Beklemek

Beklemek ne kadar vaktinizi alıyor? Benim neredeyse hiç vaktimi almıyor. Ve bunu bekleme vakitlerimi azaltmaya çalışarak değil, aksine artırarak yapıyorum. Ucu ucuna yetişecek şekilde değil, planımı geniş tutarak, uzayabilecek bekleme sürelerine bolca yer açarak yapıyorum.

Mesela bugünki havaalanı gidişimi ele alalım. 13.15’teki San Francisco uçuşum için evden 9.05’te çıktım. Kızım da bana havaalanı güvenliğine kadar eşlik etti.

Hadi bu yazıya bir bonus konu daha ekleyeyim: Ulaşım. Ulaşıma harcadığım zaman da neredeyse sıfır.

Önce yaklaşık 25 dakikalık tekerlekli valizlerden dolayı biraz ağırlıklı bir yürüyüş yaptık. Bu yürüyüş teker gürültüsü yüzünden konuşmaya uygun değildi. Audible’dan bir bilimkurgu antolojisi (Dozois) dinliyordum, ona devam ettim. Evden havaalanı metrosuna ulaşmak için harcadığım zaman: 0 dakika. 25 dakikalık bir yürüyüş ve 15 dakikalık sesli kitap dinlemesi yapmış oldum.

Güzel bir tesadüfle metro üç beş dakika önce kalkmıştı. 15 dakika kadar “bekleme” süresi ve üstüne 25 dakika kadar metro “ulaşım” süresi vardı ufukta. Ama beklemeye ve ulaşıma bu süreleri harcamayı reddettik. Bunun yerine yaklaşık 40 dakikalık çok bereketli bir iş geliştirme toplantısı yaptık.

İtiraf ediyorum, ilk güvenlik geçişi, checkin ve bagaj teslimi, yurtdışı harcı ödeme, ikinci güvenlik geçişi, kapıya ulaşım, kapıda yeniden güvenlik kontrolü derken beklemeye harcadığım bazı kısa süreler olmuş olabilir. Ama hareketli aşamaların olduğu bu toplam sürenin içinde “uzun sıra” gibi “bereketli” fırsatlarda sesli kitap dinlemesi yaptım. Diğer zamanlarda da genel olarak insan ve durum gözlemleri yaptım.

Kapıya erken varanlardan olduğum için, uzun oturmayı ve dinlenmeyi iyi destekleyecek şekilde tasarlanmış çok az sayıdaki koltuklardan birine oturabildim. Bu yazının deftere yazdığım versiyonu o koltukta yazıldı.

Siz bekleme ve ulaşım zamanlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Emin olun, bilinçli, aktif bir şey yapıyor olmasınız bile, siz de pek vakit harcamıyorsunuz bu işlere. Varsayılan çalışma ağınız devreye giriyor. İç muhabbetiniz iyiyse varsayılan çalışma ağınız önemli konular ele alıp gayet güzel fikirler, öneriler geliştirir.

Ama bir de çok fena bir tuzak var bekleme ve ulaşım zamanlarında sizi bekleyen! Eğer ruminasyona kendinizi kaptırırsanız bekleme ve ulaşım zamanlarınızda kendinize majör depresyon cehennemi inşa etme riskiniz oluşur.

Nasıl mı?

Nedir ruminasyon?

Kendinle, dünya ile ve gelecekle ilgili olumsuz yargı ve düşünceleri sürekli tekrar etmek. Öyle ki pratik sonucu, kişinin bir nevi kendi kendine beddua eder hale gelmeye sürüklenmesidir! Aman diyim! Bekleme sürelerinizde, ulaşım sürelerinizde ruminasyona düşüyorsanız, bi el atın şu sürelere, uçağın burnunu yukarı kaldırın.

2 comments

Yorum bırakın