Olumsuzlukla Nasıl Başa Çıkarım?

Bazı durumlar olaylar, problemler vardır ve onlar aslında tekil değildir. Tek bir durum, tek bir olay, tek bir problem değildir. Onlar örüntülerdir, onlar kalıplardır, onlar desenlerdir. Sürekli olarak karşımıza çıkarlar ve tekil örneklerine bakmaktan arkadaki kalıbı, arkadaki deseni, arkadaki örüntüyü göremeyiz. İşte o örüntülerin birinden bahsedeceğim. Olumsuz kavramı, olumsuz etiketini kullanma şeklimiz.

‘Olumsuz’ sadece bir etiket

Aslında tüm kelimeler gibi olumsuz da bizim uydurduğumuz bir şey. Dünyada olumlu ya da olumsuz bir şey yok. O bizim algılama tarzımız ve bir şeylere olumlu, başka şeylere de olumsuz etiketini koyuyoruz. Öncelikle şunu bilmekte fayda var. Bir şeyin gerçekten olumlu mu, olumsuz mu olduğunu bilebilme olasılığımız büyük ölçüde yok. Bazı çok ender olaylarda bir hayli emin bir şekilde düşünebilsek de aslında yaşadığımız olaylar, problemler, durumlar zamanla etkilerini değiştirebilirler. Olumlu zannettiğimiz şeyleri sonradan olumsuza dönmüş olarak görebiliriz. Olumsuz zannettiğimiz şeyler olumluya dönebilir.

Dolayısıyla bu etiketleri nasıl koyduğumuza dikkat etmekte fayda var. Öncelikle çok kararlı olmamak lazım, olumlu ya da olumsuz olarak etiketlemek konusunda. Değişmeye açık olmak önemli ama daha kritik bir şey var. Olumsuz diye etiketlediğimiz şeyler hakkında ne yapıyoruz? Ona bir bakmakta fayda var. Bu bakış açısı, olumsuza karşı olan bakış açımız yaşamlarımızı ya zenginleştiriyor ya da fakirleştiriyor. İşte bu videoda olumsuza olan tutumumuzla ilgili paternleri biraz ele alacağız.

Hata olumsuz mudur?

Mesela hatayı düşünelim. Bir şey yapıyorum, hata gerçekleşiyor ve bir sorun yaşıyorum. Nasıl ele almak gerekir? Eğer hatayı olumsuz olarak etiketlersem, olumsuz olan şeyleri de kesinlikle kaçınılması gereken şeyler olarak görürsem, yandı gülüm keten helva. Gelişim kanallarımı büyük ölçüde daraltmış, köreltmiş olurum. Çünkü insan ancak hata yaparak, deneyerek, yanılarak, hata yapa yapa gelişebilir. Öğrendiğiniz şeyleri düşünün. Özellikle ustalaştığınız şeyleri düşünün. Defalarca hata yaptığınız, tekrar tekrar hata yaptığınız konular onlar. Hatayı nasıl ele aldığımız önemli olan. Hatayı nasıl ele aldığımızı belirleyen şey ise, olumsuzu nasıl ele aldığımız.

Olumsuzu mutlak bir şekilde kaçınılması gereken bir olgu olarak ele alıyorsak, hatadan doğru düzgün yararlanmamız mümkün olmaz. Ne yapıyoruz hata yaptığımız zaman? Öncelikle hata yapmamak için her şeyi yapma gibi bir durumumuz var. Daha hataya gelmedik bile. Eğer bir risk görüyorsak, küçük bir risk bile görüyorsak adım atmamak, hareket etmemek, o riskten kaçınmak ya da o riski anlayıp da ancak ondan sonra adım atmak gibi şeylere yöneliyoruz. Bunu yaptığımız zaman ne oluyor? Kendi yaşamımızdan uzaklaşmış oluyoruz aslında. Karşılaştığınız durumları düşünün. Bir sürü olayı bu patern içerisinde yorumlayabilirsiniz.

Dört başı mamur!

Mesela yaptığım bir şey doğru düzgün olsun, yaptığımda dört başı mamur olsun olayı neden kaynaklı? Hata yapmaktan kaçınmayla ilintili. İnsanların karşısına hatalı bir şekilde çıkmamak, kendi kendime hata yapmamak, belki kafamın içerisinde yerleşmiş olan bir takım kalıplar, annemden gelmiş olabilir, babamdan gelmiş olabilir, bir öğretmenimden gelmiş olabilir. Bir şey yaptığım zaman doğru düzgün yapmalıyım diye, insanların karşısına çıkarmayacağım şeylerde bile, kendim için yaptığım şeylerde bile, hatalı olmasından kaçınarak hareket etmemek, yapmamak. Bu yaşamımızı kısıtlayan, çok zorlu sorunlardan bir tanesi. Ama bakın bu video, tekil problemlerin videosu değil. Bu video bir örüntü videosu. Aslında oradaki hatadan kaçınma durumu. Olumsuza yaklaşımımızla ilgili, olumsuzdan kaçınmakla ilgili ve yakamızı sadece burada bırakmıyor ki. Olumsuz kavramı hatalarla ilgili olarak yolumuzu tıkıyor. Başka nerede yolunuzu tutuyor? Mesela duygularımızda.

