Azaltarak Çoğalt

Çevik Yaşam ilkelerinde tekini bile uyguladığınızda yaşamınızın kalitesini artıracak ilkelerden bahsediyoruz. Farkındalıklarla ilgili daha önce bir iki kere konuştuk. Orada çok önemli ilkeler vardır. Şimdi biraz onunla bağlantılı ama daha çok kapasite kullanımı ile ilgili bir konudan bahsediyor olacağım. Yetişememek, bir türlü başa çıkamamakla ilgili durumlarımız. Yaşamımızın içerisinde çok yük var. Farkındalıklarımız da oluyor. Başka yapmak istediğimiz şeyler var ama yapamıyoruz, yetmiyoruz, yetişemiyoruz. Bu yüzden de çoğaltıyoruz, çoğaltıyoruz, çoğaltıyoruz, daha çok çaba, daha çok çaba, daha çok çaba. Ve çoğalmıyor, ne kadar çoğaltmaya çabalasak da çabamızı artırırsak da çabamızın karşılığı artmıyor. Hatta yerine göre azalıyor. Çünkü çoğaltmanın yolu azaltmaktan geçer. Kapasite kullanımına burada bir bakmamızda fayda var. Acaba benim kapasitem ne kadar, ne kadar kaldırabiliyorum, ne yapabiliyorum, ölçeklenebilir seviyem ne? Buna aldırış etmeden kendimize yüklendiğimiz zaman hiç de iyi sonuçlar doğmuyor. Daha iyinin peşinde giderken daha kötüye düşmüş oluyoruz.

Çırpınmayı azaltarak sonuçları çoğalt

Teknik kariyerimde ölçeklenebilirlik diye çok önemli bir kavram üzerine çalıştım çeşitli konularda. Kaynaklarınız var, buna karşılık aldığınız karşılıklar var. Diyelim ki 10 birim kaynak kullanarak, 10 birim karşılık alıyorsunuz. Mesela 10 birim saat çalışıyorsunuz, 10 birim saat, 10 birimlik ürün karşınıza çıkıyor bunun sonucunda. 10 birimi 20 birime çıkardığınız zaman karşılık 20 oluyorsa, 30’a çıkardığınız zaman karşılık 30 oluyorsa burada ölçeklenebilir bir şey var demektir. Çabanız azsa eğer, yeterince çaba sarf etmiyorsanız, çabayı artırdığınız zaman aldığınız karşılık artar. Ama ölçeklenebilirlik bir yere kadardır, bir yerden sonra yavaş yavaş karşılık azalmaya başlar. Mesela diyelim ki 10’a 10 aldınız, 20’ye 20, 30’a 30, 40’a 40, 50’ye 50. Ama 55 yaptığınız zaman karşılık 55 olmuyor da 52 oluyor. 60 yaptığınız zaman karşılık 53’e ancak çıkıyor. 65 yapıyorsunuz karşılık 52’ye düşmeye başlıyor.

Burada işte ölçeklenebilirliğin sınırına geldiğiniz demektir. Artık bir birim çabaya karşılık aldığınız fayda azalmaya başlar. Ve böyle de devam etmez. Yataya doğru bağlayan süreç aşağıya doğru da gidebilir. Mesela şöyle bir durum düşünün. İşte ben az uyuyorum, böylelikle yaşamdan çok daha fazla karışık alıyorum modunda olan bir insan. Uyuması gerektiği kadar uyumuyor, kendine yükleniyor. Bunun sonucu olarak da işte birim vakitte elde edebildiği karşılık giderek azalmaya başladı, daha az uyuyarak daha çok çaba göstermesine rağmen karşılığı pek artmıyor. Ama pek artmamakla kalmayabilir. Diyelim ki o uykulu haliyle araba kullandığı için üç beş hafta sonra bir kaza yaptı. Hadi can kaybı, yaralanma koymayalım ama maddi kayıp olarak arabası ile ilgili çok önemli sorunlar ortaya çıktı. Üstelik de aa bir hafta önce, iki hafta önce sigortası ile ilgili yenileme zamanı gelmiş ama o yorgunluktan, yoğunluktan, uykulu olma halinden dolayı bunu da ötelemiş.

Kapasiteye aşırı yüklenmek eninde sonunda zarar getirir

Bakın aldığı karşılıkların, fazladan aldığı azalan karşılıkların kat kat fazlasını çok hızlı bir şekilde kaybetme riski var. O zaman kapasite kullanımımızı nasıl ayarlamak gerekli? Diyelim ki benim 100 birim kapasitem var. Bu 100 birim kapasiteye nasıl yüklenmem gerekli? Öncelikle bir kere kapasitemin ne kadar olduğunu fark etmeliyim. Bu Çevik Yaşam’ın genel bağlamı içerisinde yaşamımızda oturttuğumuz önemli konulardan bir tanesi. Bununla ilgili olarak çok detaya girmeyeceğim, kapasite nasıl takip edebilirsiniz konusunda. Çevik Yaşam Rehberi videolarımda bununla ilgili içeriklerim var.

