Kendi halimizde yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz ama bir yandan sürekli baskılar altındayız. Bir türlü rahata, huzura kavuşamıyoruz. Bizim için iyiliği düşünmesi gerekenler, bizi iyiye yönlendirmesi gerekenler, bizimle birlikte bize destek olması gerekenler sanki köstek oluyor. Birilerinden bir şeyler bekliyorum, ailemden bekliyorum, çevremden bekliyorum, iş yerimden, toplumdan bekliyorum ama beklediğim şeyler yerine bambaşka şeylerle karşılaşıyorum.
Destek bulmayı umduğum yerlerden destek bulamıyorum. Acaba niye böyle? Niye böyle toplumla bir çatışma içindeyim? Her zaman mı böyleydi? Geçmişte de çocuklarla aileleri bu kadar problemli miydi, öğrencilerle okulları bu kadar anlaşamıyor durumda mıydı, iş yerleri bu kadar umursamaz mıydı insanlara çalışanlara yönelik olarak acaba? Biraz bunun üzere düşünmekte fayda var. Ha diyorsanız ki ya her şey çok rahat, zaten herkes beni çok düşünüyor gayet güzel gidiyor hayat, bilemiyorum belki öyle bir hayali bir durum varsa, biz de onun içerisinde yer almak için ne yapabiliriz diye bakabiliriz. Ama yaşamın geneline baktığımız zaman bu çelişkilerin çok yüksek seviyede olduğunu her zamankinden, alışık olduğumuzdan, geçmişten giderek daha yüksek seviyeye geldiğini görüyoruz ve bu da çok normal aslında. Çünkü burada birey ve toplum arasındaki ilişkinin değişmesi ile ilgili bir durum söz konusu.
Virajlarda İşler Karışır
Şöyle bir şey düşünün diyelim ki bir tane küçük bir araba var, bir tane kocaman bir kamyon var ve bunlar yan yana aynı yolda gitmek durumundalar. Birisi aslında çok daha esnek hızlanabilir durumları var vesaire, ama hani beraber yolculuk yapmak istiyorlar ve yan yana birbirlerine bağlı olarak hareket ediyorlar. Bunlar düz bir yolda ilerliyorlarsa eğer, genelde çok büyük problem olmadan hareket edebilirler. Çünkü hızlarını ayarladıkları zaman yani o küçük araba çok daha hızlı olabilecekken tamam bu hızla ilerlemeye razı olduysa çok bir problem yok, birlikte devam edebilirler.
Ama düşünün ki bir viraj var, virajda işler karışmaya başlar, küçük arabanın manevra kabiliyeti çok daha yüksek, manevra ihtiyacı da yüksek. Çünkü virajı dönmesi gerekiyor. Ona göre hareket etmesi lazım. O büyük araba çok daha yavaş hareket edebiliyor ve çevresine de yoğun baskı etki oluşturabiliyor. Hadi bir virajı geçtiler iyi kötü, bir şekilde aştılar. İkinci viraj, üçüncü viraj, sürekli sağa sola virajlar devam ediyor. İşte bireyle toplumun hikayesi biraz böyle aslında.
Birey kendisi yaşamda kalmak için evrimleşmiş. Şu anda yaşayan canlıları düşünün, insanlar başta olmak üzere tüm canlılar. Bunların tüm ataları, yüzlerce binlerce atası, yaşamda kalmış olan atalardı. Dolayısıyla yaşamda kalmak, bizim temel sanatlarımızdan bir tanesi. Birey yaşamda kalarak bu noktalara geldi ve yaşamda kalmak üzere evrimleşti, biçim değiştirdi. Kültürü buna göre, bireysel kültürü buna göre oluştu. Ama öte yandan da toplum var, toplumda yaşamda kalmak üzere evrimleşti. Geçmişte sağ kalmayan bireyler olduğu gibi sağ kalmayan, ortadan kalkan, etkisi kaybolan toplumlar da var. Dolayısıyla toplum da yaşamda kalmaya odaklı olarak kendini değiştiren, dönüştüren bir varlık. Birey biyolojik bir varlık ama aynı zamanda kültürel bir varlık.
Toplumsa tamamen kültürel bir varlık. Aslında bireylerden oluşuyor ama kendi başına, kendi özellikleri olan bir yapı haline gelmiş durumda. İşte dönüşümün yavaş olduğu dönemlerde bireyle toplum arasındaki sorunlar çok fazla değil. Birey böyle biraz hani haddini bildiğinde, kendini bildiğinde topluma daha uyumlu davrandığında falan sorun olmuyor. Tabi ki her dönemde bu şekilde davranamayan bireyler var, olması kaçınılmaz. Normal zamanlarda diyelim ki toplumdaki bireylerin %5’i 10’u 15’i 20’si toplumla ilgili sorunlar yaşıyor. Ama büyük dönüşümler olduğu zaman bu oran artmaya başlıyor, çünkü bireylerin yaşamları toplumla paralel gittiklerinde sürdürülemez bir hale geliyor, sıkıntıları oluşmaya başlıyor.
