Gevşemenin çok güzel bir yöntemi, kırpıntılar için boşluk açıp onları tatlı tatlı yapmak.
Kırpıntı ne demek? Yakın bir vakitte yapmak şart olmayan, çoğunlukla ufak şeyler ve başka kritik bir şeyin beklemesine de sebep olmuyorlar. Bunları halletmeyi yaşam bana dayatmaz. Ama halletmediğimiz için sık sık aklımıza düşerler ve zihin kaynaklarımızı, kapasitelerimizi ufak ufak kemirirler. Hele bir de sayıları fazlacaysa, tıkanıp kalırız.
Uzun bir aradan sonra ilk kez hayli az yüklü bir haftam oldu. Ve gevşedim. Gevşemeye izin verdim kendime. Bu gevşeme bir yandan da hazırlanmaydı. Danışmandan yazara dönüşümüm, yıllardır devam eden ana dönüşümlerimden. Yazarlıkla ilgili, yakınlaştırsam çok baskı oluşturacak unsurlar var. Baskı mesafesine kadar yaklaştırmıyorum onları. Teşvik mesafesinde gayet iyiler.
Bu hafta da yazarlığa ilişkin bilinçli bir çabaya düşmeyip kendimi gevşemeye bırakınca kırpıntıları gördüm ve onları aldım ele.
Mesela şirket arabamın sözleşmesi sonlanıyor ve yakında teslim etmem gerekli arabayı. Teslimde beklenmedik maliyet çıkmaması için ufak tefek sorunları yaptırmam gerektiğine dair şirketten bir bilgilendirme aldım. Gevşeme modunda olmasam iki günüme mal olacak bir iş. Oysa gevşeme modumu açmıştım ve konuyu yeterince uzakta tutarak ele alabildim. Böylece filo kiralama şirketini açık bir zihinle arayıp bu işe gerek var mı diye yokladım. Sonuç: Fotoğraf çekip eposta atarak ufak tefek sorunları ilettim kendilerine ve bu şekilde teslim edebileceğime ilişkin onay aldım. Böylece iki gün yerine yirmi dakika ile bir kırpıntıyı aradan çıkarmış oldum.
Şirket bilgisayarımın klavyesinde bazı tuşlar bozulmuştu ve bir ara uğrayıp klavyeyi değiştirttiğim halde daha derinlerde bir sorun olacak ki, ertesi gün o klavyede de başka bazı tuşlar basmaz olmuştu. Harici klavyeyle ve kendime ait bilgisayarla idare ettiğim bir süreden sonra sonunda geçen hafta yeni bilgisayar aldıkları ve teslim alabileceğim haberi geldi. Bu hafta akşama kadar boş olduğum bir gün vardı ve sabah saatlerinde şirkete uğrayıp bilgisayarı değiştirmeye karar verdim.
Amacım bu konuyu aradan çıkarmak değildi ama sadece. Yavaş yavaş… Tatlı tatlı… Gevşeyerek… Tadını çıkararak…
Şirket çok güzel bir üniversite kampüsünün, kendi üniversitelerimden birinin kampüsünün içinde. Bakın neler yaptım? Bunları ayarlamadım, önceden pek azını düşündüm, neredeyse hiç planlamadım. Kendi kainatınızla uyumlu olduğunuzda kainatınız da sizinle uyumlu oluyor.
Hava güzeldi. Buna önceden bakmamıştım. Metro ve yürüyüşle bilgisayarı değiştirmeye gittim ve fark ediyorum ki, bilincim güzel bir yürüyüş günü olduğunu yakaladı. Bu ilk yürüyüşle beraber gün boyu 5 uzun ve 4 kısa yürüyüş yaptım.
İlk yürüyüşte sabah kahvemi de içtim. Bir yandan yürüyerek içiyordum ama şirkete varana kadar kahvenin bitmeyeceğini görünce, bir ara verdim. Böylece yürüyüşte zorlanmamış da oldum. Kendini zorlayınca insan, kısa sürede tıkanıyor. Oysa zorlamanın sınırına çok yaklaşmadan daha fazlasını yapabilir bir seviyede kaldığımızda, daha uzun süre devam edebilmek ve kendimizi tatlılıkla geliştirmek mümkün. Yeşillikler içinde ve geçen insanların zenginleştirdiği manzarada oturdum ve kahvemi bir bankta azalttım. Bir kırpıntıyı aradan çıkarmayı telaşla, hızla, şiddetle, hemen yapmak derdinde değildim. Sürecin keyfindeydim, sonundaki hedefin peşinde değil.
