Elmayı Gördün Mü? · Sayfa 13/33
Bu bahsettiğim sakinlik hali, afant olmayan okurlara pek inandırıcı gelmeyebilir. Hatta afant olup da bir travmanın etkisi altında kalmış olanlar için de kulağa tuhaf gelebilir. Afantazyanın hafızayla ilişkisini daha önce ele almıştık, ancak travmaları ayrıca incelemek gerekiyor. Travmaların zihnimizde yarattığı etkiler, bilinçli zihnimizin ne kadar yakınında olduklarına bağlıdır. Travma, belleğimizin derinliklerinde saklıysa bizi pek etkilemez. Ancak bilinçli zihnimize yakın bir tetikleyici olduğunda ya da bu travmayla tekrar karşılaştığımızda, o anıların etkisi yeniden canlanır. Bazı durumlarda travma, bilinçli zihnimizin içinde patlayarak aniden ortaya saçılır ve tüm duygularla yüzleşmemize sebep olur.
*******
**Zihinsel görselleştirme kapasitemiz, travmalardan nasıl etkilendiğimizi belirler.**
*******
Afantlar da zorlandıkları bir konunun sürekli üzerinde durur ve işlevsiz bir şekilde tekrar tekrar travmayı zihinlerinde yeniden inşa ederlerse, bu travmalar onların yaşamını etkileyebilir. Zihinlerinde sürekli dönen soyut kavramlar, duygusal yükleri artırabilir. Travmanın içindeyse ya da bu konuyu sürekli düşünüyorsa, elbette o travma bilinçli zihinde yeniden canlandırılmaya devam eder. Ancak, görselleştirme becerisi yüksek olan kişilerdeki kadar yoğun ve kalıcı bir etki yaratması çok daha zordur.
Görselleştirme yapabilen insanlar için güçlü ve travmatik anılar, zihinde her zaman hazırda bekleyen paketler gibidir. Ufacık bir tetikleyici, travmayı tüm görsel ve işitsel unsurlarıyla zihne taşır. Bu anılar o kadar canlıdır ki, tekrar tekrar aynı duygusal patlamayı yaşarlar. Görsel ve işitsel canlandırmaları hazır olan bu travma, zihinlerinde güçlü bir patlama gibi yeniden yaşanır. Anıyı zihinde yeniden canlandırmak gerekmez; anı orada, tüm canlılığıyla beklemektedir.
Afantlarda ise durum biraz farklıdır. Afant bir kişi, travmayı zihninde yeniden canlandırmak için bilinçli bir çaba sarf etmelidir. Bu çaba bile, görselleştirme becerisi yüksek olan kişilerdeki kadar güçlü bir etki yaratmaz. Travma, her ne kadar büyük bir yara olsa da, zihinde görsel ve işitsel bir yankı bırakmadığı için afantlar bu travmanın etkisini sürekli yaşamazlar. Ancak, halen travmanın içindeyse ya da bu konuyu sürekli düşünüyorsa, o travma yine de zihinlerinde varlığını sürdürür.
Öte yandan, hiperfantlar—canlandırma becerisi yüksek kişiler—travmatik anılardan çok daha derin etkilenebilirler. Hatta bazen yaşanmamış bir olay bile, zihinde büyük bir travmatik deneyim yaratabilir. Sadece gelecekte olası bir kötülüğü düşünmek, hiperfant bir zihin için büyük bir zihinsel yıkıma yol açabilir. Sadece bir haberdeki bir cümle, ya da sokakta gördüğü bir kedi yavrusunun başına gelebilecek olası bir kötülük bile onların zihninde devasa bir travmatik sahne yaratabilir. Yüksek canlandırma gücüyle yüklü bu zihinler, acıları çok daha yoğun ve tekrar tekrar yaşayabilirler. Oysa afant bir kişi, gerçekten yaşadığı ve halen etkisinde olduğu bir travmayı hatırladığında bile, bu kadar derin bir etki altında kalmayabilir.
Travmalardan nasıl etkilendiğimizin, zihnimizdeki görselleştirme kapasitesiyle bu kadar yakından ilişkili olması, oldukça ilginç bir gerçek. Afantların travmatik deneyimleri, çoğu zaman zihinsel canlandırma eksikliğinden dolayı daha az etkili olabilir. Hiperfantların ise, canlandırma yeteneğinin yarattığı güçlü etkilerle daha fazla travmaya açık olması son derece düşündürücüdür.
İleride bu konuda yapılacak bilimsel araştırmalar ve gelişecek teknolojiler, travmatik anılar ve görselleştirme arasındaki bu ilişkiyi daha da netleştirecektir. Belki de bir gün, her iki zihin yapısına uygun yeni terapötik yaklaşımlar geliştirilecek. Görselleştirme eksikliği yaşayan afantlar için daha soyut terapiler, hiperfantlar için ise canlandırmayı yönetmeyi öğreten yeni yöntemler keşfedilecek. Her iki grup için de travmanın zihinsel canlandırma süreçleriyle nasıl başa çıkılabileceğine dair umut verici yollar bulmak mümkün olacak.
← ZİHNİMDEKİ SESSİZLİK VE MEDİTASYON | İçindekiler | BÖBREK TAŞIMI ÖYLE BİR DÜŞÜRDÜM Kİ, ÇIKTI GİTTİ YAŞAMIMDAN VE ZİHNİMDEN →
© 2024, 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.