Saygın Ersin, Marifet, İltifat

Saygın Ersin’i yıllar önce okudum ve gerçekten vuruldum. Müthiş bir yetenek, karşılaştırılması güç bir kalem. Kiminle karşılaştırabilirim diye düşündüğümde yerli kimse gelmiyor aklıma. Tolkien, Stephen King, Orson Scott Card… Eserleri, romanları bende bu yazarların bıraktığına benzer izler bıraktı.

Yedi Kartal Efsanesi serisinin ilk iki kitabını yıllar önce yutar gibi okumuştum. Serinin üçüncü kitabını sesli kitap olarak dinledim. Ama çok talihsiz bir zamana denk geldi. Yabancı bir şehirde kısa bir süre kaldığım ve o kısa sürede de besin zehirlenmesi yaşadığım birkaç gün… Kitabı dinledim ama yaşamdan geçmiş bir halde, kendimi toparlamaya çalışırken dinledim. Ve üstelik bir de afantım. Zaten dinlerken (ya da okurken) zihnimde belirmiyor hiçbir şey. Buna rağmen tat alabilmem içsel zihinsel deneyimimle oluyor sanırım romanlarda. O hasta halimle olamadı tabii, kulaklarımda bir avutucu olarak kalmış eser.

Neyse ki Storytel’de gördüm ve dün yeniden başladım serinin ilk kitabından dinlemeye. Ve ilk cümlelerden itibaren o sihirli havası beni yeniden içine aldı. Üçlüyü baştan sona yeniden dinleyeceğim. Sadece bu üçü değil, her eseri çok güzel.

Ama işte insan düşünmeden edemiyor. Saygın Ersin nasıl bir karşılık buldu? Ben çok çeşitli konularla ilgilenen ve üretim yapan bir insanım, ilgilendiğim alanların kulislerini o kadar takip etmeye vaktim de enerjim de yok. Bilmiyorum doğrusu; ama bir karşılık bulduğu da kesin. De o karşılık ne ölçüde? Kemal Sunal’ın, Sezen Aksu’nun dünya çapında karşılık bulma potansiyellerini düşünün. Türkiye’deki bilinirlik seviyeleri neredeyse tüm dünyada olabilecek (potansiyel olarak) kişiler bunlar. Bence Saygın Ersin de bu ligde bir insan kalemiyle.

Şu karşılık bulma işi günümüzde daha da, iyice zorlaştı. Geçmişte bile karşılık bulan her bir insana karşılık, benzer potansiyel yetkinlikte olan binlerce insan vardı. Keşif bile edilmeden geçip gitmişlerdi. Şimdinin dünyasında karşılık bulabilme potansiyellerinden haberdar oluyor insanlar. Ama bu farkındalık belki daha bile kötü. Önceden hiç değilse neler olabileceğini rüyalarında bile görmüyorlardı. Oysa şimdi bırakın marifete ilişkin çıktıları olanları, bırakın çıktısı olmasa da potansiyelleri olanları, aslında potansiyeli pek olmayanlar bile muhteşem yapılabilirlikler, görüyorlar, hissediyorlar, vehmediyorlar kendilerinde.

Ama yollar artık çok kalabalık. Marifetin iltifat bulmasını kolaylaştıran araçlar çok gelişti. Yollar yapıldı yani. Eskiden olmayan muhteşem yollar var. Ama o yollar o kadar kalabalık ki, trafik sıkışıklığından yine çok az kişi bir yerlere varabiliyor. Eskiden yola çıkanlar azdı zaten. Onlardan bir yerlere varabilenler ya da varamayanlar oluyordu. İnsanların büyük kısmı çiftliklerinde, evlerinde, mahallelerinde oturuyorlardı. Yolda değillerdi.

Şimdi herkes yollarda. Varan ne kadar az!

Hadi burda kendi öykü kitabıma da bir link bırakayım. Gece Ziyaretleri’ni okumak isterseniz sitemde: https://mustafaacungil.com/gece-ziyaretleri/

Beni belki teknik bir insan olarak yapay zeka gibi konularda tanıyorsunuz. Belki yaşam becerileri üzerine çalışmalarımdan, eğitimlerimden, danışmanlıklarımdan, çevik yaşamdan tanıyorsunuz. Belki afantazi hiperfantazi üzerinden tanıyorsunuz. Ama şiirlerim ve öykülerim de var. Gece Ziyaretlerine bir dalın bakalım, kanca sizi de yakalayacak mı?

Yorum bırakın