Şirkete ulaştığımda bilgisayarı değiştirmek için bana yazmış olan arkadaşa hemen ulaşamadım. Oralarda biraz dolaşmam, oyalanmam, beklemem gerekti. Güzel bereketiyle geldi bu bekleme. Önemli bir yeni ürün geliştirme sürecini yürütmekte paslaştığımız bir yönetici arkadaşla karşılaştım, ayak üstü üç dört dakika konuştuk. Hem kendi taraflarındaki gelişmelerden haberdar oldum hem de konununun konumlanmasına ilişkin önemli aktarımlarım oldu.
Sonra bilgisayarı alırken sırt çantası sordum. El çantamın tutma yeri eskimişti ve tek omuza asıldığı için belime zararı oluyordu. Sırt çantası vermeye ilişkin bir normları, uygulamaları ve hazırda ürünleri olmadığı halde arkadaş kendisinin kullandığı şirket sırt çantasını boşaltıp verdi bana, kendinin evde başka çantası da olduğunu söyleyerek. Aldım kabul ettim hediyeyi.
Bir kırpıntı hallederken iki beklenmedik hediye. Bereketli gün 🙂 İnsan at gözlüğünü çıkarmayı alışkanlık haline getirince hediyelere de alışıyor.
Çıktım ve hava güzel diye başka bir kırpıntının peşine düştüm. Atatürk Fen Lisesi mezunuyum. Hatırası ve değeri yüksek bir diploma. Ve diplomam üniversitede. Neredeyse bir yıldır ara ara aklıma geliyor, gidip alayım diye. Onu araştırdım. Öğrenci işlerine gittim. Oradan da rektörlük arşivine. Arşivdeki memur abiyle hiç beklemediğim çok güzel bir sohbet içinde buldum kendimi. Yazsam ayrı bir yazı konusu olacak muhabbete girdik. Güzel ülkemin güzel insanları!
Arşivden dosyamı buldu getirdi ama diploma orada çıkmadı. Fakültemin öğrenci işlerini aradı ve süreci ilerletti. Böylece ertesi gün fakülteye gidip diplomaya ulaşabildim. İlk gün bir kırpıntıyı ille halledeceğim diye bir beklenti içinde olsam sinirlerim bozulabilirdi uzadı diye, belki de o güzelce ilgilenen insanla takışırdım, ikimizin de ağzının tadı kaçardı. Ne gerek var böyle şeylere? Sürecin tadını almaya niyetli olunca ne güzel bir muhabbet oldu!
Oradan da muhasebeye fişleri bırakmaya ve gözlüğümü elden geçirtmek için gözlükçüye. İki kırpıntı daha aradan çıktı. Ve ben yürüyüşlerde acele etmeden, çok hızlanmadan, kendimi zorlamayacak ve rahat sürdürülebilir tempoyla yürürken bir yandan da kitap dinledim ve kendi içime bakarak gevşedim. Yaptığım şeyler özel olarak gevşetici şeyler değildi, kırpıntıların peşinde geçirilen bir günü gevşetici yapan, benim gevşeme modunda olmamdı.
Ve bu birikimli gevşemelerin hediyesi de işle ilgili iki önemli doğuş oldu. Yürüyüşler sırasında 3-4 kere, beraber iş geliştirdiğimiz kızım Ayçagül’ü aradım ve bu doğuşlar üzerine konuştuk, bunları elle tutulur gelişmelere dönüştürmenin yolunu açtık.
Eve dönüp duşumu aldıktan sonra içerideki yazara kalemi teslim ettim ve iki de güzel yazı çıktı bu gevşeme gününden.
Daha sık ve daha derin. Gevşeyeyim ben. Daha sık ve daha derin!
Siz de denemeye ne dersiniz? Unutmayın tekil bir şeyi ya da bir listeyi yapmak gevşemek için işe yaramayabilir. Benim yaptıklarımı siz aynen nasıl yapasınız? Başka yaşamlar sürüyoruz, başka gündemlerimiz, başka kırpıntılarımız var. Ama bakışın ana ilkelerini alıp kendi yaşamınıza uygulayabilir, uyarlayabilirsiniz. Dönüştürmelere ve keşiflere gerek olacaktır ve asıl zenginliği kendi dokunuşlarınız yaratacak zaten.