Diyelim ki kapasitenizi ölçüyorsunuz, takip ediyorsunuz, 100 birimlik kapasiteniz olduğunu gördünüz ve 100 birimlik kapasiteye 200 birimlik yük geliyor. Pek çoğumuz bu şekilde yaşıyor günümüz dünyasında, artık 200 mü olur, 250 mi olur, 300 mü olur. Çünkü kapasitesini insanlar genel olarak ölçmüyor, takip bile etmiyor. Öyle olunca ne oluyor biliyor musunuz? Araca götürülemeyecek kadar yük böyle paldır küldür düzensiz bir şekilde yüklenmiş, emniyet tedbirleri alınmamış, kamyonun üstünde döke saça gidiyorsunuz durumu oluşuyor. Hiç kapasiteyi fark etmeden, kapasiteye aldırmadan iki katı, iki buçuk katı, üç katı yüklenen bir hayatta, mucizevi bir şekilde yaşamda kalmaya devam ediyoruz. Çünkü bilinçaltı otomasyon sistemlerimiz bir hayli iyi çalışıyor ve o yoğunlukta, o zorbaca yüklenme durumunda bile gerçekten önemli olan şeyleri daha iyi ayırt edip onların düşmemesini sağlamaya çalışıyor en azından.

Taşıyacağım derken döküp saçmak

Ama kapasiteyi böyle aşırı derecede yükleyerek yaptığımız yolculuklar genel olarak saçılma ile sonuçlanır ve neyin düşeceğine de siz karar veremezsiniz. Son derece önemli gördüğünüz şeyler de yolda düşebilir. Taşıyabileceğiniz o 100 birimle de sonuca varamazsınız. Yani normalde kapasitem 100dü ya, ben buna 200 yüklenmiş halde yola çıktım. 100ü dökülüp 100le varmam söz konusu olmayabilir. Belki de 120’si, 140’ı, 150’si dökülecektir. Yani normal kapasitem kadarını bile sonuca götüremeyeceğim. Çünkü o kadar aşırı yüklenmiş durumdayım ki neyi nasıl yapacağımı şaşırdım, neyin ne zaman nasıl düşeceğini kontrol edemiyorum.

Peki o zaman tamam 100 kapasiteye 200 yüklemeyeceğiz. Peki 100lük kapasiteyi 150 yüklersek. Bu daha da kötü bir durum. Çünkü 100lük kapasiteyi 150 yükleyerek belki de yapabilme şansımız olur. Bir kere yaptığımızda bu sefer gaza gelip ya bak zorlarsam oluyor, hadi biraz daha zorlayayım yapayım edeyim falan diye ikinci hafta, üçüncü haftada böyle yüklenmeye devam edebiliriz. Ama bu mezarını daha derin kazmaktan başka bir şey değildir. Yani çukuru kazıyorsun, yukarıya doğru atıyorsun toprakları. Oradan üstüne dökülecek. Birinci hafta dökülmese ikinci hafta, ikinci haftada dökülmese üçüncü hafta ve birikmiş olarak üzerine yığılacak. O yüzden böyle kendimi aşırı zorlayarak, güç bela sürdürdüğüm bir kapasite çok daha tehlikeli.

Gelişme doğrultusu at gözlüğü olursa

O zaman ne yapalım peki? 100 kapasitem varken acaba 120 mi yüklensem, 110-120 falan yüklenmek. Öyle ya mevcut kapasiteyi bire bir kullanmak beni çok geliştirmez. Halbuki 110-120 yaparsam, ya bak biraz daha yük var acaba kaslarımı biraz geliştirsem nasıl olur, acaba bunu biraz daha verimli yapmanın yolunu bulabilir miyim diye, oraya doğru bir gelişme fırsatı oluşabilir. Doğru ama bu sadece ve sadece planladığınız yönlerde gelişebilmenize sebep olur. Belki ondan çok daha kolay gelişme fırsatlarını kaçırırsınız. Ondan vazgeçip başka bir şey yapma ile ilgili kestirme fırsatları, iyi gelebilecek şeyleri kaçırmış olursunuz.

Yani bu kendini planlı bir şekilde zorlayıp belirli bir yönde geliştirme kavramı da çok iyi bir fikir değil gibi gözüküyor. Arada bir belirli alışkanlıkları geliştirmek vesaire için yapılabilir. Ama bunun için tüm kapasitemi zorlamama gerek yok. Mesela benim için yeni olan bir şeyi yaşamıma biraz daha yoğun bir şekilde alabilirim. Ve onunla daha yoğun ilgilenerek o konudaki gelişmişliğimi artırabilirim evet. Ama bunu yaparken tüm yaşam kapasitemin tamamını zorluyor olmama gerek yok. O zaman 100 kapasite ile 120 yapmaya da gerek yok gibi duruyor.

