Elmayı Gördün Mü? · Sayfa 10/33
Zihin haritaları, uzun süre etrafında dolandığım ama bir türlü içine giremediğim bir konu oldu. Defalarca şans verdim; konuyla ilgili kitaplar aldım, okudum. Hem telefonuma hem de bilgisayarıma zihin haritası uygulamaları kurdum. Hatta birkaç zihin haritası ürettim ve kullandım da. Ama ne var ki, bu haritaların varlıkları ya da yoklukları benim için pek bir fark yaratmadı. Zihin haritalarıyla bir türlü bağ kuramadım, içselleştiremedim. İçimde, "neden olmuyor?" sorusu hep dolanıp durdu.
Duymayanlar için kısa bir açıklama: Zihin haritaları, kavramsal konuları görsel bir biçimde düzenlemek için kullanılan araçlardır. Genellikle kutular, daireler, oklar ve bağlantılarla dolu görsel temsiller oluştururlar. Kavramlar arasında bağ kurmayı ve bu bağları görsel bir düzlemde anlamayı sağlarlar.
O zamanlar afant olduğumu bilmiyordum, bu yüzden zihin haritalarının faydalı olabileceğini hayal etmiştim. Hatta kendimce "kavramları düzenlemek ve daha net anlamak için bu mükemmel bir yol olabilir" diye düşünmüştüm. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, afant olduğum için zihin haritalarına ısınamadığımı fark ediyorum. Kavramları görsel olarak düzenlemek, soyut dünyamda belki de bir netlik sağlayabilirdi, ama bir türlü bu yönteme adapte olamadım.
Neden işe yaramadığını tam olarak bilemesem de, tahminim şu: Bilinçli düşüncelerini görsel imgelerle kuranlar, kavramları da görselleştirerek kavrarlar. Zihinlerinde zaten oluşturdukları bu haritaları uygulama araçlarıyla dışa vururlar. Bu da onlara başkalarıyla paylaşma ve işbirliği yapma fırsatı sunar. Zihin haritaları, bu insanlar için bir yansıma, bir hatırlatıcı görevi görür. Zihin haritasına bakarak zihinlerindekini daha da netleştirirler.
Benim zihnimde ise somut, görsel bir harita yok. Bilinçli düşüncelerim daha çok soyut kavramlar, örüntüler ve ilişkiler üzerine kurulu. Zihin haritası uygulamasını açıp sıfırdan bir harita oluşturmam gerekiyor ve uygulamayı kapattığımda bu haritayı zihnimde tutamıyorum. Her seferinde yeniden başlamak zorunda kalmak, yorucu ve sinir bozucu bir süreç haline geliyor. Oysa bilinçaltımda zaten soyut olarak derin ve karmaşık bir yapı var. Bu yapı görselleştirilmiş değil, soyut bağlantılar şeklinde işliyor. Bu yüzden de zihin haritaları benim için işlevsel değil, çünkü zihnimde onları saklayacak bir alan yok.
Bir projede zihin haritası kullanmaya çalıştığım bir anı hatırlıyorum. O anda kavramları yerleştirmeye çalışırken zihnimdeki karmaşıklık daha da arttı, çünkü her defasında her şeyi yeniden düşünmek zorunda kaldım. Başkaları için bu haritalar, düşüncelerini netleştirip toparlamaya yardımcı olurken, benim için bir karmaşa yaratıyordu. Uygulamayı kapattıktan sonra, o haritanın varlığı zihnimde kayboluyordu. Haritanın izini sürmek yerine, soyut düşüncelerime geri dönüyordum.
Başkalarına kavramsal anlatımlarımı yaparken bile, genellikle metaforlar ve hikayeler kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü bir afant olarak, soyut kavramlar arasında köprüler kurmak bana çok daha doğal geliyor. Zihnimde somut bir harita oluşturmak yerine, bu köprüleri kelimelerle inşa etmek daha kolay ve anlaşılır bir yol.
Zihin haritalarında kaybolmamın temel sebebi de bu: Soyut düşünme tarzım, görselleştirmenin o kadar da işlevsel olmamasına neden oluyor. Bu yüzden de zihin haritalarının bana faydası sınırlı kaldı. Bu haritalar, benim için bir bellek değil, sadece bir geçici not defteri gibi işlev görüyor. Ve bu yüzden, her denediğimde yeniden kayboluyorum.
← KAÇINDIĞIM TEKNİKLER | İçindekiler | ELLERİM KENDİM İÇİN DANS EDİYORMUŞ MEĞER →
© 2024, 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.