Hepsinden Önce Şiir Vardı · I. Aşk — Mırıldandığım · Şiir 3/120
merhaba
benim konuşan / sesimi tanıdın mı?
sürgünde ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum…
sana seslenmiyorum ne zamandır
vakit geçsin diye
geçsin diye vakit
geçip gitsin diye
sürgün bitsin diye
ama artık kafamda uçuşuyor kelimeler
sanki ağzımdan ne çıksa şiir olacak
konuşmasam burnum kanayacak
çılgın bir şey yapacağım
konuşmasam olmayacak
konuştuğum şiir olacak
sana bir hediye veriyorum…
biriken bu işte! beni böyle zorlayan…
dudaklarımı açmasam buharlaşıp bedenimi patlatacak
biriktirilmiş bir sevgi bu
içimi acıtıyor artık
kapat gözlerini!
daha iyisi işte parmaklarım
gözlerinin üzerinde dolaşıyor / yumuşacık
ve indiriyor gözkapaklarını
artık dinle ve gör hediyemi
bak işte elimi şöyle bir kavisle kaydırınca
bir gökkuşağı hayalyüzünde
her renginden ayrı ayrı gülüyorum sana doğru
gülümsüyorum kiminden
kiminden kahkahalarım patlıyor
ve kimi ah ne kadar imalı gülüyor
bu bir yağmur bulutu
ve şurdaki yemyeşil bir bahçe
çimler yeni biçilmiş bir yığın olarak duruyor daha
yerde kalan / kısa kesilmiş saçlarıyla ne kadar güzel bir halı
buluta bir göz kırpıyorum, toprağı serinletmeye başlıyor
bu koku sizin için güzel sevgili
taze biçilmiş çim üstü yağmura yeni kucak açmış toprak kokusu
selam veriyor vücudum bu kokularla
bak bu bir ev
ahşap, sade, yalnız
bizi bekliyor
mutfağında sadece taze demlenmiş çay var
demlenmiş ve dinlenmiş
aşkım gibi kıvamına eriyor
ve bir bardak var yanında
birazcık şeker
tek bir kaşık
ben atayım şekeri, sen karıştır
biraz şekerli gelebilir sana, ama nolmuş
bana da biraz az şekerli gelecek
hadi ilk yudumu sen al
güzel
değil mi?
ben şimdi çayı değil, bardaktaki dudak izlerini içeceğim
bak pencereden gözüküyor dışardaki gökkuşağı
dikkatini çekti mi / artık sanki yalnız imalı imalı gülüyor
oyun peşinde küçük bir çocuk gibi…
bu bir kapı
aralığından gözüken bir ayna çiziyorum şimdi ellerimle
önünde bir masa
masanın üstünde kokular
gözlerimle taşıyorum seni oraya
pufa oturtuyorum
kapalı gözlerinle eskitme ayna çerçevesinin ortasına bakıyorsun
gözlerinin gülümsediğini görüyorum aynadan
omzunu tatlı tatlı okşayan ellerin sahibine
benim gözlerimse gözlerine bir uğruyor, sonra dudaklarına
sonra…
ne güzel giyinmişsin böyle
sana en çok yakışan kıyafet üstündeki
sevmekten eskitemediğim
bak şurda da bir yatak oluşuyor
bir oyun alanı kadar büyük
geniş, temiz / ama…
çok düzgün
gözlerim gözlerini buluyor tekrar
bakışlarımız sarılıyor
sarmaş dolaş dolaşıyorlar dünyayı…
ve beraber uyumanın ne kadar güzel olduğunu hatırlıyoruz sonra
gözlerim uyurken tenim bir oruç bayramı zenginliğinde
kokularımız taze bahar havasına karışıyor
ve sonra bir gülümseme çiziyorum havaya
kıkır kıkır bir sesleniş
kızımızın sesi geliyor kapının ardından:
anne!
uyandım yatağımın yanında bir dilim karpuz
anne kalksana hadi…
babam gelmiş!
← parmak hesabı | İçindekiler | mesafe →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.