Ölme Eşeğim Ölme, Yaz Gelince Yonca

Kendi halinizle güzelce oyunlar oynuyordunuz, yaşamın içindeydiniz, çocukluk pek güzeldi. Sonuç odaklılık diye bir şey duymamıştınız bile. Gerçi her aile böyle güzel bir çocukluğa izin vermiyor durumda da olabilir. Diyelim ki aileniz o kadar hani destekleyiciydi sizi ama çok yönlendirme içerisinde değildi. Daha doğal bir çocukluk yaşamış olduğunuzu varsayalım. Okul başladı. Okul başlayınca zaten o işlerde biraz olaylar karışmaya başladı. Daha böyle yaşamınızı yaşayabilme ile ilgili şeyler giderek zorlaşmaya başladı. İşte dışarıdan unsurlar katılmaya başladı vesaire.

Hele Sonuç Belli Olsun Bi Şu Sınavda

En geç muhtemelen üniversite sınavı sırasında pek çoğunuz için üniversite sınavına hazırlanma süreci yaşadıysanız eğer, ne oldu? Dediler ki, ya bak güzel kendi yaşamının keyfini sürüyordun, yaşıyordun, güzelce arkadaşların, eğlencen, anlamlı gördüğün şeyler, hobiler falan, çok güzel. Yani bunları yapıyordun, ediyordun ama bak şu üniversite sınavı var ya, bu çok önemli. Şimdi biraz buna ara vermen lazım. 1 yıl, 2 yıl beceremezsem belki 3 yıl mezuna kalarak vesaire bir bu çok kritik, çok önemli. O yüzden yaşama biraz ara verip buna odaklanman lazım. Kampa girip bunu yapacaksın. Çünkü burada bir yarış ortamı var. Biliyorum çok rezilce bir şey ama, yapacak bir şey yok. Herkes bu yarışın içinde.

O yüzden de bunu yapmak zorundasın, diye size yaşama ara verme konusunda bir dayatma yaptılar. Belki kendi kendinize de yapmış olabilirsiniz bu dayatmayı ve yaşama ara verdiniz. Niye? Çünkü sınavı kazandığınız zaman, iyi bir yeri kazandığınız zaman, her şey çok güzel olacak. Ondan sonra artık tamam, keyfinize devam edebilirsiniz. Daha anlamlı bir yaşam sürmeye devam edebilirsiniz. Ama olmadı öyle.

Kazandık da Ne Oldu?

Sınavı kazandınız, istediğiniz yeri kazandınız, iyi bir başarıyla kazandınız. Üniversite hayatını güzelce sürmek dururken dediler ki size, ya ama bak belli bir ortalama yapmak lazım. Bunun akademik kariyeri var. İşte diploma düzgün bir şey olması lazım. Bu arada hani bazı faaliyetlerde bulunmak lazım. Seçilebilir olmak gerekiyor. İşte iş hayatına giriş yapma durumu söz konusu. İyi bir yerde çalışabilmek için gerekli şeyler var. Ve yine sizin önünüze böyle birkaç yıl sonrasıyla ilgili havuçlar ve arkaya da sopalar koydular.

Sonra diyelim ki iyi bir işe girdiniz. Tamam ya artık rahat ettim falan diye düşünüyorken, işte yıllık hedefler, gelecek stratejiler bilmem neler falan, sürekli sürekli sürekli sürekli bu bitmiyor böyle. Kişisel yaşamda, yok evliliktir, çocuktur, ondan sonra çocukların iyi bir okulda okunmasıdır. İş yerinde işte yöneticiliğe doğru geliyorsun, kendi girişimini kuracaksın vesaire. Sürekli olarak önümüzde havuçlar, arkamızda sopalar, bir koşturmaca içinde yaşıyoruz yaşamımızı. Hep gelecekteki bir şeylerin peşindeyiz. Ve enteresan bir şekilde o gelecek geldiğinde gelmemiş oluyor. Çünkü gelecek geldiğinde, o an haline geliyor artık. Elde ettiğim, etmediğim başarının önemi de pek kalmıyor. Çünkü önümde başka bir gelecek oluyor. Sürekli olarak geleceğe doğru koşturmacanın içinde olmuş oluyorum, bu yaşamın içinde. Bizim oralarda bir laf vardır bununla ilgili.

