Kültürel Evrimde Devrim

Birey toplum ilişkisini konuşurken dedik ki, böyle hızın daha yavaş olduğu zamanlarda bu daha iyi de, hızın arttığı zamanlarda özellikle de virajlar olduğu zaman, normalin değiştiği, yönün farklılaştığı zamanlarda birey ve toplum arasında çok sıkıntı oluyor. Şimdi bununla bağlantılı olarak bir kavram var, kültürel evrim.

Kültürel evrimin ne olduğunu, hızının ne kadar önemli olduğunu anlamak için yanma kavramını düşünelim. Hani bildiğiniz böyle alev alev bir şeylerin yanması, bir ateşli bir durumu düşünün. Bahçede yaptığınız bir ateş olabilir, bir sobada yanan bir şeyi gördüğünüz durumları düşünün. Böyle alevli bir yanma. Yanma dediğimiz zaman aklımıza sadece bu geliyor ama, paslanan demir gördünüz mü hiç. O demirin paslanması da temelde yanma demektir. Demir yavaş yavaş yandığı için o paslanma gerçekleşir. Ya da bir patlama gördünüz, duydunuz. Orada şahit olduğunuzsa o da aslında yanmanın çok hızlı olmasıyla gerçekleşir. Bakın hepsi yanma, ama çok yavaş olduğunda başka bir şey oluyor, ortalama bir hızla başka bir şey oluyor, çok hızlı olduğunda bambaşka bir şey oluyor. İşte bizim de içinde yaşadığımız dünya, ortam, toplum bir kültür üretiyor. Bu kültür zamanla yavaş yavaş değişiyor, o değişmenin hızı çok kritik.

Teknoloji, Kültürel Evrim Kaynağı

İnsanın kültürü üretmesinin temel yolu teknoloji. Zaten insanı insan yapan şey teknoloji üretmesi. Mesela beynimiz bu hale nasıl geldi diye baktığımız zaman… Çünkü biyolojik olarak daha yakın olduğumuz canlılara baktığımızda, o canlılar günde 10 saat, 12 saat sürekli yiyorlar ve kilo falan almıyorlar. Çünkü gıdalarının verimi düşük. Bu gıda veriminin bu kadar düşük olduğu bir biyoloji ortamında, beyin gibi çok pahalı, enerji tüketimi çok yüksek olan bir organ nasıl gelişir? Temel olarak teknolojiyle gelişir. İnsanların, daha o zamanki halimizde düşünürsek insansıların, ateşi teknoloji olarak kullanmasıyla birlikte besinleri sindirebilme becerimiz çok gelişti aslında.

Biyolojimizden önce yani besini yemeye başlamadan önce, dışarıda sindirmeye başladık. Sindirilmeye daha hazır bir hale getirdik ateş üzerinde. Ve çok daha kısa beslenme süreleriyle çok daha yüksek enerji alabilir hale geldik. Bakın ateşi teknoloji olarak kullandık ve yaşam tarzımızda bununla değişik yaptık. Bununla birlikte biyolojimiz bile değişmeye başladı. Şimdi geçmişte böyle dönemler var. İnsan alet kullanarak, tarım ve hayvancılık yapması ile, bazı bitkileri ıslah etmesi ile, bazı hayvanları ıslah etmesiyle kültürel evriminde büyük devrimlerinden birini yaptı ve yerleşik hayata geçti. Sonra ne yaptı?

Yazılı Kültür

Görsel imgeleri kullanarak resimleri kullanarak bir şeyler yapıyordu. Giderek bunlar daha soyut daha kavramsal hale geldi. Hiyeroglif alfabeleri oluştu. Sonra harfli alfabeler oluştu. Sonra bu alfabelere sesli harfler de katıldı. Kendimizi ifade etmek, sözlü söylediğimiz konuştuğumuz şeyleri yazıya dönüştürmek mümkün hale geldi. Ve sözlü kültürünün yanına yazı kültürü oluştu. Bu da büyük evrimin, kültürel evrimin devrim aşamasına geldiği unsurlardan bir tanesiydi tarihimizdeki.

Zamanla ne oldu? Enerji tipi dönüşümlerinin keşfiyle birlikte, bunların çok daha yaygın bir şekilde teknolojik aletlerin içine girmesi ile birlikte… Mesela yel değirmeni, su değirmeni önceden beri kullanıyorduk, yelkenliler önceden beri yapılıyordu. Ama suyun hareketini tekstil fabrikalarındaki -o zamanki atölye dememiz daha uygun olur- dokuma tezgahlarının otomasyonuna dönüştürerek… Kömürde saklı olan enerjiyi, kömürü yakıp buhara dönüştürerek, buharı harekete dönüştürerek lokomotifleri hareket ettirmemizde… Yani o teknolojik olguları yaşam tarzımızı yine çok köklü değiştirecek, dönüştürecek şekilde kullandığımızda sanayi devrimi gerçekleşti. Ve yine kültürel evrim devrim şeklinde çok hızlı olarak yaşandı.

