Kültürel evrimden bahsettik, kültürel evrimin devrim aşamasına gelmesinden bahsettik. Ve bununla başa çıkmak durumundayız. Kültürel evrimin bazı aşamaları var. Bu aşamaları anlamak bir hayli önemli. Temel olarak sözlü kültür, yazılı kültür ve dijital kültür, bunları anlamak durumundayız. Daha ilerde başka bir şeyler de karşımıza çıkabilir. Bu gelecekle ilgili bir şey değil. Günümüzü anlamaktan bahsediyorum. Çünkü günümüzde dijital kültürün içinde yaşıyoruz. Daha ileride belki biyonik insan olacağız. Genetikle ilgili acayip şeyler olacak. Belki uzaya çıkacağız ve bunları, kendi yaşam sürelerimizin içerisinde görmemiz de çok mümkün.
Aslında biyonik insan, böyle çok da uzakta değil. Mesela karşınızda şu an biyonik olmayan bir insan var. Ama şu gözlüğü taktığım anda biyonik insan oluyorum. Yani bedenime olan katkılarla, dışarıdan eklediğim unsurlarla, fizyolojimi değiştirme dönüştürmeye doğru, öyle bir geleceğe doğru bir yandan gidiyoruz. Biz geleceği yarını bırakalım şimdilik. Bugünü anlamamız çok kritik. Çünkü bugün yaşamda kalmamız gerekiyor. Bugün yaşam kalitemizi koruyabilmemiz gerekiyor. Ve mümkünse, ki mümkün, bugün yaşam kalitemizi biraz daha artırmamız, yeni dünyanın keyfini sürmemiz gerekiyor. İşte bunun için sözlü kültür, yazılı kültür ve dijital kültürü anlamak çok kritik.
Sözlü Kültürden Yazılı Kültüre
Özellikle sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş nasıl bir şey olmuş? Bu geçiş bize ne söylüyor? Dijital kültüre geçiş ile ilgili neler düşünebilirim? Buna kafa yormak çok yararlı olabilir. Ben sosyoloji bölümü okudum, tarih bölümü okudum, diğer okuduğum şeylerin yanısıra. Böylece geçmiş sosyolojileri, nereden geldiğimizi anladığımı düşünüyordum aşağı yukarı. Sonra bir kitap okudum sözlü kültür ve yazılı kültür karşılaştırmasını yapan bir kitap. Kitabın temel mesajı şu: Sözlü kültürde yaşayan insanı anlamamız, onun dünyasını kavrayabilmeniz mümkün değil. Çünkü o neredeyse başka bir canlıydı. Mesela kullandığımız dil, şimdi dil tamam sözlü kültürde de dil vardı işte. Yazılı kültürde de dil var, dil bile aynı şey değil.
Çünkü sözlü kültürde, ancak kullandığımız, konuşulan, toplumun hayatının içerisinde var olan kelimeler yaşayabiliyor. Yani çok az kelimeden oluşan diller söz konusu orada. Şöyle bir durum düşünün, olağanüstü bir şey oldu ve bu durumu açıklamayla ilgili birkaç kelime uydurmamız gerekti. Yani yaşamımızda hiç var olmayan bir şey gerçekleşti ve bununla ilgili kelimeler oluştu. Ama sonra o şey yaşamda tekrar etmedi. Bir yıl iki yıl üç yıl beş yıl on yıl 20 yıl 50 yıl tekrar etmedi. 50 yıl tekrar etmediği zaman, ortalama yaşam beklentisini falan o dönemde düşündüğünüzde, o eski dönemden yaşamda kalmış neredeyse insan kalmadı. Kelimeler neredeydi? İnsanların belleklerindeydi, yazılı hiçbir şey yok, yazı yok henüz. Ne oldu o kelimeler kayboldu. Böylelikle sık kullanılan, sürekli tedavülde olan kelimelerin haricinde, kelimenin olmadığı bir yaşamın içindeyiz.
İki kültürün insanı bambaşka
Mesela sözlü anlatılara baktığınız zaman klişelerin çok yoğun olduğunu görüyoruz. Kalıplar çok yoğun. Çünkü insanların belleklerinde yaşıyor eserler. Kolay ezberlenebilir olmaları, akılda kalıyor olmaları gerekli. O yüzden klişeler tekrar tekrar kullanılıyor. Ama yazılı kültüre geçtiğimiz zaman ne oldu, sözlük yazmaya başladık. Bugün İngilizcede bir buçuk milyon kelime var. Akla ziyan, kim konuşur bir buçuk milyon kelimeyle? Ama ne oldu o yazılı kültürle beraber o birikmeye başladı. Kelimeler dillerin içerisinde birikmeye başladı. Deneyimler yazılı hale gelmeye başladı ve insanların yaşam tarzı çok köklü bir şekilde değişti dönüştü. Sözlü kültürünün insanı bambaşka bir insan, yazılı kültürün insanı bambaşka bir insan.
Günümüzde bile hala bakın, yazılı kültürü uygulayabilmek için okullarda gidip, öğrenmemiz gerekiyor yazmayı. Öyle kendiliğimizden çok kıvıramıyoruz. Gerçi dijital dünya ile birlikte, işte televizyon, oyunlar, internet vs üzerinden çocuklar aslında pek okula ihtiyaç duymadan da, çok daha erken bir şekilde yazmayı öğrenmeye başlıyorlar. Ama doğal yaşamların içerisinde değil, dışarıdan gelen, yaşamlarına dışarıdan giren bir takım şeylerle bunu yapabiliyorlar. Ve yazılı kültüre yavaş yavaş adapte oluyoruz, ama hepimiz de o kadar iyi adapte olamıyoruz. Mesela hani düşünün kimi insanlar vardır. Böyle sözlü olarak çok iyidir, satışı çok iyidir, iletişimi çok iyidir. Her şeyi çok güzel yürütür yönetir falan. Sonra bir mail atar o kişi, bir e-posta yazar birilerine. Cc ye koyduğu kişilerle falan, dağları devirir bir e-postayla. Çünkü yazılı kültüre o kadar da adapte değildir, o kadar sindirememiştir, oturtamamıştır içine.
