Psikopat olduğunuzdan şüphe ettiniz mi hiç? İnsanların hatırlarken bile acıdan kıvrandıkları bir deneyimi sakince dinleyebiliyorsunuz diye ve başka belirtilerle…
Ama hayır, acıyı, üzüntüyü, çaresizliği anlamıyor değilsiniz. Anlıyorsunuz. Üstelik bir psikopatın garip bir merak duygusuyla deşeleyeceği bir fenomen gibi de anlamıyorsunuz bu duyguları. Gerçekten anlıyor ve bu zor durumdan çıkması için karşınızdaki kişiye sağlayabileceğiniz bir yardım varsa sağlama eğiliminde oluyorsunuz.
Duyguları anlıyor ve onlarla yönleniyorsunuz. Öte yandan hiç de şiddetli değil bu duygular.
Kendi acılarınızı ve kendi duygularınızı da yaşıyorsunuz. Ama onların genliği de yüksek değil. Duyguyu o an yaşıyorsunuz. Geçmişte yaşadığınız bir duygu ya da gelecekte yaşayabileceğiniz bir duygu şu an kamyon gibi çökmüyor üzerinize. Duyguyu sadece yaşarken yaşıyorsunuz. Duygunun hatırası ya da hayaliyle öyle hemen hareketlenmiyorsunuz. Bir duygunun hatırası ya da hayaliyle etkilenmek için o duyguyu an’ınızda yoğun bir şekilde inşa etmeniz gerekiyor.
Çok özlemiyorsunuz mesela. Bir yerleri görmeye öyle yoğun hevesler de beslemiyorsunuz. Kötü, travmatik bir görüntü başınızı çevirdiğiniz anda yok oluyor. Öyle kimilerinin söylediği gibi rüyalarınıza falan girmiyor.
İnsanlar sizi zaman zaman duygusuzlukla suçluyor ama gelip dertlerini yine size anlatıyorlar. Karşınızdaki insan ağlayarak içini dökerken siz duygunun yoğun katmanlarına o kadar maruz kalmadan acısının kökenini görebiliyorsunuz; acı çeken bu insanla, neler yapabileceğini konuşma eğiliminde oluyorsunuz.
Bunlar sizin için geçerliyse, bir elma canlandırın zihninizde. Elmayı görüyor musunuz yoksa soyut bir kavram mı sadece zihninizdeki?
Çok yakınınız, sevdiğiniz bir insanı düşünün. Yüzünü karşınızda gibi görüyor, sesini kulağınızın dibinde fısıldar gibi duyuyor musunuz?
İnsanların yaklaşık yüzde 2 ila 3’ü zihin körü, yani afant. Yani zihinlerinde bilinçli görselleştirme becerisi (fantazya) yok. Çoğu durumda ses ve koku da yok. Ben de bir afantım ve bunu 50 yaşımda öğrendim.
İnsanların çoğunun zihninde görüntüler ve sesler sanki gerçekten görüp duyuyormuşçasına varlar ve bilinçleriyle bu görüntü ve sesleri çağırıp zihinlerinde oynatabiliyorlar.
Duygusal tarzla ilgili girişte anlattığım durumlar sende de varsa dostum, afant olduğun için olabilir bu durum.
Şu videolarıma bir göz atmaya ne dersin?
Mustafa Bey
Duyguların ve duygusal deneyimlerin farklılıklarını anlatan bu yazıya denk geldiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Özellikle duyguların yoğunluğunu ve duygusal deneyimlerdeki detayları farklı şekillerde yaşayan insanları anlamak önemli. Zihin körü olmanın duygusal deneyimleri nasıl etkileyebileceği konusundaki açıklamalar da çok ilginç. Duygusal farklılıklara daha fazla dikkat çekmek ve insanların çeşitliliğini daha iyi anlamak için böyle içeriklerin paylaşılması önemli.
BeğenBeğen
Teşekkürler.
BeğenBeğen