış olmamızdır. Davranış kalıplarımıza o kadar yobazca bağlanırız ki, herhangi bir vites değişikliği olasılığını bile yıkıcı bir isyanı bastırırcasına bastırırız. Şaşırmayan, şaşkınlıklarını yoğun bir şekilde bastıran her insan, biraz da yobazdır.
Şaşırmak sizi duygu girdaplarından çıkarabilir
Özellikle belirli bir duyguyu ya da yaklaşımı girdap haline getirip kendimizi derinlere kaptırdığımız durumlarda, aşağı spiralden çıkış için şaşırmanın yardımına başvurabiliriz.
Mesela kendimize uzak hissettiğimiz toplum kesimlerini düşünün. Onların bize sunulduğu haller giderek daha şaşkınlık verici boyutlara gelir. Bu durumla karşılaştığımızda iğrenmenin derinlerine daha fazla batıverirken bile şaşırırız zaman zaman. Bu kadar da olamaz deriz. Nasıl yani deriz. Hadi canım, mümkün mü deriz. Bu şaşkınlıklar bizim için fırsattır. Bizi çeşitli amaçları için belirli bir kampın içinde sıkı sıkıya tutmaya çalışanların abartılı sunuşlarının bizde oluşturduğu şaşkınlık anları, güdülmeye karşı kendimizi korumak için fırsatlar sunarlar.
Üzüntüden kahrolurken, dünyada hiç iyilik kalmamış gibi gelirken, öyle akıl almaz iyilik örnekleriyle karşılaşırız ki, şaşırıp kalırız bir an. İşte o vitesi boşa alabileceğimiz andır ve o andan yararlanarak aşağı sarmaldan çıkıp yukarıya doğru yönelebiliriz.
Öfkeye, mutluluğa, korkuya kendimizi sarmal olarak bıraktığımız durumlarda da şaşkınlık imdadımıza koşar.
Hayatınıza bir bakın bakalım: En son ne zaman şaşırdınız? Vitesi boşa almaya gücü yetti mi şaşkınlığınızın? Vites değiştirme fırsatından yararlanabildiniz mi?
Genelde doğanın güzelliklerine şaşırıyorum. Geçenlerde arabayla seyrederken, gün batımında göğün muhteşem renk cümbüşüne şahit oldum. Hayranlık ve şaşkınlık arasında gidip gelirken aslında mucizelerin gözümüzün önünde olduğu, ama onları hakkıyla idrak etmede ne derece aciz kaldığımız hakkında tefekkür ettim.
BeğenBeğen
Olağanüstü şeyleri hayal edip duruyoruz oysa yaşamımızın içinde her an varlar. Hayret penceremizi kapatınca her şeyin rengi soluyor.
BeğenBeğen