Böbrek Taşımı Öyle Bir Düşürdüm ki, Çıktı Gitti Yaşamımdan ve Zihnimden

Elmayı Gördün Mü? · Sayfa 14/33


Kendi ağzımdan şu cümleyi duyduğumu hatırlıyorum: "Hayatımda hiç zorlandığımı hatırlamıyorum." Peki, herhangi bir insan için böyle bir şey mümkün mü?

Afantazya üzerine çektiğim videolarda izleyenlere hediye bir danışmanlık seansı sunmuştum. Takip eden birkaç ay içinde onlarca afant ile görüştüm. Normal danışmanlık süreçlerimde çalıştığım insanlar arasında da afantlar, hiperfantlar ve zihinlerinde daha "normal" bir fantazya yapısına sahip kişiler var. Bu süreçte afantlarla konuşurken şunu fark ettim: Eğer bir afant, o sırada zorlu bir deneyimi yaşamıyorsa ya da bu deneyimi bilinçli olarak sürekli zihninde tutmuyorsa, "Hayatında seni en çok zorlayan şey neydi?" gibi bir soruya cevap vermesi oldukça zor oluyor. Bu soruya cevap verirken genellikle düşünüp geçmişlerinden bilgi aramaları gerekiyor. Elbette bu hatırlamada duygular da mevcut, ancak bu duygular hafif bir serinlikle geliyor, derin bir hararete dönüşmüyor. Afantlar, zorlu bir deneyimi ancak zihinlerinde sürekli yeniden inşa eder ve duygusal anlamda o durumu kendilerine tekrar tekrar yaşatırlarsa hararetle hissedebiliyorlar.

Canlandırma yeteneği güçlü bir insana, "Hayatında seni çok zorlayan bir an hatırlıyor musun?" diye sorduğunuzdaysa tamamen farklı bir yanıt alırsınız. O kişi, bu soruyla birlikte daha önce çözümleyemediği zorlu anılarla bir anda karşı karşıya kalır. Görüntüler, sesler, hisler; hepsi bir sağanak gibi zihnine hücum eder. Bu deneyim fiziksel olarak bedeninde bile hissedilebilir. Zorlanmalar, acılar adeta yeniden yaşanıyormuş gibi geri döner. O anda çeşitli zorlu anların detayları, kişinin bilincine bir anda hücum eder ve tekrar yaşanır.

Görselleştirme gücü yüksek biri için, çözülmüş bir travma bile soğukkanlı bir şekilde hatırlanamaz. En serin hatırlama hali, belki sadece derin bir burukluk olur.

Bunu kendimden örnekle açıklayayım: Bir keresinde böbrek taşı düşürdüm. Günlerce süren ağrılı bir süreçti. O ilk acının başladığı an hâlâ aklımda. Gece 3 gibi uyumuştum ve bir saat sonra birden yatağın yanında, dimdik ayakta buldum kendimi. Acının şiddetiyle uyanmak ya da kalkmak gibi aşamalar yoktu; bir anda ayaktaydım. Eşim ve kızım da uyandı. Az sonra kendimi salonda buldum, acıyla yere çökerken başımı yere vurduğumu hatırlıyorum.

Ancak bu hatıraları anlatırken, sanki başka birinin yaşamış olduğu bir olayı, hatta bir roman karakterini anlatıyor gibiyim. Çünkü bu anılar zihnimde sadece bilgi olarak yer alıyor. Görüntüler zihnimde canlanmıyor, acı yeniden ortaya çıkmıyor. Bu etkiler, eğer zihnimde bir yerlerde yankılanıyorsa bile, bilinçli seviyeye çıkmadığı için derin bir iz bırakmıyor. Bu anıyı anlatırken zihnimde ne o sancının bir görüntüsü, ne de o anın yoğun duygusu ve sesleri var. O olayın sadece soyut bilgisi var; fiziksel acının o anki şiddeti bile zihnimde yeniden canlanmıyor.

*******

**Zihnimde bir görüntü olmadığı için travmalarım, başka birinin hikâyesini anlatıyormuşum gibi geliyor.**

*******

Şimdi bu satırları okuyan bir hiperfant varsa, canlandırma yeteneğini de yeterince kontrol altına alamamışsa, belki şu an benim yaşadığım o böbrek taşı sancısını kendi bedeninde hissediyordur. Zihninde bu acıyı öylesine canlı canlandırabilir ki, o anın fiziksel acısı bile ona gelebilir. Hiperfantlar, böylesi travmatik bir olayı kendi başlarından geçmemiş olduğu halde tüm gerçekliğiyle yaşayabilirler. Ve bu, onların zihinsel ve fiziksel dünyasında derin bir iz bırakabilir.


TRAVMA DENEYİMLERİ: AFANT VE HİPERFANT KARŞILAŞTIRMASI  |  İçindekiler  |  HAYVAN MEZARLIĞI: ZİHİNSEL DÜNYADA KORKUYLA YÜZLEŞMEK

© 2024, 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.