Dijital Kültür ve kitap
İşte sözlü kültür ve yazılı kültürün üstüne birbirinden bu kadar farklı olan iki dünyanın üstüne, şimdi dijital kültür geldi. Dijital kültür şimdi bambaşka bir dünya yaratıyor. Ve bu yarattığı dünyayı anlayamıyoruz bile. Mesela kitap kavramını düşünün. Kitap daha az okunuyor. Fiziksel kitaplar ortadan kalkacak mı? Gelecekte var olacak mı? Kitaplar niye böyle terk ediliyor falan. Yok aslında bununla bir ilgisi durum. Çok yanlış okuyoruz. Kitap dediğimiz şey temel olarak bir kişinin eser vermesidir. Bugünkü bildiğimiz kapaklı ciltli kitaplar falan, matbaadan sonra ortaya çıkmış şeyler. Ondan önce, mesela rulolar vardı. Papirüsler, rulolar halinde kitaplar vardı. Onlardan önce de eserler akıllarda dolaşıyordu. Destanlar şeklinde dilden dile dolaşıyordu. Şimdi dijital dünyada kitap artık formlardan bir tanesi. Eser dediğimiz şey, çok geniş bir hale geldi. Mesela YouTube kanalları, aslında birer kütüphane. Ya da diyelim ki podcastler birer kütüphane. Ya da böyle insanların bir araya geldiği yayınlar, mesela bunlar birer eser.
Dolayısıyla kişilerin eserleri, insanların eserleri, çok daha boyutlu, karmaşık yapılı bir hale geldi. Ve aslında yazılı kültürün bir cenderesinden kurtuluyor durumdayız. Şimdi insan insanla karşı karşıya olduğu zaman, konuşarak bir şey anlatabiliyordu. Mimikleriyle, tiyatroyla, gösteriyle bunu yapabiliyordu, müzik çalabiliyordu vesaire. Şimdi yazılı kültürle birlikte bunu, yakın çevreden daha uzak çevreye ulaştırmak için, bugünden daha ileri zamanlara ulaştırmak için, bir araç gelişti. Yazıya dökebilir hale geldik. Ama yazıya dökebildiğimiz ne? Konuşma metninden ibaret, tiyatroyu yazarken ona işte hareketler falan ile ilgili bir takım notlar ekleyebiliyoruz. Mesela müziği yazarken ne yapıyoruz? Notalara çeviriyoruz, çünkü sesi kaydedemiyorduk henüz. Bakın yazılı kültürün bir cenderesi bu. Yakın çevremden daha uzağa ulaşmak için, şimdiden daha ileriye geleceğe ulaşmak için, ancak yazıyı kullanabiliyordum. Dijital devrimle birlikte bu cendereden kurtulduk.
Bugünün insanı mısın?
Artık insanlara, uzaktaki insanlara, gelecekteki insanlara sadece konuştuğum sözün metnini eriştirebiliyor durumda değilim. Görüntümü eriştirebiliyorum. Sesimi eriştirebiliyorum. Neredeyse varlığımı, bir bütün olarak o fiziksel varlıktan dijital hale getirilebilen her şeyi eriştirebiliyorum artık. O yüzden kitap dediğim şey, yani benim eserimi sana ulaştırmanın o daracık yolu patladı artık. Yüzlerce binlerce çeşidi ortaya çıktı. İşte dijital kültürü anlayabiliyorsanız, o kültürle yaşamınızı uyarlayabiliyorsanız, o kültürle mesleğinizi, iş yapma şeklinizi uyarlayabiliyorsanız, o zaman bugünün insanısınız. Bakın yarının insanısınız demiyorum, çünkü dijital gelecek, gelecekte değil artık, dijital bugünde yaşıyoruz. Dijital kültür başımıza gelecek bir şey değil, çoktan başımıza geldi.
Yarın başka şeyler olacak. Biyoloji ile ilgili, nano teknoloji ile ilgili, uzaya çıkma ile ilgili, genetikle ilgili acayip şeyler olacak. Onları o zaman konuşmaya başlarız. Ben bugünden hatta neredeyse dünden bahsediyorum. Artık dijital kültürün içindeyiz ve dijitalde yoksanız eğer, bugünde yok hükmündesiniz. Dijitalde yoksanız eğer şu fiziksel bedeninizin varoşu içerisine hapsolmak durumundasınız. Gettoda yaşıyorsunuz. Ama dijitale uzanabildiğiniz zaman, dijital kültürle varlığınızın, yaşam alışkanlıklarınızın, mesleğinizin, iş yapma şeklinizin, nasıl bütünleştiğini anlayabiliyorsanız o zaman çok daha az çabayla, çok daha fazla karşılıklar elde etmeniz mümkün.
Kariyerinizin dijitalle imtihanı, yaşam tarzınızın dijital ile imtihanı konusunda yardıma ve desteğe ihtiyacınız varsa, Çevik Yaşam bunun için. Çevik Yaşam eğitimleri, danışmanlıkları, Çevik Yaşam’a Giriş kitabım ve Çevik Yaşam’la ilgili Çevik Yaşam Rehberi oynatma listem karşınızda. Dilediğiniz gibi bunlara ulaşmanız, kullanmanız mümkün. Dijital kültürün içinde var olmak için Çevik Yaşam’ı öneriyorum.