Hani şu çok istediğin şey var ya. Yaşamına sokmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsun. Kaderini değiştirecek, geleceğini değiştirecek. Belki mesleğini değiştirmek istiyorsun, bu mesleğin değeri giderek azalıyor gibi gözüküyor. Belli bir alan belirledin kendine. Mesela diyelim ki bir youtuber olmak istiyorsun. Ya da diyelim ki veri ile ilgili bir yetkinlik kazanmak. Yapay zeka üretir hale gelmek istiyorsun. Bir şey, mesleğini değiştirecek, şu ankinden farklı kılacak bir şey. Kaderinin nirengi noktası. Bunu yaptığın zaman yaşamın değişecek. Ya da belki mesela İngilizcenin daha akıcı hale getirmek gerektiğini düşünüyorsun. Bunu yapabildiğinde uluslararası müşterilerle işler yapmaya başlayacaksın. Belki işte başka bir yerlere gideceksin, yerleşeceksin falan ve bu yaşamının ana noktası. Bunu yapmak çok önemli, böyle düşünüyorsun. Hafta olarak bak bakalım var mı?
Hayaller ne söyler hafta ne gösterir?
Acaba gerçekten böyle mi düşünüyorsun? Bu düşünceyle ilgili, bu hayalle ilgili, bu yapmak istediğin şeyle ilgili, bu hafta, ne kadar zaman geçirdin? Hayallerde dolaşmaktan bahsetmiyorum. Buna yönelik eylemli, o tarafa doğru götürecek adımlar içeren şeylere kaç saat harcadın? Geçen hafta kaç saat harcamıştın? Son 10 haftayı düşün, son 10 haftada ortalama kaç saat harcadın?
Bazı şeyleri geleceğe hapsediyoruz. Uzun vadeli olarak öngörüyoruz onları. Şunu yapmam lazım, bu çok önemli ve değerli. Yaptığım zaman yaşamım değişecek diye düşündüğüm şeyler var. Ama bunlar yaşamımızda nasıl bir ilişkide biliyor musunuz? Gece yolculuk yaptığınızı düşünün. Otobüsle cam kenarındasınız ya da diyelim ki bir binek arabasında yolcu koltuğundasınız ön tarafta. Ve böyle yukarıda bir ay var, bir dolunay böyle güzel gayet. Aya doğru 100 kilometre, 110 kilometre, 120 kilometre hızla gidiyorsunuz. Araba sürekli böyle yoğun bir hızla gidiyor. Ama ay bir türlü yaklaşmıyor.
Geleceğe hapsettiklerimiz
İşte geleceğe, uzun vadeye, uzun vade diye görerek, geleceğe hapsettiğimiz şeyler böyle. Üstelik bir de onun uyuşturucusuyla kendimizi uyuşturuyoruz. Kimimiz bunu olumlu hayal şeklinde yapıyor. Hani böyle zorluklarla, sıkıntılarla falan karşılaştıkça o seçeneği düşünüyor. Böyle damardan uyuşturucu aldı, rahatladı falan gibi böyle kendini koyveriyor. Kimimiz bunu acılı bir uyuşturucu gibi kullanıyor. Ya bak yine yapamıyorum, edemiyorum, hep yapamıyorum zaten, onu yapsam her şey çok güzel olacak falan diye. Kendi kendine işkence etmek için kullanıyor bunu. Oysa ilke çok net.
