Çelişki ve Çatışma Yaşamdır — paylaşım kartı

Çelişkiyi Çatışma Olarak Görmek

Çelişki ve Çatışma Yaşamdır · Üçüncü Kısım: Basitten Karmaşığa · Sayfa 9/28


Açlığı da uykuyu da bir ölçek üzerinde düşünebiliriz: biraz açım, hiç uykum yok, uykum geliyor ama birkaç saat daha dayanırım.

Çelişkiyi Ölçekle Modellemek Tek Seçenek mi?

Ancak burada bir seçenek daha var: Çelişkiyi bir karşıtlık ve çatışma olarak ele almak. Bazen kendimizi öyle bir noktada buluruz ki, hâlimizi bir ölçekle ifade etmek yeterli olmaz.

Bazen içimde hissettiğim şey bir açlık seviyesi değil, aç bir insanla tok bir insanın karşı karşıya gelmesidir. Kendimi tok hissettiğim bir anda önüme harika bir tatlı gelirse, ölçek ve cetvel ortadan kaybolur. İçimde ufak bir çatışma başlar, bazen de bir meydan savaşı. Bir yanda, açlığı midemin doluluğuyla alakalı olmayan, daha çok arzular ve hırslarla ilişkili bir aç insan vardır. Diğer yanda ise, midenin doluluğundan çok yeterlilik ve dengeyle, hatta bazen miskinlikle bağlantılı tok bir insan.

İçimdeki bu aç insanla tok insan arasındaki çatışma alanları o kadar geniştir ki! Sevgiliyle geçirilen zamana doyup doyamamak da bir savaş alanıdır, arabamı değiştirmek isteyip istememek de…

Uykuda da aynısı olur. Gece yatmak istemeyen de bende, sabah kalkmak istemeyen de: içimde tembel bir insanla sürekli aktif olmaya çalışan bir insan çatışır.

İçimizde birden fazla ses vardır. Bu sesler kendi aralarında uzlaşmaya varabildiğinde, sonucu ölçek üzerinde bir yerde görmek kolaylaşır. Ancak birçok çatışma, ortak bir uzlaşıya varamadan sürer gider. Henüz barışmamış bu sesleri çatışma olarak görmek yolu açar; bazılarını zaten hiçbir ölçek modelleyemez.

Çatışmanın Yönlendirdiği Hareket

Modelleme, ayrıştırma ve indirgeme, bir anlamda zamanı dondurma çabasıdır. Bir olayın fotoğrafını çekip, o durağan anı uzun uzadıya inceleriz. Oysa yaşam akar; birkaç dakikalık bilinçli düşünce bile onun doğal akışını yavaşlatır. Dengenin bir yanılsama olduğunu, yaşamın sürdürülebilir bir dinamik dengesizlik olduğunu görmüştük: yaşamda denge yok, dans var. Çoğu zaman, anlık görüntülerdeki geçici durumları denge olarak yorumlarız. Oysa yaşam o noktalardan sadece geçip gider.

Başlangıçta çelişkileri 1 ve 0 olarak gördük, ancak daha yakından incelediğimizde bu iki uç arasında genişleyen bir ölçek fark ettik. Daha da yakından bakar ve dondurduğumuz zaman akışını serbest bırakırsak, pek çok çelişkinin altında bir çatışma olduğunu görürüz. Hareketin yönü ve hızı, çatışan güçlerin sonucudur.

Hiçbir engelle karşılaşmadan dümdüz ilerleyen bir top bile aslında yerçekimi ve hava sürtünmesi gibi güçlerle sürekli çatışma hâlindedir. Yaşam da böyle bir danstır; sürekli hareket hâlindedir ve bu hareket çatışmaların ürünüdür. Hareketi anlamak için, çatışan güçleri anlamalıyız. Uzlaşıya gerek yoktur. Ya da belki de şöyle diyebiliriz: Çatışma, her an yeniden güncellenen bir uzlaşmadır.

Yaşam, mükemmel bir uzlaşma için beklemez. Fırtınada yol alan bir yelkenliyi düşünelim. Rüzgâr ve dalgalar farklı yönlere çeker, ama yelken doğru bir açıyla konumlandırıldığında bu zıtlıklar tekneyi ileri taşır.

Bir hareketi doğrudan değiştiremeyiz, çünkü o bir sonuçtur. Ancak ona etki eden güçleri anlayabilir, bu güçleri etkileyerek yönünü ya da hızını değiştirebiliriz. Yaşamı sürdürmek de bu güçlerin çatışmasını yönetmekle mümkündür.

Karşıtlık ve Dönüşümün Gücü

Karşı karşıya geldiğimizde bazen kendimize derin ıstıraplar yaratırız. Yan yana olduğumuzda, birbirimize neredeyse hiç güç uygulamadan, ayar vermeden aynı yöne gidebildiğimizde rahat ederiz. Ancak, arada çakışan bir açı oluştuğunda işler karışır. Hele de kafa kafaya geldiğimizde! Hele bir de yenişemiyorsak! Oysa yan yanalık ne değişim içerir ne dönüşüm. Karşıtlık ise durmadan yeniden hesaplanır; değişim de dönüşüm de oradan doğar.

Bir örnekle ilerleyelim. Elinize bakın, parmaklarınızı düşünün. Beş parmağınız var. Dördü birbirine oldukça uyumlu. Aynı yöne bakıyorlar. Yan tarafa doğru gitmeye çalıştıklarında, diğer parmaklar tarafından engellenirler. Kendi aralarında ne kadar çabalasalar da güçlü bir karşıtlık oluşturamazlar. Altlarına ya da üstlerine girme becerileri de sınırlıdır.

