Farkı Nereden Biliyorum: Bilinçaltının Canlı Sahneleri ve Afant Zihninin Boşluğu

Elmayı Gördün Mü? · Sayfa 26/33


Derinlerdeki sahnelerin canlı olduğunu, sadece bilinç sahnemde kör ve sağır olduğumu nereden biliyorum? Çeşitli deliller var.

Yüzleri tanıyorum mesela. Yakın çevremdeki insanların, ailemin bile yüzleri zihnimde gözümün önüne gelmiyor ama gördüğüm kişinin kim olduğunu hemen anlıyorum. Daha dün tanıştığım bir kişinin bile yüzünü tanıyorum, derin bir bağlamda yerleşmesine gerek olmadan. Bu da gösteriyor ki yüz görsellerini bilinçaltım gayet rahatlıkla kaydedebiliyor. Bilinç sahnem karanlık olsa da gördüğüm yüzleri içeriye gönderip derinlerde bir karşılaştırma yapabiliyorum.

Ancak, mesela kadın sinema oyuncularını farklı filmlerdeki halleriyle tanımakta zorlanıyorum. Kadınlar, saç şekli, saç rengi, makyaj ve aksesuarlarla yüzlerini çok farklı görünümlere sokabiliyorlar. Zihnimde o yüzleri farklı halleriyle yanyana getirip karşılaştıramadığım için, tanımak iyice zorlaşıyor. Yani bilinçli zihnimde bu görsel karşılaştırmayı yapamıyorum.

Bir başka önemli delil: Rüyalar. Afant olanlar da rüya görebilir. Evet, zihnimde görüntü oluşmuyor, ama bu yalnızca bilinçli zihnim için geçerli. Rüyalarımı görsel olarak deneyimliyorum. Rüyadan uyandığımda bazen o görsellerin izi bir süre daha devam ediyor ama hızla kayboluyor. İlkokul yıllarımda bir defasında, uyandıktan sonra kısa bir süre daha rüyamda okuduğum ansiklopedi sayfasını görmeye devam ettim. Uykuyla uyanıklık arasındaki o kısa anlarda, bilincim tam açılmadan önce, bu görsel izler kısa süreliğine var oluyor. Bilinçaltımda bu görseller var, ama bilinçli zihnimde beliremiyor.

Bir başka delil, işte bu yarı bilinçli haller. Uykuyla uyanıklık arasında, bilincim kapanmadan önce ya da tam açılmadan önce, zihnimde bazen görüntüler beliriyor, bazen de sesler. Bu rüyadan farklı bir deneyim. Özellikle, bilgisayar oyunları oynadığınızda — Tetris gibi — oyunla ilgili görüntülerin zihnimde belirmesi gibi bir durum. Uyanıklıkla uykunun sınırında gündüz gözüne de olsa beynim oyunla epeyce uyuşmuş haldeyken bu imgeler kısa süreliğine bilince çıkabiliyor.

Sahil kasabasında yürüyüş yaparken, evlerden gelen sesleri duymayı düşünün: bir mutfak penceresinden gelen konuşmalar, bir diğer pencereden duyulan televizyon sesi ya da bir annenin çocuğuna seslenişi\… Tıpkı bu dış seslerin kulağınıza ulaşması gibi, zihnimde bu yarı bilinç hallerinde dışarıdan duyuyormuşum gibi canlı sesler belirebiliyor. Normalde sessiz olan iç iletişimim, bu yarı bilinçli hallerde ses kazanıyor.

Dışarıdan gördüğüm yüzleri tanıyabildiğim gibi, bilinçaltımda kaydedilen imgeler, sesler, rüyalar ve bu yarı bilinçli anlar da bana, zihnimde derin bir görsellik ve işitsellik bulunduğunu gösteriyor. Ama bilinçli zihnimde, bu sahne tamamen boş. Afant olmayanlar için bu tür imgeler ve sesler gün içinde her an bilince ulaşabilirken, benim zihnimde sadece soyut imgeler var. Ve bu soyut imgeler, ancak bilinçaltımın derinliklerinden yavaşça yüzeye çıkabiliyor.

İşte bu fark, bana bilinçli zihnimdeki sessizlik ve karanlığı daha derinden hissettiriyor. Yani, dışarıda ya da bilinçaltımda her şey var, ama bilincimde, bu sahnede hiçbir şey belirgin değil. Ancak yine de derinlerde olduğunu biliyorum, çünkü zaman zaman o derinliklerden bir iz yüzeye çıkabiliyor.


BOŞ SAHNE: AFANT ZİHNİNDEKİ KARANLIK DÜNYA  |  İçindekiler  |  SESSİZ DİLİN GÜCÜ: AFANT ZİHNİNDE KELİMELERİN ANLAMI

© 2024, 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.