Boşluklar ve esnek yaşam

Peki ne yapalım o zaman? 100 kapasite ile 100 birim yük mü yüklenelim? İşte bu da planlama cehennemi. Tamam planladım olabilir ama çok sıkıcı bir yaşam olur. Sadece planladığım şeylerin gerçekleştiği bir yaşam olur. Aslında biraz boşluğa ihtiyacımız var. Kapasitemizin bir kısmını boş bırakmalıyız. Mesela diyelim ki 100 kapasitem varsa 80 olarak planlamayı yapmalıyım. 20 lik bir boşluk bırakmak gerekli. Niye gerekli? Çünkü o boşluğu bıraktığım zaman oraya hediyeler gelmeye başlar. İçeriden ve dışarıdan bununla ilgili fırsatlar ortaya çıkmaya başlar. Kendi içimin seslerini duymaya başlarım, öneriler duymaya başlarım. Bilinçli bir şekilde farkına varamadığım ama aslında içten içe fark ettiğim şeyler karşıma çıkmaya başlar ve bir hayli hazır bir şekilde, kullanıma neredeyse hazır bir şekilde karşıma çıkar. Benzer şekilde dışarıdan fırsatlar da gelmeye başlar.

O zaman 100 kapasitede 80 kullanmak iyi bir fikir gibi gözüküyor ve orada da kalan 20’lik yere olabildiğince dışarıdan gelen hediyeleri de alarak, içeriden gelen aydınlanmaları da kullanarak negatif yük yüklememiz çok yararlı olur. Ne demek negatif yük? Oraya öyle bir şey alayım ki ben, mesela diyelim ki 100 kapasitem var, 20 boşluğum var. Buraya öyle bir şey alayım ki diyelim ki 3 hafta, 60 birimlik bir şey alayım oraya. 3 haftada bunu halledeyim ve bunun sonucunda bana yatırım geri dönüşü çok yüksek bir konu olsun. Böylelikle bir sonraki 4. haftadan itibaren artık 20 değil de 30 boşluğum, 40 boşluğum olabilsin. Peki ideali ne? İdeali 100 üzerinden 20-30 zorunlu kapasite kullanımımızın olması.

Negatif yük yüklenin

Ne yapmak istiyorsanız, o hafta yaşamınıza ne almak istiyorsanız, alabildiğiniz bir yaşamı düşünün. Zorunlulukların, sürdürülmesi gerekli olan şeylerin kapasitenizin %20’sini, 30’unu kapladığını düşünün. O zaman yaşam gerçekten özgürleşir. Gerçekten yapmak istediğiniz şeyleri yapabilir hale gelirsiniz. Pek akıl karı gibi durmuyor değil mi? Hani böyle ya dolu dolu yaşamalıyız, işte zorunluluklar, yaşamın zorlukları, işte görevler, yükümlülükler vesaire. Güzel tamam, bunların hiçbirini reddetmiyorum. Ama diyorum ki burada negatif yüklere daha ağırlık vererek, üzerinizdeki yüklerin zorunlulukların, giderek azaltarak daha seçimlik hale getirerek, azaltarak çoğaltmış olursunuz. Gerçekten istediğiniz şeyler yaşamınıza girebilmeye başlar.

O yüzden arkadaşlar eğer tabii ki tavsiye zehirlidir, herkes için aynı şey geçerli olmayabilir. Mesela eğer zaten kendinize çok çok az yükleniyorsanız o zaman çabayı artırmanız gerekebilir. Ama çoğunluk gibi siz de yük altında boğuluyor durumdaysanız, çabalarınızı artırıp artırıp durduğunuz halde geçiminizi bir türlü düzgün temin edemiyorsanız, çabalarınızı artırıp artırıp durduğunuz halde hedeflediğiniz şeylere bir türlü ulaşamıyor hatta yaklaşamıyor bile iseniz, o zaman çaba artırma, körlemesine çaba artırma olayını bir durdurun. Biraz boşluk bırakın yaşamınızda ve kendi seslerinizi duymaya başlayın. Neyi nasıl yanlış yaptığınızı, önceliklendirmelerde ne gibi hatalar yaptığınızı, yaşamı toparlamak için ne gibi fırsatlar kaçırdığınızı bir içinizden duyun. Dışınızdan gelebilecek fırsatlara açık olun ve böylelikle yaşamınız istediğiniz yaşam kalitesine doğru dönüşmeye başlasın. Azaltarak çoğaltın.

2 comments

  1. Çabayı körlemesine artırmak yerine, kapasitemizi doğru kullanarak ve boşluklar bırakarak daha fazlasını elde edebiliriz. Harika bir yazı olmuş, elinize sağlık.

    Beğen

Yorum bırakın