Hayallerin Gücü ve Tehlikesi

Elmayı Gördün Mü? · Sayfa 20/33


Özlem sadece geçmişe yönelik değildir; geleceğe de uzanır. Geçmişimde olmayan bir şeyi, geleceğimde var etmek üzere hayal edebilirim ve onun hayatımdaki varlığını özlemekle yanıp tutuşabilirim. Hayal kurmak, bazen bir kaçış kapısıdır, bir kurtarıcıdır. Ancak tam da bu yönüyle, insanı tehlikeli bir şekilde kendi içine çeker. İşte o an başlar 'kafanın içine düşmek'. Danışmanlıklarımda sıkça söylediğim bir sözüm var bu duruma dair: "Kafanın içine düştüğünde, yaşamına geri dön." Çünkü bazen bir hayal seni öylesine sarar ki, onun içinde kaybolursun. Gerçeklik, hayalin gölgesinde silikleşir ve zamanla tamamen yok olur. Hayal, seni ele geçirir. Başlangıçta masum görünür, hatta heyecan verici bile olabilir. Ama zamanla, bu hayal senin gerçekliğini aşmaya başlar, sonra da tamamen ele geçirir.

Bir iş fikri olabilir bu, belki de bir sanat eseri. Zihninde onu büyütürsün; detay ekledikçe daha canlı hale gelir. Her gün biraz daha güçlenir, her düşüncenin merkezine yerleşir. O hayal o kadar parlak ve güçlüdür ki, onun içinde kaybolmamak neredeyse imkansızdır. Gerçeklik bulanıklaşırken, hayal dünyası giderek netleşir.

Sabahları uyanırsın, kahveni içerken bile zihnin hayaline döner. Gerçek hayatın meseleleri sana çok uzak görünür, çünkü hayalin o kadar tatlıdır ki onu bırakmak istemezsin. Bir şarkı, bir koku, bir anı bile hayalini besler. O hayalde, gelecekteki başarılarını kutlarsın; her şey yolundadır. O kadar kusursuzdur ki, gerçeğe dönmek istemezsin.

Ve hayal büyür… Büyüdükçe seni sarar. Artık yaşamının merkezindedir. Onu gerçekleştirmek için adımlar atmak yerine, hayalin içinde yaşamayı tercih edersin. Gerçek dünya zordur; hayal dünyasıysa güvenli. İşte bu noktada, hayalin seni tamamen ele geçirmiştir. Gerçek dünya, hayal kadar güzel değildir. Hayalin içindeki yaşam, gerçek dünyadan daha parlak, daha renkli, daha kusursuzdur.

Afant olmayanlar için bu hayal tuzağı çok daha tehlikelidir. Onlar, hayalin içine hızla çekilirler. Asansörde bir düğmeye basar gibi derinliklere inerler ve hayalin içinde kaybolurlar. Hayal, gerçek dünyadan daha gerçek hale gelir. Gerçek dünyaya dönmek artık eziyettir. Çünkü hayaller, afant olmayanlar ve özellikle hiperfantlar için o kadar yoğundur ki, onlara kapılmamak imkansızdır.

Ben ise, bir afant olarak, özlemlerimi de hayallerimi de serin serin yaşarım. Hayallerin derinliklerinde kaybolma ihtimalim var mı? Tabii ki var. Ama ben o derinliklere merdiven basamaklarını birer birer inerek ulaşırım. Yavaşça, dikkatlice. Zihnimde görselleştirme asansörüm olmadığı için hızla o derinliklere inemem. Güçlü zihinsel canlandırma yeteneğine sahip olanlar, bir düğmeye basarak hızla o derinliklere inerler. Hayalin içinde kaybolmaları an meselesidir.

Hayal kurmak, afant olmayanlar için sürükleyici bir serüvendir. Bir vizyonun peşinden giderken kendilerini bambaşka dünyalarda bulurlar. Hayalin içinde kaybolmak, onları gerçek dünyadan koparır. Ben ise hayal kursam da kendimi o dünyaya kaptırmam. Hayal ettiğim şeyler, gerçek dünyanın sınırlarını aşmaz. Duygularımın serinliği, hayal dünyasında kaybolmamı engeller. Hayallerimin gerçeğe dönme ihtimali tam da bu yüzden daha güçlüdür. Ama yine de hayallerim, gözlerimin önündeki yaşamdan daha canlı değildir. Benim için, somut gerçeklik ve örüntülerimdeki ilişkiler, onların getirebileceği ihtimaller, her zaman soyut hayallerden daha güçlüdür.


DUYGU GENLİĞİ VE ÖZLEMLER  |  İçindekiler  |  SAKİN GÜÇ: ÖZLEM VE HAYAL

© 2024, 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.