Yardım Verilmez, Alınır

Şu yardımcılık konusu bayağı bir netameli konu. Bir yandan yardımın daha fazla olması, yardımcılık davranışının daha fazla olması iyi olur gibi geliyor. Yani toplum için yararlı bir şey gibi geliyor. Ama bir yandan da şöyle bir düşünsenize. Size yardım etmeye çalışarak zarar veren insanları düşünün. Mesela aileler, yöneticiler. Benim için iyisinin ne olduğunu benim adıma düşünüp bana yardımcı olmak için, üzerimde bir diktatörlük kuruyorlar. Bu acaba bana ne kadar yardımcı oluyor? Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele almakta fayda var gibi gözüküyor.

Yardım mı görev mi?

Yardım ne zaman işe yarar? Nasıl yapılır? Verilir mi alınır mı? Bu konu üzerine biraz düşünelim. Şimdi genel olarak yardım etmek kavramıyla işini yapmak kavramı ciddi ölçüde birbirine karışıyor. Yani ben aslında bir konuyla ilgili işimi yaptığım zaman, toplumsal yapının içerisinde o işi düzgün bir şekilde konumlamış durumdaysak, birilerine yardım etmeme gerek yok. O yardım değil, zaten bana düşeni yapıyorum, işim olan şeyi yapıyorum. Onu düzgün yaptığım zaman insanlara yardımcı davranışlar içerisine ekstra girmeme gerek olmaz. Şimdi bu durumu bir düşünelim: Nerede çalışıyor, çalışmıyor, nasıl çalışıyor, çalışmıyor.

Mesela diyelim ki aileler, ebeveynlerle çocuklar arasındaki ilişki. Şimdi ebeveyn çocuğa yardımcı olmaya çalışmaya başladığı anda iş karışıyor. Mesela bir anneyi, bakım veren olarak anneyi düşünelim ve çocuğunu düşünelim. Diyelim ki çocuk işte yemeğini yeni yeni yemeye başlıyor. Hani bebek, böyle daha yeni yeni kavramaya, tutmaya başladı. Ve işte bunu yaparak kendi kendine yeme davranışını geliştirmeye çalışıyor. İşini yapan bir anne, bakım veren, orada görevi, işi olarak ne yapacaktır? Çocuğun doymasını sağlamakla ilgili minimum bir şeyi sağlamalı. Yani bir şekilde doyması gerekli çocuğun. Ama gereğinden daha hızlı doymasına gerek yok, ya da oradaki beceriksizlikleri hiç yapmamasına gerek yok. Fazlaca yardımcı olan, yani asıl sorumluluk alanının dışına çıkarak, daha fazla fedakarlık yaparak, daha çok yardımcı olan, bakım veren burada ne yapar? Dökülmeye, saçılmaya engel olacak şekilde her harekete yardım etmeye kalkışır. Öyle olduğu zaman bu çocuk kendi kendine yemek yemeyi nasıl öğrenecek?

Düşüp şaşmadan gelişim olmaz

Düşmesi, şaşması, hatalar yapması lazım ki oradan aa şöyle böyle falan diye yolunu bulsun öğrensin. Fazlaca yardımcı olduğumuz zaman o öğrenmeye engel olmuş oluyoruz. Aslında hiç yardım etmesek daha iyi. Orada sağlamamız gereken şey, temel bir beslenme rejiminin sürmesi. Bunu sağlayacak kadar bir davranış içinde olmak yardımcılık falan değil. O, yapmam gereken görev zaten, yapmam gereken davranış. Bunun ötesinde yardım gibi düşündüğüm her şeyi, anında bıraksam? Anında… tabii çocuğu alıştırdıktan sonra anında bırakmak faydalı olmayabili. Ama en baştan bu davranışlara, bu yardım davranışlarına hiç girmesem? Ya da fazlaca yardımcı davranıyorsam, bu yardımları azaltsam çok daha iyi.

Şimdi şöyle bir durum düşünün, bu şekilde fanus içinde büyütülen bir çocuk. Yani hiçbir problemle karşı karşıya gelmesine izin verilmemiş. Her davranışında yardım edilmiş, yardım edilmiş, yardım edilmiş. Kendi geliştirmesi gereken irade kaslarını hiç geliştirmemiş bir çocuk. 18 yaşına kadar böyle gelmiş. Üniversite hazırlıkta bile kendi kendine plan yapmasına, beceremeyip yeniden plan yapmasına falan izin verilmeden, her türlü yardım sadece anne baba tarafından değil, özel hocalar, özel öğretmenler vesaire tarafından da yoğun bir şekilde sağlanmış. Sonra bu çocuğu şehir dışına üniversiteye gönderiyoruz. O çocuğun hali ne olur bir düşünün. Hiç o zamana kadar irade kullanmasına gerek olmamış. Nasıl kullanacak o iradeyi?

Yardım tehlikeli hatta bazen zehirlidir

Yardımda çok tehlikeli, zehirli bir şey var gibi gözüküyor. Yardımseverlik kavramı da ciddi anlamda sorunlu. Çünkü yardımseverliğin içerisinde görev olarak yapmam gereken, zaten benim üzerime düşen konuları, üstten bir davranışla, aa bak ben hayır yapıyorum falan, şeklinde bir davranışla yapma yaklaşımı var gibi gözüküyor. Ben eğer bir toplumla etkileşim içindeysem zaten, burada yapmam gereken şeyleri yapmak, yardımseverlik falan değildir. Beni yukarıya taşımaz. Ben burada aa bak üstün konuma geldim gibi bir durum söz konusu değildir.

