Kelimelerle Yolunu Bulmak: Afantazya ve Yaratıcı Süreç

Elmayı Gördün Mü? · Sayfa 30/33


El yordamıyla afantlığımı keşfetmiş olmam sayesinde, onunla parça parça uyum sağlayarak roman yazabilmişim. Kendi doğamı keşfetmiş olmam, yaratıcı süreçlerimi de şekillendirdi. Önce hikayeler yazıyordum, kısa hikayeler. Canlandırma olmadan daha fazlasını yapabilmek zaten zordu, o yüzden romandan uzak duruyordum sanırım. Oysa mesela ABD'ye bir ziyaretimde (o zamanlar sesli kitaplar, dijital kitaplar henüz yaygın değildi) Türkiye'de erişemediğim yaratıcı yazarlık kitaplarıyla bavulumun yarısını doldurmuş olarak dönmüştüm. Bir gün kendime roman yazmak için neyi bekliyorum diye sorduğumda, bu işin kapsamlı bir emek gerektirdiğine dair bir cevap buldum içimde. O yüzden uzak durduğumu anladım ve kendime o zaman emekli olunca mı roman yazacağım ben diye sorunca engel kalktı. Ama işte afanttım hala, nasıl yazacaktım ki, karakterleri mekanları görselleştiremeden zihnimde. İçimden hallederiz, başla sen diye bir ses duydum. Önce bir hikayeyi kısa tutmak yerine uzamasına izin verdim. Baktım, gerçekten oluyordu. Hikayeyi içim yazıyordu. Bilinçaltımdan duyarak kaleme geçiriyordum. Bilinçli zihnimde olmayan canlandırmaları bilinçaltım yapıyor ve hikayeyi bana kafamın içinde fısıldıyordu. Aynı yaklaşımı kullanarak bu sefer roman da yazdım; yayınlanmış romanım ve yazılmış romanlarım var.

Afant olduğumu bilmeden afantlığın etkileriyle barışık yaşadığım onyıllar boyunca geliştirdiğim belki de en önemli yönüm, bilinçaltımla barışık olmam. Bu sayede bilinçaltım bilincime fısıldaya fısıldaya roman bile yazdırdı bana.

Bilinçaltımla savaşan bir zihnim hiç olmadı. Çoğu insanın aksine, bilinçaltımın bana sunduklarını kabul ediyorum; bilincim bilinçaltımı kontrol etmeye çalışmıyor, ona sadece liderlik ediyor. Bilincin kontrol etmeye çalışması, insanı daima zorlayan, sınırlayan bir şey. Ama ben, bilincimi sürekli bilinçaltından besliyorum. Kör kahin gibi, bilincim her şeyi görmüyor olabilir ama bilinçaltıma teslim oldukça, onun derinliklerinden çıkan içgörülerle yol alıyorum. Bilinçli bir kontrol arayışına girmek yerine, o derin sezgileri dinliyorum. İçimdeki o sessiz derinliklerde pek çok şeyin var olduğunu biliyorum. Bilincimin liderliği çok geniş kaynakları olan bilinçaltımın liderliğini de kabul ederek karşılıklı zengin bir etkileşim ve bereketli bir üretim kuruyor.

Birçok insan bilinciyle herşeyi kontrol altında tutmaya çalışsa da, bilinç her zaman en iyi rehber değildir. Bilinç akışı kontrol etmeye çalıştıkça, o akışın içinde kaybolmak daha da olası hale gelir. Bir şirkette kör bir kahin olsa, bu şirket başarılı olabilir mi diye sorarsanız, evet, olabilir. Çünkü kör kahin, kendini bilirse, şirketin tüm kadrolarından gelen bilgileri toplayıp bilgelikle yönetebilir. Ben de bilincimi böyle görüyorum. Bilinçaltımın bana sunduğu soyut duyguları, sezgileri alıyor ve bir yandan onları rehber ediniyor bir yandan da onlara liderlik ediyorum.


EL YORDAMIYLA KENDİNİ BULURSUN YA DA BULAMAZSIN  |  İçindekiler  |  ESKİMİŞ EŞYALARIM, ESKİMEYEN DENEYİMLERİM

© 2024, 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-08). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.