Gevşeme haftamı iyi değerlendirdim. Havanın güzel olduğu üç gün yürüyüşe çıktım. Üçüncü günün fayda ve öğrenimlerini o gün sırasında yeterince çıkaramadığım için hafif bir rahatsızlık yaşadım ama bu rahatsızlık hissi sayesinde konu içimde gelişmeye devam etti ve öğrenimleri sonradan da olsa fark edebildim. Bilinçaltım gözlemleri işlemeye devam etti sanırım. Ya da belki aslında çoktan fark etmişti öğrenimleri de bilinç seviyemde kendi bilinçaltıma kulak verecek havada değildim o gün.
Önce neler olduğundan biraz bahsedeyim, sonra çıkarımlara sıra gelsin. Kendim de zaten sonradan yapabildim çıkarımları.
İTÜ Mezunlar Derneğine bir ödeme yapmam ve kimlik bilgilerimin belge görüntüsünü ulaştırmam gerekiyordu. Önceki iki gün hava güzeldi ve yürüyüşler yapmıştım. Dedim hadi bugün de yürüyüş yapayım. Kampüste Mezunlar Derneğinin yeri olduğunu biliyordum önceden. Kontrol etme gereği duymadım. Kampüsteki işimi halledip oradan da Workinton’a geçecek ve son kitabım üzerine çalışmalarıma devam edecektim.
Metroyla İTÜ’ye gidip mezun kartımla giriş yaptım. Mezunlar Derneğinin yerini kapıdaki görevlilere sormak yerine Google Maps’e sordum ve tarif aldım. Kampüs geniş, bloklar büyük; yakın görünen mesafeler bile yürürken uzayabiliyor. Ama asıl amacım yürüyüş yapmaktı zaten. Sonunda tarifteki yere geldim: Sürpriz! İnşaat var. Üstelik etrafta in cin top oynuyor, soracak kimse de yok. Neyse, telefon var. Telefonu bu sefer dijital bir bilgiye erişmek için değil de bir insana ulaşmak için kullandım. Mezunler Derneğinin internette görünen numarası çalışmadı. İTÜ’nün santralini aradım ve mezun işlerinin numarasına ulaştım. Meğer Mezunlar Derneği Arı 3 Teknokentteki şirketlerden birinin ofisinden geçici olarak hizmet veriyormuş. Yürüyüşe devam. Ama Arı 3’te haberleri hiç yoktu bu durumdan. Aramalar ulaşmalar ve tekrar aramalar sonucunda, Arı 3’te değil Arı 2’de geçici hizmet verdiklerini (neyse ki iki Arı biririne yakındı) ama o günün ofis günü olmadığını öğrendim. İşimi yine dijitalden halletmem uygun olacaktı.
O gün öğlen değil de akşam yemeyi düşünüyordum aslında ama yürüyüş sırasında aklıma İstinyePark’taki tavukçu geldi. Yıllar önce ofise her gün gidip geldiğim zamanlarda ara ara tercih ettiğim bir yerdi, acılı yarım tavuğu gayet güzeldir. İstinyePark’ın bu kadar yakınına gelmişken, biraz daha yürüyüp bi acılı yarım tavuk yiyim diye devam ettim yola. İşe bak; saat 11’i biraz geçe vardığım tavukçuda henüz tavuk yoktu hazır. Üstelik tavuk çıkana kadar sizi bekletirken bi çorba ikram ederdik ama henüz çorba da çıkmadı dediler. Öğlen 12’den itibaren başlayacak öğle yemeği yoğunluğuna çok yakınız; ama olaya bakın, henüz hazır bi şey yok. Oradan asıl yemek bölümüne geçtim AVM’nin. Pek burger yemem ama her yerde o kadar yaygın olmayan, daha kendine özgü tadları olan bir markayı gördüm. Güzel, oradan yiyeyim madem dedim ama saat neredeyse 11.30 olduğu halde orası da henüz servise başlamamıştı.
Iskalar birikmeye başlamıştı. Mezunlar Derneği, tavukçu, burgerci… Takmadım kafaya. Workinton’a ulaşmak için yol tarifine döndüm. Öğlen yemeyecektim zaten, sadece özlediğim tatlar için öğünü erkene çekmeye karar vermiştim, ama onlara da ulaşamadığıma göre öğünü es geçebilirdim.
