Hepsinden Önce Şiir Vardı · I. Aşk — Mırıldandığım · Şiir 20/120
birgün bir deli dahi
metreye vurulmayanı da arayan
yolunu şaşırmış bir bilim insanı
bir deney tasarlamış kafasında
dahi ya hani
pek de kolay olmuş tasarlaması
ama deli de yani
bu sayede hemen başlamış icraate
her şeyden önce malzemeleri yazmış bir kağıda
ve alışverişe markete gider gibi çıkmış kapıdan
döndüğünde geri, deney için hazırmış her şeyi
-ben de bilmiyorum nerden bulmuş onları-
bir aşk, bir sevgi, bir vefa ve bir mekân
en garibi de bu sonuncusu
diğerlerinin gördüm şekillerini
ama sakın tarif istemeyin benden
bildiğimiz şeyler işte, tarife sığmaz ki
bir aşk
bir de sevgi işte
bir de vefa hepsi
-ama şu İstanbul'da bir semt ismi olmayan-
en garibini unuttunuz: bir mekân
bu açıdan bakınca sanki biraz et biraz kan
başka açıdan bir yalı, tahtadan
ipe sapa gelir gibi değil
deli dahi işi bir mekân
bizim bilim insanı koymuş mekâna hepsini
önce aşk, en uçarısı diye
sonra sevgi tıpış tıpış
-aşkı kafesleme çabasından sonra bir dinlence-
vefa en sona, sadece biraz itelemeyle
kendi adımlarıyla girmiş kafese
başlanmışlar böylece
an be an gözlenmeye
aşk bülbül olmuş önce şakımış durmuş
sonra bir cep maymunu olmuş
kendini duvardan duvara vurmuş
sonra dalgalı bir enerjiyle
kah kendini anlatmış biraz sakince
kah mekânı darmadağın etmiş isyan içinde
sevgi bu arada, sıvamış kollarını
dip bucak bir temizliğe başlamış
bir ara duvara bir yazı asmış:
'home sweet home!'
şöyle çekilmiş geriye bir bakmış
indirmiş yazıyı, düzeltip tekrar asmış:
'evim güzel evim!'
onu da asmasıyla indirmesi bir olmuş
ve en son karar kılıp
kocaman bir ünlem koymuş duvara
sonra da tüm hamaratlığıyla
devam etmiş mekânı bakım altında tutmaya
gel zaman git zaman derken
uykuya dalmış bizim deli dahi
gelmez ve gitmez olmuş sanmayın zamanı
o yine akışına devam etmiş
ve kendine geldiğinde bizimki,
-ben diyeyim üç gün sonra, siz deyin üç asır-
bir de bakmış iki sevgi dört döner mekânın içinde
ve aşk, kayıp bir albatros, hiçbir yerde
iki sevgi birbirine yoldaş
ölene kadar işte böyle mutlu
bakmışlar mekânlarına
hem deney ortamı –ne güzel- fanus
hiç hissetmemişler dış badirelerin sarsıntılarını
ikisi aynı gün, aynı saat
epeyce yaşlı ve korunaklıca mutlu
ölüp gitmişler mekândan
bazıları der ki, mekânın kendisi
zaten onlardan önce vermiş son nefesini
ha vefayı mı sordunuz?
o ilk gün intihar etmiş
ve hayalet olup kalmış mekânda
şimdi ve sonra ve en sonra
← mesnevi esintisi | İçindekiler | sevsen →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.