Hepsinden Önce Şiir Vardı · II. Ölüm ve Ayrılık — Gözlerinin İçi Toprak · Şiir 38/120
ben ilk anda ölenlerdenim
kalbimden bir kiriş geçti
yatağımın üstündeki
o en sevdiğim kısmı odamın
neler düşünüp yitmiştim onda kaç kere oysa
sevdiğimin yüzünü kazımıştım üstüne bakışlarımla
ben aylarca her gece o kirişin üstünde gördüm o yok yüzü
ve kiriş…
kalbimin içinden geçti…
dokuz yaşında bir çocuğum
iki kere yaşadım yaşadıklarımı
üç gün önceden göründü rüyamda olacaklar
babam annem kardeşlerim ve diğerleri
bakkal amca komşu teyze
hepsinin sırayla gördüm öldüklerini
inanmadılar
üç gün girmedim eve
ve sadece iki gece
üçüncü gece kandırdılar beni
annem babam
onlar bana inanmadılar
ben onlara inandım
iki kere yaşadım yaşadıklarımı
komşular neden duydunuz beni?
önce ölmeyip sonra öldüm ben
elime kan bulaştı ilkin
elime yüzüme ve görmediğim her yerime
sıkışmıştım
yüzümde hissediyordum kanı
bir de yüzüme koşarken bir yerlerde kalmış elimde görüyordum
ve hissediyordum kanı ıslak / her yerimde
genç kız kalbim / toy
farkında değildi sanki kanı dışarı pompaladığının
kurtulur muydum bilmiyorum
ama yaşıyordum komşular
siz beni duyana kadar
o kepçe tırnağını yanlış yere takana kadar
dokuz gün yaşadım
dokuz gün bekledim
ben ve üç çocuğum göçük altında
benim yanımda kalmış bir şişe su bir de…
ama çocuklarımla aramda duvar vardı
onların sesleriyle sabahladım ve onların sesleriyle akşamladım
onların giderek sönen ve
azalan sesleriyle
kaçıncı gündü son inlemeyi duyduğum bilmiyorum
ben bir şişe suyla dokuz gün dayandım
onların suları yoktu dostlar
ve aramızda bir duvar
onlar benim yavrularımdı
yara almadım hayır depremde
ama susuzluk değil sudan öldüm
dokuz dakika bile sürmedi her şey
ne olduğunu anlamadım doğrusu
bildiğim evimize denizin geldiği
ya da evimiz denize gitti / bilmiyorum
önce yattık kalktık sonra yattık kaldık
sudan bir yastık üstüne giderek battık
dokuz dakika bile sürmedi
akvaryuma batan oyuncak bir evde gibiydik
duvarda yükselmeye başladı suyun seviyesi
ve az sonra
içeri girmeye başladı deniz
oturma odamıza ve salona
yatak odasına ve çocuklarınkine
dokuz dakika bile değildi hepsi
çok şaşırdım dostlar
evime hiç deniz almamıştım daha önce
evimden kaçtım ve dünyaya yakalandım
evim dediğim derme çatma bir kulübe
içinde fenerim
içinde bekçi saatlerinin anahtarları
içinde bir küçük radyo
birkaç tabak çanak
bir iki eski gazete
içinde sabahladığım yüzlerce gecenin sinmiş kokusu
korktum kaçtım oradan
yıkılacaktı başıma
keşke yıkılsaydı / hepsi bir kulübeydi
dışarıda dünyaya yakalandım
siz hiç inanır mısınız yerin yarılıp bir insanı içine alacağına
ve sonra tekrar kapanacağına
avını kapan bir timsah gibi
ben inanmak zorunda kaldım
← otosuikast | İçindekiler | her yanım yarım yarım →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.