Dijital Dönüşüm

İşte şu anda da dijital dönüşümle, bu büyük kültürel evrimin devrim noktasına geldiği dönüşümlerin belki en büyüğü ile, en hızlısıyla karşı karşıyayız. İçinde bulunduğumuz bu durumu anlamadan yaşamla başa çıkabilmemiz mümkün değil. Geçmiş dönemlerde bunu aslında biraz hızlı olarak gözledik. Sanayi toplumuna geçiş aşamasıyla ilgili olarak, tarım-hayvancılık, toprak ve ticarete dayalı bir ekonomik yapının, sosyal yapının, aristokratların var olduğu bir sosyal yapının çözülmesi ve bunun yerine daha böyle üretim araçlarının öne çıktığı sanayi toplumunun ortaya çıkmasında yaşadık. Bu böyle bir iki kuşak içerisinde gerçekleşti. Ama günümüzde dijital dönüşüm, çok daha hızlı olarak gerçekleşiyor.

Dijital Gelecekte İnsan Kalmak kitabını biz Sinan hocayla beraber yazdığımızda, koronaya bir buçuk yıl falan vardı. Tabii bunu bilmiyorduk. Ve biz düşündük ki yani böyle orta vadede etkili olabilecek bir takım şeyler var. Onlarla ilgili yazdık çizdik konuştuk. Ama sonra bir buçuk yıl kadar sonra korona patladı ve koronada geçirdiğimiz 2 yıl bir kuşak etkisi yaptı. 20 yılda, ancak bir kuşak değişmesi ile gerçekleşebilecek değişim birikimi, dönüşüm miktarı, iki yıl içerisinde gerçekleşti. Gelecek günümüze ışınlandı gibi oldu aslında.

4 Yılda 2 Kuşaklık Değişim

Ve sonrasında bu sefer de enflasyon dalgasıyla birlikte değerlerin yıpranması neyin ne kadar ettiğinin belirsiz hale gelmesiyle birlikte, yine büyük bir dijitalleşme dalgasının içinden tekrar geçtik. Bu süreç içerisinde de bu sefer can belasına değil, evde kalmak zorunda kaldığımız için değil, ama cep belasına. Diyelim ki bir organizasyon yapacağız, maliyetleri 2 katına, 3 katına, 4 katına, 5 katına çıktı. Ama bunu dijital olarak yaptığımız zaman yüzde birine indi maliyetler. İşte bununla birlikte dijitalleşmenin yeniden tekrar çok hızlandığı bir devirden daha geçmiş oluyoruz. Şimdi dile kolay, 4 yıl gibi bir sürede 40 yıllık değişim, dönüşümüne karşı karşıya kaldım. İşte her şeyin çivisi çıktı gibi geliyor ya, çıktı zaten. Bu kadar hızlı dönüşüme girdiğimiz zaman, her şeyin birbiriyle ilişkisi kopmuş oldu.

Yeni dünyayı anlamak için, kendime, ortamla ilişkilerime, kullandığım yöntemlere her zamandan daha iyi bakmak durumundayım.

Yaşamımı 5 yıllık planlarla yaşama şansım yok. Birkaç yerde karşıma çıktı, başıma geldi sorular olarak. 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz diye soruyorlar ya hani. Düşünsenize bir şimdi, 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz, ben bu soruya şöyle cevap veriyorum. Şimdi bakalım takvime, mesela bu çekimi yaptığım anda şubatın başlarındayım ve 2023 senesindeyiz. 5 yıl sonra Allah ömür verdiyse ölmediysek… Birileri de takvim sistemini falan değiştirmediyse… 2028 şubatının başlarında görüyorum kendimi. Bunun dışında belirli hiçbir şey yok ve gördüğünüz gibi bu da iki şarta bağlı ancak. Yaşamımızda öyle 5 yıl sonrayı falan görebilme şansımız yok.

Yaşamı hafta olarak ele alıp, Çevik Yaşam taktiklerini tekniklerini kullanarak, haftamdan öğrenerek, sonraki haftamı belirlemek durumundayım. Kitabımızın başlığı Dijital Gelecekte İnsan Kalmak’tı. Aslında o başlık geçmişte kaldı. Dijital şimdide var kalmakla ilgili olarak Çevik Yaşam taktiklerini kullanmaktan başka çare yok gibi gözüküyor.

Yorum bırakın