3 durak otobüs ve kısa bir yürüyüşle ulaşacaktım yazarlık çalışmasını yapacağım yere. Durağa geçtim, az sonra otobüs geldi, bindim. Bulunduğum yerden sadece gelecek durağın ismini görebiliyordum otobüsün ekranında. Sıradaki durakların yanda isimleri vardı ama orayı okuyamayacak kadar uzaktım. İkinci duraktan sonra çat diye üçüncü durağa geldik. Çok yakındı, kafam karıştı, durak ismini kontrol edeyim dedim inmeden. Baktım telefondakiyle durakta yazan aynı değil isim olarak. Şoföre sorayım derken otobüs hareket ediverdi. İnme şansım kalmamıştı zaten. Üstelik yokuş aşağı döndü otobüs ve önceki durak mesafesi ne kadar kısaysa bu seferki de gayet uzundu. Yürüme mesafesinden iyice açılmıştık yani. Yokuş yukarı yeniden bir otobüse binmem gerekecekti indiğim duraktan. Hiç beklenmedik bir ıska daha!
Artık içimde bir kızgınlık ateşi birikmeye başlamıştı.
Kendimi sakin tutarak otobüsü bekleyip bindim. Beş durak vardı ve bu sefer otobüsün içindeki ekrana yakın durdum. Bendeki durak isimleriyle otobüsteki durak isimlerinde tutarsızlıklar olmasına o kadar şaşırmadım bu sefer. Kendi yön bilgimle doğru yönde gittiğimizi teyit ettim ama emin olmak için telefonumda da toplu taşıma tarifi yerine yürüme tarifi aldım. Ve durak isimlerini boşverip sadece doğru yönde olduğumuzdan emin oldum. Böylece doğru durakta indim ve sonunda yazma çalışmalarımın başına oturabildim.
Fazladan yaklaşık bir saat harcayarak varmıştım buraya ve aradaki çabalarım hiçbir işe (!) yaramamıştı. Aslında beni rahatsız eden ille her vaktimi bir şeylere yaratmak endişesi değildi. Daha çok içimde bir bityeniği hissediyordum: Bu sürede yaşadıklarımın bana söylediği, belirgin bir şekilde söylediği şeyler vardı ve henüz ne söylediklerini duyamıyor ya da anlayamıyordum. Henüz öğrenimleri alabilir durumda değildim anlaşılan, yazmaya odaklandım.
Doğuşlar iki üç gün sonra geldi. İçinde yaşadığımız hibrit dünya ile ilgili önemli tespitler. O bir saatin çıkarımlarını size de aktarayım burada:
- Hibrit dünya gezgini olarak fiziksel dünya ustalığına ve dijital dünya ustalığına bir arada sahip olmak gerekiyor. Bunlar arasındaki tutarsızlıklara da hazırlıklı olmak gerekli. (İTÜ Mezunlar Derneğinin lokasyonu ve telefonundaki inşaat kaynaklı değişikliklerin dijital ortama yansıtılmamış olması, durak isimlerindeki uyumsuzluklar…)
- Eski dünyada değiliz artık. Hibrit dünyadayız. Dijital teknolojiler, yaşama çoktan beridir çok derin etkiler yapmış durumda. İnsanların uzaktan çalışma yoğunluğunun AVM’lerdeki iş zamanı nüfusunu etkilemesi, fiziksel lokasyona gidip yemek yerine dijital ortamlardan servisle yerine istemenin giderek yaygınlaşması, uzaktan siparişlere hizmet vermekle ilgili lojistik erişimi olmayan yerlerde işlerin düşmesi gibi pek çok etki dijitalleşmeyle doğrudan ilişkili. Özellikle dijital olarak varlığı güçlü yeme yerlerinin fiziksel olarak alakasız yerlerde de iş yapabilir durumda olması gibi pek çok ilginç etken var. Bu tür etkenler fiziksel dünyadaki yerleşim tercihlerinin yoğun bir şekilde değişmesine bile yol açabiliyor.
- Hizmet veren konumunda olan kişiler fiziksel varlık ve hizmetleriyle bunların dijital görünümleri arasındaki senkronizasyonun doğru çalıştığından emin olmalı.
- Dijitalle fizikselin iç içe geçmişliğini iyi okuyamayan, içinde yaşadığı dünyanın güncel halini kavrayamayan, bedeller öder.
Keyifli bir gündü. İki üç gün sonra gelen doğuşlarla, geçip gitmiş günün keyfi sonradan daha da artmış oldu.
Kendi yaşamını okumak, yaşamındaki insanları ve etkenleri dinlemek, yaşam dönüştürücü öğrenme kaynakları.
Bu gibi paylaşımların devamı gelmeli teşekkürler
BeğenBeğen