Çelişki ve Çatışma Yaşamdır · Üçüncü Kısım: Basitten Karmaşığa · Sayfa 8/28
Yaşamın bütün boyutlarını hesaplayamayız; ama öne çıkan ikisini aynı anda görebiliriz, bu da çoğu zaman yeterli olur.
İkinci Boyutun Gücü
Biraz anlamanın ilk aletini zaten kurduk: 1 ve 0 ikiliğini 0 ile 1 arası bir ölçeğe çevirdiğimizde bir boyutumuz olmuştu. Ölçeği kendi yaşamımızda denediysek, rahatlamanın nasıl bir şey olduğunu biliyoruz. Şimdi önümüzde çok boyut var ve onunla başa çıkmak zor görünebilir. Oysa ikinci bir boyut, bizi boğmadan biraz daha derine bakmaya yeter.
Bilinç, üzerinde henüz tam anlaşılamamış bir kavram; ama hangi tanımı alırsak alalım, farklı canlılarda farklı düzeylerde var gibi görünüyor. Ondan daha az payı olan canlılar yaşamla daha uyumludur; 1 ve 0 tuzağına da düşmezler. Bu yapay tuzağı mümkün kılan, soyutlayarak ve modelleyerek yaşamı anlamaya çalışan gelişmiş bir bilinçtir. İşte bir çelişki daha: Avantajlarımız ve dezavantajlarımız çoğu zaman bir arada gelir. Tuzağı kuran bilinç, ondan çıkmanın aletlerini de kurabilir: önce ölçeği, şimdi de ikinci boyutu.
Üç tanıdık derdimizde deneyelim.
Önce mükemmeliyetçilik. Ölçeği, yani ilk boyutu, elimizdeki işin tamamlığı olarak tanımlamıştık. Peki ikinci boyut ne olabilir? Kaynaklarımızın en kısıtlı olanını düşünelim. Zaman mı daha sınırlı? O zaman ikinci boyutu zaman olarak ele almak mantıklı olabilir. Eğer harcanacak para en kısıtlı kaynağımızsa, onu seçmek daha uygun olur. Eğer ihmal ettiğimiz sosyal ilişkilerimiz varsa, ikinci boyut sosyal ilişkiler olabilir. İkinci boyut şunu düşünmemizi sağlar: "Biraz daha uğraşırsam iş güzelleşecek, ama bu hafta da arkadaşlarımı ekeceğim. Burada durayım." Bozulduğunu gördüğümüz durma ayarı, artık ikinci bir boyuta bakarak çalışıyor.
Özdeğer konusuna bakalım. Kendi değerimizi artık var-yok olarak görmüyoruz. Bir ölçekle değerlendiriyoruz. Özdeğerin "ideal" bir değeri olmadığını, olsa bile bunun "maksimum" olmadığını görmüştük. Hadi ikinci bir boyut ekleyelim. Bu boyut ustalık olabilir mi? Bir konuda yetkinlik seviyemiz ne kadar? Çırağı olduğumuz bir konuda kendimizi geliştirmeye çalışmamız doğaldır. Ancak bir konuda ustaysak ve özdeğerimizi düşük görüyorsak, bunu gözden geçirme vakti gelmiştir.
İkinci bir boyut olarak başka bir kişiyi de ele alabiliriz. Değer verdiğimiz bir kişi bu durumda olsaydı, onun için geçerli olacak özdeğer ne olurdu? Aynı durumda kendi özdeğerimizi bu kişininkinden çok daha düşük görüyorsak, bu algıyı gözden geçirmemiz gerekir.
Sıra motivasyona geldi. "Motivasyonum yok" demek yerine, ölçekle yaklaşmaya başladık. İkinci bir ölçek ekleyelim: Konunun bizim için önceliği nedir? Öncelik düşükse, motivasyonun da düşük olması doğal değil mi? Ancak öncelik yüksekken motivasyon düşükse, bu konuyu daha ayrıntılı incelemek gerekir.
İkinci boyut küçük bir ekleme gibi görünür; ama tek boyutun hiç göremediğini gösterir: nerede durmamız, nerede kendimizi gözden geçirmemiz, neyi daha yakından incelememiz gerektiğini.