Şimdi bir de baş parmağınıza bakın. Diğer parmaklarla tamamen uyumsuz. Yönü tamamen farklı. Onlarla ya da onların herhangi biriyle çeşitli açılar oluşturabilir. Baş parmak, diğer parmakların kendi aralarında yapamadığı kadar büyük bir karşıt güç oluşturur. Bu karşıt güç, elinize inanılmaz bir yetenek kazandırır.

Küçükten başlayarak giderek büyüyen nesneleri tutmayı deneyin. İki parmakla kaldırılabilir şeyler olsunlar. Baş parmak ve işaret parmağı ya da baş parmak ve orta parmak, en güçlü karşıtlığı oluşturacak ve işinizi kolaylaştıracak. Şimdi aynı nesneleri baş parmağınız olmadan, aynı elin diğer iki parmağıyla tutup kaldırmayı deneyin. Nasıl da zorlaştı, değil mi?

Konuşmayı düşünelim: Akciğerlerimizden çıkan hava, onunla çarpışan ses telleri ve gırtlak yapıları olmadan, sadece boş bir nefes olacaktır. Dişlerimiz ve dudaklarımız da o sesi konuşmaya biçimleyen karşıt güçlerdir. Karşıtlık olmazsa, hava bir sese, konuşmaya dönüşemez.

Yaşama şekil veren, karşıtlık ve çatışma tipindeki çelişkilerdir. Elinizi açıp kapatmayı deneyin. Farklı büyüklükte ve ağırlıktaki nesneleri tutmayı deneyin. Çok ince ve kırılgan bir şeyi tutup kaldırın, ardından büyük ve ağır bir nesneyi. Eliniz bu süreçlerde nasıl da değişken güçlerle ve değişken hızlarla açılıp kapanıyor. Bu, elinizi açan ve kapatan kaslar arasında sürekli bir çatışma olması sayesinde mümkün oluyor.

Biraz hassas, kırılgan bir nesneyi tutarken elinizin ne kadar dikkatli olduğunu düşünün. Güçlü bir gerilim vardır, ancak o gerilimi uygularken eliniz son derece yavaş kapanır. Bu süreçte kaslarınızın ne kadar büyük bir çabayla birbirine karşı mücadele ettiğini ve bu çatışma sayesinde kontrolün sağlandığını fark edin.

Karşıtlık, hayatın doğal bir parçasıdır. Sağ ve sol elimizi düşünelim. Bir şeyi tutup ayırırken ya da iki yandan bastırarak birleştirirken, ellerimiz birbirine karşıt güçler uygular. İki elle yapılan pek çok iş bu karşıtlıkla yürür.

Karşıtlıklardan Beliren Yapılar

Karşıtlıklar güçlüdür. Karşıt unsurlar arasındaki gerilim, daha büyük ve daha karmaşık bir yapının belirmesine neden olabilir. Ortaya çıkan bu üst yapı, genellikle orijinal unsurları aşar ve tamamen yeni özellikler kazanır.

El örneğine dönelim: eli açıp kapatan kaslar yalnızca bir arada var olmaz; aralarındaki karşıtlık, ele hem büyük bir hassasiyet hem de büyük bir güç kazandırır.

Su da bir başka örnek. Yanıcı hidrojen ile yakıcı oksijenin birleşiminden oluşur. Ancak bu karşıt unsurlar bir araya geldiğinde, su ne yanıcı ne de yakıcı bir özellik taşır. Aksine, tamamen kendine özgü, bileşenlerinden bağımsız özelliklere sahip bir madde ortaya çıkar.

Mükemmeliyetçilik de böyle işler. İçimizde bir yandan "Bu kadar yeter" diyen, öbür yandan "Hayır, yeterli değil" diyen bir ses vardır. Bu sesleri ne tamamen barıştırmamız ne de sürekli çatıştırmamız gerekir. İki sesin arasından yeterince iyi ve zamanında teslim edilmiş bir iş çıkar.

Benzer bir örüntüyü özdeğer algımızda da görebiliriz. İçimizdeki "Koşulsuz değerliyim" ve "Elbette eksiklerim var" sesleri arasında bir iç dans yaşanır. Bu dans sürdükçe kendimize bir gün şöyle diyebiliriz: "Eksiklerim var, değerim yerinde."

Motivasyonda da içimizdeki çalışkanla tembel çekişip durur; biz de onların arasında biraz çalışır, biraz dinlenir, yeniden çalışırız.

Aşk bile statik bir birlik hâli değil, sürekli bir yakınlık ve ince bir ayrılığı koruyan dinamik bir süreçtir. Bu yakın ayrılık, süregelen etkileşimlerle beslenir ve aşkın canlılığını sağlayan temel unsurdur.

*

Karşımdaki şey bir derece mi, yoksa iki ses mi? Derece ise ölçek iş görür. İçimizdeki iki ses uzlaşamıyorsa elimizde bir çatışma vardır ve çatışma yaşamı durdurmaz; hareketi o yaratır, baş parmağın öbür parmaklara karşı durarak ele yetenek kazandırdığı gibi.

Çatışmayı elimizde, içimizdeki seslerde gördük. Aynı örüntü ne kadar derine uzanıyor?


← Boyut Eklemek  |  İçindekiler  |  Karşıtlığın Ölçeğini Büyütmek →

© 2025, 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-44). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.