Elmayı Gördün Mü? · Sayfa 17/33
Bu duygu serinliği meselesi, afantazya ile ilgili en önemli belirtilerden biri ve pek çok alanda kendini gösteriyor. Bu durum, bazen oldukça kafa karıştırıcı ve can yakıcı olabiliyor. Bir insanın kendine "Psikopat mıyım?" diye sorması, aslında oldukça derin bir sorgulama. Düşünsenize, psikopat olan biri bunu dert eder mi? Bu soruyu soruyorsanız, zaten psikopat değilsinizdir. Neyse ki, afantın bu soruyu sorarken çektiği acı bile serin kalıyor, fazla derinleşmiyor. Ama yine de, bu serinlik duyguların gerçek olmadığını göstermiyor.
Duygularımın benim için büyük bir değeri var; onlar, benim bilinçaltımın bilincime konuştuğu esaslı bir dil. Ve bu dil, yüzeysel değil, derin, katmanlı ve soyut. Duygular, kelimelerden çok daha zengin bir iletişim sağlar. Kelimeler tek tek sıralanmak zorunda olan, sınırlı bir etkileşim sağlar. Duygular ise çok katmanlı ve derin bir iç görü sunar. Onlar, benim için yalnızca bir his değil, yön gösterici işaretlerdir. Ancak bu işaretler bende, bazı insanlar için olduğu gibi kontrolsüz bir girdap değil.
*******
**Duygularım, beni girdaba sürükleyen bir güç değil; yön gösteren işaretlerdir.**
*******
Peki, duygularım bana nasıl rehberlik ediyor?
Korkmak için korkmam. Korku, beni tehlikeye karşı uyarır, kaçınmam veya anlamam gerektiğini gösterir. Korkunun içinde kaybolmam, onunla yüzleşir ve ne yapmam gerektiğini anlamaya çalışırım. Beni sarsmaz, ancak yönlendirir.
Üzüntü de benim için sadece üzülmek değildir. Bir durumu anlamak veya çözülemeyen bir acıyla yüzleşmek için üzülürüm. Üzüntü, bana durmam ve düşünmem gerektiğini söyler, ama beni girdabına çekmez. Üzüntümle olgunlaşırım, ondan ders çıkarırım. Üzüntünün yükü hafif, ama etkisi derindir.
Öfkem ise hak ihlallerine karşıdır. Öfkem, bana hem hak ihlali radarı olur hem de karşı koymam için gereken enerjiyi sağlar. Ancak öfkem beni kontrol etmez, tam aksine, ben öfkemi yönlendiririm. Zihnimde yankılanmaz, sadece o an için var olur ve sonra kaybolur.
Mutluluk, anı kaybedip içinde erimek için değildir. Mutluluk, işlerin yolunda olduğunu anladığım andır. Mutlu olduğumda böyle iyi olduğunu anlarım ve o hali korumak için harekete geçerim. Mutluluk, benim için bir varoluş anı değil, yol gösteren bir işarettir.
Şaşkınlık, ah ne güzel bir duygu! Bana der ki: "Vitesi boşa al, acele etme, farklı bir şekilde bak." Şaşkınlık bana yeni bir perspektif kazandırır, zihnimi ve duygularımı açar. Şaşırdığım anlarda yeni bir bakış açısı kazanırım ama şaşkınlığın beni kontrol etmesine izin vermem.
Hatta tiksinti bile bir uyarıdır. Gizli ve yavaş bir tehlikeye karşı beni uyarır. Tiksindiğim şeylerle bile kendi içimde yüzleşirim çünkü tiksinti çoğu zaman başkaları tarafından üzerime yanlış yönlendirilmiş sahte bir duygudur ve arkasında gizlenen hazineler olabilir. Bir afant olarak, bu tür duyguları soyut bir merakla incelemekten çekinmem.
Ama asıl soru şu: Duygularının girdaplarında kaybolan, korkunun korkutmak, öfkenin öfkelendirmek, mutluluğun keyiflendirmek için var olduğunu sanan insanlar benden daha mı duygulu? Yoksa her bir duyguyu ağır bir yük gibi taşıyıp bunu "duygu yaşamak" mı zannediyorlar?
Benim duygularım serin, ama derin mi? Bunu gerçekten bilmiyorum. Belki de başkaları bu derinliği kendileri için daha iyi anlar. Hangi derinliğin iyi geldiğini de anlarlar umarım.
← BEN PSİKOPAT MIYIM? | İçindekiler | PEKİ NİYE AFANTA ANLATIRLAR? →
© 2024, 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.