Yaz Gelince, Yaz Gelirse, Gelse Bile…

Derler ki: Ölme eşeğim ölme, yaz gelince yonca. Yani hep böyle gelecekteki bir şeylerin peşinde vaatlerle, koşturulması birinin. Böyle bir yapının içindeyiz ve bu çok normal de aslında. Çünkü burada çelişkileri hatırlayın, başka videolarımda da bu konudan çokça bahsediyorum. Bireyle toplum arasındaki çelişkilere dayalı bir yapı var burada. Birey kendi çıkarının peşinde, kendi rahatının, keyfinin, anlamlı bir yaşam sürme ihtiyacının peşinde. Ama toplum da bir yandan var olmanın, var kalmanın peşinde. O yüzden de toplum bireye çok da aldırmadan, kendi makineyşınını, kendi işleyişini, kendi çarklarını çevirmeyi düşünüyor. Bunun için de bireyi şekle sokuyor, düzgün çalışmasını sağlamaya çalışıyor. Oradaki işlevini yerine getirmesini sağlamaya çalışıyor. Bunun anlamı ne demek, o bireyi çok da fazla önemsemeden, sürekli yakın gelecekteki başka konularına doğru odaklamak demek.

Üstelik burada bireyin yakın geleceğiyle, toplumun yakın gelecek anlayışı birbirinden farklı. Mesela bireyin yakın geleceği aslında yaşamı, şu anı, bu dakikaları, bu haftası. Ama toplum için yakın gelecek, birkaç senelik süreç demek. O yüzden de sürekli bireyi birkaç sene sonrasına odaklamış oluyor. Bu da yaşamın süreç odaklı değil, sonuç odaklı yaşanması anlamına geliyor ve birey için olabilecek en kötü şeylerden bir tanesi sonuç odaklı yaşamak. Nasıl yani?

Sonuç Odaklı Yaşamak Yaşamak mıdır?

Sonuç odaklı yaşamak kötü bir şey mi? Evet, bireysel bazda baktığımız zaman kötü bir şey. Çünkü birincisi sonuç odaklı yaşamak, sonuçları kolaylaştırmıyor, sonuçları zorlaştırıyor. Çünkü sonuca aşırı odaklı olduğumuz zaman o sonucu sağlayacak süreç nasıldırı keşfetmekte zorlanmaya başlıyorsunuz. Aslında sonucu getiren şey süreç. O süreçte biz neyi nasıl yapıyorsak, onun sonucunda sonuç oluşuyor. Sonuç odaklı olmak bunu görmemizi engellemeye başlıyor. İkincisi yaşam tatmini konusunda büyük sorunlar çıkarıyor. Çünkü sonuç odaklı bir yaşamda, hep daha sonraki sonuçlara odaklı olarak ilerliyoruz. Dolayısıyla dünkü süreçle ilgili bugün sonuç olmuş olan şey artık çok hızlı bir şekilde geride kalıyor. Onun keyfini süremiyoruz bile.

Halbuki süreç odaklı yaşayan bir insan, o sonuç dediğimiz şeyleri de zaten sürecinin içinde yaşar, onların kutlamasını da başarır. Yani geleceğe odaklı bir yaşam yerine, geleceğin de farkındalığına sahip olan, tabii ki başımızı böyle aşağıya çevirip, hiç ileriye bakmamak anlamında değil. Geleceğin de farkındalığına sahip olan, ama ona takılı, ona gömülü, onunla zindanlanmış halde değil de, günün, sürecin, içinde olduğu haftanın anlamını, bütünlüğünü kavrayarak yaşamak, çok daha etkili olacaktır.

Yaşam Süreçtir

Sonuç odaklılık yerine, süreç odaklılık, yarını ana eksen olarak almak yerine, bugünü, bu haftayı ana eksen olarak almak size çok esaslı faydalar sağlayabilir. Çevik Yaşam’ın bütününde çok daha başka şeyler de var. Ama sadece bu ilkeyi kullanmak bile yaşamınızı değiştirecektir, dönüştürecektir. Unutmayın Çevik Yaşam ilkeleri tekil olarak işinize yaradığı gibi başka ilkeler de var. Onları yaşamınıza sezgisel seviyede geçirdikçe, yenilerini kullanarak ciddi anlamda yararlı unsurlar haline getirebilirsiniz sizin için. Çevik Yaşam bir bütün olarak bir yaklaşım ve teknikler bütünü olarak da var. Sadece tekil ilkeler değil, Çevik Yaşam’ın bütününü uygulamaya geçirmeyi de düşünebilirsiniz. Bununla ilgili, her ikisi ile ilgili hem ilkelerle ilgili, hem de Çevik Yaşam’ı bütüncül uygulamayla ilgili YouTube’da oynatma listelerim var. Ama ayrıca bu konularla ilgili eğitimler, grup danışmanlıkları, birebir danışmanlıklar da var. Bunlarla ilgili kaynaklarımı incelemek üzere açıklamalardaki linklere bakabilirsiniz. Çevik Yaşam size yaşamınıza girme şansı sunuyor. Yaşam yaşayarak yaşanır, çerçevesinde kendi yaşamınızda tatmini bulmanızı sağlıyor.

Yorum bırakın