Bazen yaşadığımız deprem gibi çok daha fazla zaman vermemiz, emek vermemiz, çabamızı vermemiz, finansal olarak vermemiz gereken durumlar olur. Onlar da aslında yardım değildir. O bir sorumluluktur. O anda normal durumun dışına çıkan bir denge vardır ve daha çok vermek aslında görevimdir. Neyden nasıl verebiliyorsam, nasıl fayda sağlıyorsam, bunu yapmak doğrudan toplumsal bir görevdir. Ve bunu yapmamak da çok sorunlu bir durumdur. Ama olayı yardımseverlik olarak görürsem, o zaman aa bak yardım yaptım ben, çok yapıyorum, acayip iyiliksever bir insanım falan diye, kendimi çok farklı bir konumda tanımlamam söz konusu olabilir.

Yardım verilmez, alınır.

İşte Çevik Yaşam ilkeleri bağlamında ne diyoruz? Bu ilkeleri tekil olarak da olsa, bu davranışı yaşamınıza geçirdiğiniz zaman, ciddi anlamda yaşamınız değişebilir. Bununla ilgili nasıl şeyler yapabilirsiniz? Temel ilkemiz şu: Yardım verilmez, alınır.

Öncelikle sorumluluklarımı bilip onları yerine getireceğim. Görev olan konuları bileceğim, neler yapmam gerektiğini bileceğim ve onlarda gelişeceğim, kendi tarafımda. Başkalarıyla ilgili toplumsal görevlerimin de farkına varacağım. Ve bunları yardım vererek değil, görevimi yaparak ve seçenekler sunarak yapacağım. Mesela bir insana yardım edeceğimi düşündüğümde, şuna hükmetmiş oluyorum. Burada bir sorun var, sorun olduğuna karar vermiş oluyorum. Bu sorunla kendi kendine başa çıkamaz. Kendi kendine başa çıkamayacağına da karar vermiş oluyorum. Yardım gerekli ve yardımı şu şekilde yapmam uygun olur. Burada büyük bir istibdat durumu var, diktatörlük durumu var, zulüm durumu var.

Aslında yapmam gereken şu: Karşımda erişkin, yetkin bir insan var. Bir bebek olsa bile bu geçerli aslında. Kendi çerçevesi içerisinde, belli yetkinliğe sahip olan bir varlık var. Bu varlıkla ilgili benim görev alanımda olan şeyler ne? Ona sunmam gereken konular ne? Onları sunmalıyım. Yardım gibi düşünebilecek daha öteye geçebilecek şeyler konusunda ise çok kesin kararlar vererek hareket etmemeliyim. Yapmam gereken aslında sunmak. Burada kişinin problemi var mı, problemle ilgili ekstra desteğe ihtiyacı var mı? Bu ekstra destek ne yönden olur? Ben bunlara karar vermeden, bunlarla ilgili seçenekleri elimi açarak sunmak durumundayım. Karşı taraf buralardan kendisi seçerek istediği yardımları alabilmeli. Bunu yaptığımız zaman, yardım işe yarar bir şey hale gelebilir.

Bağımlılıktan kaçınmak

Yardım verilmez, alınır. Yani verme tarafında olduğunuzda, çok hükmederek bu işi yapmamak kritik nokta. Alma tarafında olduğumuzda da, böyle üstünüze üstünüze yıkılan yardımlardan çekinmek, kurtulmak, kaçınmak, onlara bağımlılıktan kurtulmak önemli gözüküyor. Kendi kendinize yapabilirlik, edebilirliğinizi artırmak ve seçici bir şekilde yardımdan yararlanmak. Bağımlı hale gelmeden, kendi kaslarımı, irade kaslarımı köreltmeden, sadece gerçekten ihtiyaç olduğunda yardımdan yararlanmak.

Bu konu mesela takviyeler, diyetler falan gibi şeylerde bile geçerli olan bir olgu arkadaşlar. Kendi kendime başa çıkmam gereken bir şeyle ilgili, gerekli olduğunda, tabii ki sorun yaşıyor durumdaysam, bir miktar kısıtlı olarak takviye alabilirim. Ama takviye almaya, yani yardım almaya, sürekli olarak devam edersem bu sefer, o takviye aldığım, yardım aldığım konuyla ilgili, kendi yeteneklerimi, kendi yapabilirliklerimi köreltmiş olurum.

Yardım ala ala, yardımsız yaşayamayacak bir konuma gelebilirim. Yani hem verirken, hem alırken çok seçici davranmamız gerekiyor. Yardım verirken daha çok sunma davranışı içinde olmamız gerekiyor. Yardım alırken de ancak gerçekten böyle kısa süreli, gerekli olan yardımları kullanmamız gerekiyor. Yardımı yaşamımızdan vermek de almak da her iki yönden tamamen çıkarsak daha iyi bile olabilir. Ama gerçekten gerekli olduğu zamanlarda da yararlanmayı düşünebiliriz. Önce bir çıkarmak, ama yavaş yavaş çıkarmak, azaltmak. Sonra yardım vermeden, yardım almadan, sorumluluklarımı gerçekten yerine getirerek yaşayabilmek. Bu konuma doğru bir gelip, gerekli olan noktalarda da yardım almayı, yardımı vermeyi düşünmek belki en iyi çözüm olabilir.

Yorum bırakın