Duygunun olumsuzu olur mu?

Duygularımızı da olumlu duygular ve olumsuz duygular olarak etiketlemiş durumdayız ve olumsuz duygulara kötü gözüyle bakıyoruz. Oysa duygular bizim yaşamımızı yönlendiren yol işaretleri. Temel duygularla ilgili videolar çektim daha önce, yazılar yazdım. Ama burada bu paternle çok yakından bağlantılı olduğu için kısaca tekrar özetleyelim.

6 tane temel duygu var. Bunlardan sadece bir tanesine olumlu diyoruz. Mutluluk. Diğerleri şaşkınlık, şaşırma, hayret. Bu olumlu, olumsuz olduğu biraz karışık. Nötr bir duygu gibi düşünülebilir. Kalan 4 duyguya baktığımız zaman öfke, tiksinme, üzülme ve korku. Dört duygunun dördü de olumsuz olarak etiketlediğimiz duygular.

6 temel duygumuzun dördü olumsuz, biri nötr, sadece birisi mi olumlu? Nasıl bir dünya bu? Niye bu kadar olumsuzluğun içine boğulmuş durumdayız? Çünkü olumsuz, olumsuz değil ki. Olumsuz diye etiketlediğimiz şey sadece bize yön vermekle ilgili bir olgu. Hatta olumsuz duyguların değeri daha yüksek.

Duyguların mesajları

Düşünün mutluluğun mesaj etkisi ne sadece? Bu yaptığımız iyi, böyle kalalım, yönümüz iyi diye bir bilgi veriyor sadece. Şaşkınlık ne yapıyor? Vitesi bir boşa al da bak. Hangi duyguyla hareket edeceğini, nasıl bakacağını, bir böyle serbest al, öyle bak diyor. Diğer dördü ise yön veriyor.

Bunların detaylarını daha önceki videolarımda, yazılarımda anlattım. Her biriyle ilgili videom, yazım var. Ama kısaca örneklendirecek olursam, mesela korku, yakın bir tehlikeyi söylüyor. Kaçınmam gereken ya da savaşmam gereken tehlikeyi. Çok büyük bir değeri var. İğrenme yavaş ve zehirleyici bir tehlikeden bahsediyor. Ondan kaçınmamı, uzak durmamı anlatıyor bana. Üzüntü başa çıkmak konusunda zorlanacağım, doğrudan tehlike olmayan ama daha derin insanlık durumuyla ilgili şeyler konusunda beni uyarıyor, onları anlamak, onlarla ilgili olgunlaşmak konusunda beni uyarmış oluyor. Öfke yine bir tehlikeyi ama başa çıkabileceğim ve karşı koymam gereken bir tehlikeyi ifade ediyor. Bakın olumsuz dediğim duygular, aslında şöyle düşünün, bir arabadaysam eğer, dikiz aynası gibi, yan camların buğulu olmaması gibi, sensörlerin düzgün çalışması gibi bir şey.

O olumsuz dediğim duyguları alıp yorumlayabiliyor olmalıyım ki doğru düzgün yaşayayım. Eğer olumsuz diye etiketlediğimiz duyguları sadece kaçınılacak şeyler olarak görürsek, onların anlamını çözüp, onları içselleştirip onlarla yaşamayı yaşamımızın içine almazsak, bu da bizi yine çok kısırlaştıran bir şey.

Bakın örüntüyü görüyorsunuz değil mi? Olumsuzdan kaçınmak olayı sadece hatadan kaçınmakta değil, olumsuz duygulardan kaçınmakta da başımıza bela oluyor. Devam ediyoruz başka yerlerde de bu patern yine karşınızda.

Riskin iki yönü

Mesela yaşadığımız olayları, felaket olarak, bela olarak, tehlike olarak görmek ve bunlardan kaçınmak, bunlardan koşarak uzaklaşmaya çalışmak olayı. Bilmiyoruz ki bunu. Yaşamlarımızda gerçekten ilk anda büyük bir felaket, büyük bir tehlike gibi gözüken şeyler fırsatlara dönüşüyor. Bizi geliştiren olgular haline gelebiliyor. Yaşamımız için çok olumlu zannettiğimiz, çok iyi zannettiğimiz şeyler bizim için bataklık haline gelebiliyor. Dolayısıyla aslında olaylar var, başımıza gelen şeyler var. Tehlike ve fırsatlar var. Bunların hiçbiri aslında olumlu ya da olumsuz değil. Başımıza ne geldiğinin bir önemi yok. O başımıza geldi zaten. Başımıza gelen şeyi nasıl aldığımız, onu nasıl yorumladığımız, onu nasıl yediğimiz, onu nasıl kendimize kattığımız, onunla nasıl dönüştüğümüz önemli aslında. Ama olumsuz etiketiyle, bela, tehlike gibi, bunları uzaklaşacağımız, kesinlikle uzak kalmamız gereken şeyler olarak görünce bunlardan da yararlanamamış oluyoruz.