Mesela aile düzenini toplum beklentileriyle yürütemiyor ya da bireysel ilgileri toplum beklentisinden farklılaşmaya başlıyor, yaşamda kalmak için yapıp etmek zorunda kaldıkları ile toplumun etik ve ahlak anlayışları toplumun hukuku birbiri ile uyumunu kaybedebiliyor. Bu oran her dönüşüm aşamasında her virajda biraz daha artıyor. Ya peki büyük bir devrim aşamasındaysa, evrim devrime dönüşmüş durumdaysa, toplum çok hızlı bir dönüşümün içerisinden geçiyorsa işte o zaman bireyle toplum arasındaki ilişki darmadağın oluyor. Toplumla bağlantısında sıkıntı yaşayanlar % 5, 10,15, 20 olmaktan % 70lere, 80lere çıkabiliyorlar. İşte şu anda böyle bir dönemden geçiyoruz. Birey yaşamda kalmaya çalışıyor, toplum yaşamda kalmaya çalışıyor.
Bireyin Yaşamda Kalma Çabası
Birey yaşamda kalmak için normalin dışına çok daha hızlı çıkmak durumunda, çok farklı şeyler denemek durumunda. Toplum ise eskiyi korumak için, yaşamaya devam etmek için, toplumsal yapısını korumak için frenlere basmaya çalışıyor ama trenin de tutar bir hali kalmadı. Aslında duruma baktığımız zaman olay şu, toplum yapısı darmadağın oldu ve yeniden nasıl organize olacağı ile ilgili de çok bir fikri yok. Çünkü o kadar büyük değişimlerin dönüşümlerin içinden geçiyoruz ki dijital dönüşüm dediğimiz şey, hem ülkemizi hem dünyayı o kadar bambaşka bir hale getiriyor ki seneden seneye sanki başka bir dünyadayız.
Yaşadığımız son üç seneyi düşünün bu videoyu sonraki yıllarda izleyecekseniz eğer siz de yaşadığınız son 3 yılı düşünün, göreceğiz ki muhtemelen her yıl bir öncekinden daha hızlı daha acayip değişimler dönüşümler getiriyor. İşte bu yapının içerisinde toplumsal dinamiklere güvenme şansımız yok. Ailemiz bizi düşünebilir durumda değil, kurumlarımız bizi düşünebilir durumda değil, devletin umurunda olabilecek bir konumda değiliz, çünkü o toplum yapısını ayakta tutmaya çalışıyor. Toplumun kendisi bu durumda, iş yerleri bu durumda.
Herkes, her kurum, her varlık varlığını koruyabilmek ve yeni dünyada nasıl şekilleneceğini görebilmek üzere deneyler yapıyor, uğraşıyor, çabalıyor ve bu çabaların içerisinde bireyle aynı hizadaymışım değilmişim, bunu düşünebilecek durumları söz konusu değil. Her zaman bu böyleydi. Kişi kendini düşünmek zorundaydı. Ama içinden geçtiğimiz bu büyük dönüşüm cenderesi öyle bir şey ki sizi sizden başka düşünebilecek kimse yok, burada bunu zorunlu olarak yapmanız gerekiyor. Şimdi bu çelişkiyi anladıysak eğer, bu video size faydalı olduysa Çevik Yaşam’ı bir hatırlatmak istiyorum. Sadece bu tespitler değil çok daha fazla ve yoğun, yaşamın genelini ilgilendiren tespitler, ve sadece tespitler değil, bu büyük dönüşüme ayak uydurabilecek bir yaklaşım tarzı ve ayak uydurmakta kullanılabilecek teknikler Çevik Yaşam’da yoğun bir şekilde yer alıyor.
Çevik Yaşam’dan yararlanmak için Çevik Yaşam Rehberi oynatma listemi izleyebilirsiniz ama bir yandan da eğitimler var, onları da unutmayın, açıklamada en yakın eğitimin tarihini linkini bulabilirsiniz. Eğitimler üzerinden Çevik Yaşam’a çok daha hızlı bir şekilde giriş yapmanız mümkün. Eğer kendiniz için, kariyeriniz için, ya da kurumunuz girişiminiz için bu büyük dönüşümden geçmek buna adapte olmak çok hayati duruma gelmişse, bunu çok hızlı yapmanız gerekiyorsa birebir danışmanlık için temasa geçmeyi de düşünebilirsiniz. Çok teşekkürler izlediğiniz için.