Çevik Yaşam ilkelerindeyiz ve diyoruz ki tekil bir ilke bile yaşamınızı değiştirebilir. Buradaki ilke ne? Haftana sokmadığını yaşamına sokamazsın. Uzun vadeli yapmak istediğim bir şey varsa ve gerçekten bunun bana etkili olacağını düşünüyorsam? Bir kere bunu teorik olarak düşünüyorum. Gerçekte böyle olup olmayacağını bilmiyorum bile. Çevik Yaşam danışmanlıklarında üç beş yıldır kurdukları hayali, yaşama geçirmeyi denemeye başladıklarında, birkaç haftada aa bu hayal bana göre değilmiş diyenler de gördüm. Dolayısıyla bu teorileri bir kenara bırakalım. Acaba o gerçekten bana yararlı olacak mı, bir kere bunu yaşamımda denemem lazım. Tamam gerçekten yararlı olacaksa onu yaşamıma sokmak için, haftama sokmam gerekli. Haftama sokamadığım zaman yaşamımda hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Ama işin bir de güzel yönü var.
Hafta esastır
Haftama sokamadığımı, yaşamıma sokamıyorum. Evet ama haftamda yer açıp da aldığım, haftama yerleştirdiğim ve bunda süreklilik sağladığım şey, yaşamıma giriyor. Yani o çok böyle peşinde koştuğunuz ya da koştuğunuzu sandığınız şey var ya, size çok iyi gelecek olan şey. Şimdi yaşamınıza bir bakın. Yaşamınızda, yani haftanızda öncelikle biraz boşluk açın. Zaten yer olmadığı için gelmiyor.
Daha fazla çaba değil ihtiyacınız olan şey. Haftanızda yani yaşamınızda yer açmak. Bir saat, iki saat, üç saat, beş saat bir boşluk açın ve o boşluğa o uzun vadeli dediğiniz şey var ya, onu bir düşünün. Bu uzun vadeli şeyin, şu an yaşayan hali, bebek hali ne olurdu, onu yaşamınıza alın.
İngilizce nasıl akar?
Mesela İngilizce üzerinden konuşalım. Akıcı İngilizce konuşabilmek, İngilizce üzerinden iş yapabilmek vesaire. Bunun bebek hali ne olabilir? Bu haftama alabileceğim hali? Hani bunu hedeflediğime göre İngilizce’de zaten belli bir seviyem var, akıcı hale getirmeyi hedefliyorum. İngilizceyi akıcı kullanmaya gerektiren bir davranış içinde olmaktır. Mesela ne olabilir? Çok basit bir hali, izlediğim, sevdiğim bir dizi var diyelim ki, diziyi hiç altyazı olmadan, tamamen İngilizce olarak dinlemeyi deneyebilirim 2 saat, 3 saat. Ya ama anlamıyorum, akıcı değil. Yapmanın yolu yapmaktır, onu da yolu yapamamaktır. Bebek de akıcı konuşamıyor zaten ama konuşma çabası içerisinde oluyor. Aktif bir şekilde dinliyor, söylemeye çalışıyor. Dolayısıyla zaman ayırıp, haftada 2 saat diyelim ki, zaman ayırıp, burada tamamen İngilizce üzerinden bir şeyleri dinlemeye başlarsam, 50 hafta boyunca hayaller peşinde koşarak “ya İngilizcemi akıcı hale getirmedim, şöyle mi yapsam, böyle mi yapsam” diye düşünmekten çok daha aktif bir şey yapmış olurum ve bu davranış yavaş yavaş gelişmeye başlar.
Ekstra bir şey yapmama bile neredeyse gerek yok. Haftada 2 saat. Sonra baktım, boşluğu daha çok açtım, mesela işe gidip gelirken Türkçe şarkılar dinliyordum, onun yerine işe gidip gelirken İngilizce podcastler dinlemeye başladım. Anlamıyorum, kaçırıyorum falan. Emin olun böyle bunu haftada 2 saatten günde bir iki saate çıkardığımda, her işe gidiş gelişte dinliyor olduğumda, haftadan haftaya kendiliğinden fark etmeye başlayacak. Haftama sokamadığım şeyi, yaşamıma sokamam. Ama bir şeyi haftama aldığımda ve bunda istikrar sağladığımda, neredeyse kendiliğinden, ekstra bir çaba sarf etmeye bile gerek olmadan büyük ölçüde, ilerlemeye başlayacaktır.