O zaman ne yapmamız lazım? İyi, kötü, olumlu, olumsuz bu etiketler konusunda çok da abartılı davranmamak, düşüncelerimizi değiştirmeye açık olmakta fayda var. Bizim için iyi olduğunu düşündüğümüz şeylerin içinde kötülükler, kötü olduğunu düşündüğümüz şeylerin içerisinde iyilikler saklı. Hiçbir şey mutlak olarak iyi değil. Hiçbir şey mutlak olarak kötü değil. Dolayısıyla deneyimimizde ne varsa, başımıza ne geliyorsa, bu bana ne söylüyor, yaşamıma bundan ne katabilirim, bununla nasıl dönüşebilirim diye bakmak çok daha önemli. Böyle yaptığımız zaman, o zaman işte hatayı keyifle yapmanın yolu açılmış olur. Yaptığım hatalardan öğrenirim, onlarla gelişirim. Hata yapmadan gelişme dediğimiz şey çok düşük bir açıyla yavaş yavaş ilerlemek anlamına gelir. Ama hatalarımdan öğrenirsem, kırılmalardan da öğrenmiş olurum ve çok daha yüksek bir açıyla, çok daha hızlı bir şekilde, istediğim yöne doğru gitmem mümkün olur.

Olumsuzu kucaklamak

Eğer olumsuz duygularımı kucaklarsam, onları anlarsam, onların bana düşman olmadıklarını fark edersem, gerçekten yaşamımı yaşamaya başlamış olurum. Çünkü olumsuz duygu dediğimiz şeyleri yaşamadan geçen günümüz mü var? Onlar doğamızın içerisinde, bizim parçamız. Olumsuz duygularımızı kucaklayıp onları anlamaya başlamadan, yaşamımızı yaşamamız mümkün değil.

Aynı şekilde başımıza gelen şeyleri bela, tehlike, fırsat diye etiketlemeyi bırakmakta fayda var. Başımıza gelen her şey aslında bir fırsat. Bundan nasıl yararlanabilirim, bu bana ne söylüyor, yaşamımı daha anlamlı kılmak için, yaşama anlam inşa etmek için, yaşam kalitemi yatırmak için, yaşamımı dönüştürmek için bundan nasıl yararlanabilirim diye baktığım her şey çok fayda sağlar.

Sakınılan göze çöp batar

Eğer olumsuzla barışmazsak, olumsuz diye etiketlediğimiz şeylere olumsuz bakmayı bırakmazsak, ne olur biliyor musunuz? O sakındığınız şey büyür büyür büyür ve çok daha büyük olarak başımıza yıkılır. Hata yapmaktan kaçınan insan, normal gelişimini tıkamış durumdadır ve çok daha büyük hatalarla karşı karşıya gelir. Olumsuz duygularını kucaklamayan insan, olumsuz duygularla dönüşmeyen, gelişmeyen insan, olumsuz duyguların çok daha katmerli hale gelmesinde oluşturduğu psikolojik problemlerden çıkamaz hale gelir.

Bela olarak gördüğümüz şeylerden kaçınmak, onlardan yararlanmayı öğrenmemek durumunda giderek daha büyük belalarla karşı karşıya geliriz ve o kadar kırılgan durumda oluruz ki normalde pek bela olarak addedilmeyecek bir şey bile yaşamımıza çok olumsuz etkiler bırakabilir. Şöyle bir düşünün bakalım, bu örüntü nerelerde karşınıza çıkıyor? En büyüklerinden değil, küçüklerinden başlayarak, yavaş yavaş yaklaşımınızı dönüştürebilirsiniz. Bunun için Çevik Yaşam’ın genelini kullanabilirsiniz. Çevik Yaşam Rehberi oynatma listesi bunun için size yardımcı olacaktır. Ayrıca Çevik Yaşam İlkelerini de kullanabilirsiniz. Onlar tekil videolarda, doğrudan kullanabileceğiniz ilkeleri anlatıyorlar. Çevik Yaşama Giriş kitabımı da tekrar bir hatırlatmış olayım. Bu paternler, başkalarını da anlatıyor olacağız ileride, içinde olduğumuz ve çok derin gömüldüğümüz paternler. Bunları görmeye başlarsak, bu örüntüleri anlamaya başlarsak Çevik Yaşam İlkeleriyle, bunlarla ilgilenmeye başlarsak yaşam kalitemiz çok hızlı bir şekilde yükselebilir.

Yorum bırakın