Durumsallık
Bir uçta evrensel reçeteler yer alıyor: örneğin, "Başarının 41 Altın Kuralı!" tarzı yaklaşımlar. Varlığın özüne dair bazı evrensel gerçekler vardır ve bunlar genelde kontrolümüz dışında kalan alanlardır. Ancak kişisel gelişim için sunulan evrensel reçeteler nadiren işe yarar. Daha kötüsü, bazen geçici olarak işe yarıyormuş gibi görünürler ama sonunda büyük bir çöküşle bizi yüz yüze bırakabilirler. Bir listeyle başlarız, bazı maddeler işe yarar gibi göründükçe kendimize güvenimiz artar. Ancak öyle bir madde gelir ki tam tersine işler, tüm ilerlememizi sıfırlayabilir.
Diğer uçta ise her durumu tamamen benzersiz olarak ele alma yaklaşımı yer alır. Kulağa hoş gelir ama aşırı bilinçli çaba ister: Her sabah ayakkabı bağlamayı yeniden icat etmeye kalksak kapıdan hiç çıkamayız.
Durumsallık, bu iki uç arasında yürümemize olanak tanır. Benzer durumlarda benzer yöntemler işe yarar ve bu da bizi hem mutlak evrensellikte hem de tamamen benzersizlikte sıkışıp kalmaktan kurtarır.
Durumsallık, geliştirdiğimiz her ölçeğe kendiliğinden eşlik eder. Deneyimlerimize o kadar işlemiştir ki onu ayrı bir boyut olarak değil, temel bir ilke olarak ele alabiliriz. Benzer durumları gruplar, her grup için ayrı bir ikinci boyut seçeriz. Böylece ölçeklerimiz yaşamın karmaşık dokusuna uyar.
Sabrı düşünelim. Kendimizi yalnızca "sabırlı" ya da "sabırsız" olarak etiketlemek yerine sabrı bir ölçekte değerlendirebilir, sabrımızın farklı durumlarda nasıl dalgalandığını gözlemleyebiliriz. Ama durumsallık bu yaklaşımı daha da zenginleştirir: İş yerinde, aile ortamında veya hobilerimizle uğraşırken sabrımız nasıl değişiyor? Bu bağlamları gruplandırarak kalıpları görebiliriz: yaratıcı faaliyetlerde sabrımız yüksekken, yüksek baskı altındaki toplantılarda azaldığını fark edebiliriz. İş yerinde sabrımızı neyin tükettiğine, evde kimin için sabrettiğimize bakınca ikinci boyut da kendini gösterir.
Mükemmeliyetçilik de, özdeğer de, motivasyon da bağlama göre başka davranır; her bağlamın kendi ikinci boyutu olabilir.
Durumsallık, ikinci boyutu yaşamın farklı köşelerine taşımanın yoludur. Her şeyi hesaplamadan, her durumu da sıfırdan kurmadan.
Yöntemi Kendi Elimizle Denemek
Şimdiye kadar kurduklarımızı sıraya koyalım, sonra kendi yaşamımızda deneyelim. Soyut bir alıştırmadan çok, gerçekten yaşadığımız bir zorlukla çalışmak işe yarar.
İlk adımda olumsuzluğu rehber ediniriz. Olumsuz bakışın gücünü görmüştük: Bizi tehlikeden korusun diye yerleşmiş bir donanımdır ve kendisinde "olumsuz" bir şey yoktur. Olumsuzluk, dikkatimizi nereye yöneltmemiz gerektiğini gösteren bir işarettir.
Sorunu bulduktan sonra onu 1 ve 0 olmaktan çıkarıp bir ölçeğe yerleştiririz. Çelişki diye gördüğümüz durum, ölçekte daha derin bir anlayışa kapı açar.
Sonra durumsallığı devreye alırız. Tutarlı olmak, her yerde aynı kalmak demek değildir. Benzer durumlarda ölçek üzerindeki yerimiz benzer olabilir; farklı bağlamlarda değişebilir.
Son adım, konuyu anlamak için en çok öne çıkan iki boyutu belirlemektir. Bir durumu etkileyen birçok boyut olabilir; ikisine odaklanmak karmaşıklığı basitleştirir. Bu ikisinin en önemli boyutlar olması gerekmiyor; mükemmel bir doğruluk zaten mümkün de değil.
Bu iki boyut belirlendiğinde, konu daha net hâle gelir ve uygulanabilir çözümler ortaya çıkar. Bu boyutlar tekil olabilir ya da daha geniş kategorileri temsil edebilir (örneğin, birbirine bağlı faktörleri tek bir ölçek altında toplamak).
Şimdi üç tanıdık derdimize dönelim; bu kez sıra sizde.
Mükemmeliyetçilik
- Mükemmeliyetçilik sizin için bir sorun mu? Değilse şu an bu konuya vakit harcamanıza gerek yok. Bir zorluk olarak karşınıza çıkıyorsa, ne kadar şiddetli olduğunu bir ölçekle değerlendirin.
- Ölçeği belirledikten sonra durumsallığı devreye alın. Mükemmeliyetçilik farklı bağlamlarda nasıl değişiyor? İş yerinde, evde ya da sosyal ortamlarda sizi nasıl etkiliyor? Bu durumlardan birini seçin ve hangi boyutların en çok öne çıktığına bakın.
- Seçtiğiniz durumda en kısıtlı kaynağınızı ikinci boyut yapın: zaman, para ya da ihmal ettiğiniz bir ilişki. Sonra tamamlığı onunla yan yana koyun.
Özdeğer
- Olumsuzluğu rehber edinin: Özdeğerinizi nerede sorun olarak hissediyorsanız oradan başlayın.
- Özdeğer algınızın bağlamlara göre nasıl değiştiğini inceleyin ve bir durum seçin.
- Birinci boyutunuzu belirleyin ve onu var-yok yerine bir ölçekle ele alın: Özdeğer mi, yoksa değer algınızı başka bir şekilde mi ifade ediyorsunuz?
- Bu durumda öne çıkan ikinci boyutu belirleyin: ustalığınız olabilir ya da aynı durumdaki, değer verdiğiniz biri. Sonra ikisini yan yana koyun.
Motivasyon
- Motivasyon eksikliğiniz olup olmadığını değerlendirin ve kendinizi bir ölçeğe yerleştirin.
- Motivasyonunuzun bağlamlara göre nasıl değiştiğini inceleyin ve bir bağlam seçin.
- İkinci boyut olarak konunun sizin için önceliğine bakın; başka bir boyut daha çok öne çıkıyorsa onu alın. Sonra ikisine birlikte bakın.
Yaklaşımı Genişletmek
Nerede olumsuzluk hissediyorsak yöntem orada da işler: parada, işte, ilişkilerde.
Örneğin, gelir yetersizliği sorunumuz varsa bunu bir ölçek hâline getirebiliriz. Gelir seviyemizin konut, gıda, eğlence gibi farklı bağlamlarda nasıl değiştiğini düşünürüz. İkinci ölçeği belirleyerek durumu daha derinlemesine ele alırız. Örneğin, konut için birinci ölçek maddi yetersizlik olabilirken ikinci ölçek özgürlük olabilir. Özgürlükten biraz ödün vererek, mesela bir ev arkadaşı alarak konut sorununu hafifletebiliriz.
Herkesin çelişkileri farklıdır; örnekler yalnızca birer rehber. Kendi yaşamımızdan öğrenir, yöntemi kendimize göre uyarlarız.
*
Artık bir çelişkiye iki eksenden birden bakabiliyoruz; durumsallık da bu bakışı bağlamdan bağlama taşıyor.
Bir şeyi hâlâ sormadık. Çelişkiyi hep bir ölçeğin iki ucu gibi düşündük. Ya bazı çelişkiler bir ölçeğe hiç sığmıyorsa?
← Çok Boyutu Tanımak | İçindekiler | Çelişkiyi Çatışma Olarak Görmek →
© 2025, 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-44). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.