Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 74/96
“Hiç motivasyonum yok” cümlesi de frencilerin güçlü seslerinden biridir. İlk bakışta bitiş gibi duyulur. Oysa bu cümleyi kuran kişi yaşamın içinden konuşur. Hatta kendisiyle hesaplaşma içindedir: “Hiç motivasyonum yok.” Bunu söyleyebilmesi, yaşamla bağın kopmadığını; içeride hâlâ bir şeyin değişmek istediğini gösterir.
*
Şimdiye kadar “olumsuz” diye adlandırıp bastırmaya ya da onlardan kurtulmaya çalıştığımız duyguların, içeriden gelen haberciler olabileceğini gördük. Çaresizlik, daralma, pişmanlık, depresif duygular… Her biri başka bir sesle konuştu. Kimi “Bu parametre setiyle olmuyor” dedi. Kimi “Burada alan daraldı” dedi. Kimi “Geçmişten öğrenmeden ilerleyemeyiz” dedi. Kimi de “Bu yük böyle taşınamıyor” diye büyük bir frenin yaklaştığını haber verdi.
Elbette içimizde çalışan frenci sesler bunlarla sınırlı değildir. Korku, kaygı, utanç, öfke, isteksizlik ya da adını hemen koyamadığımız başka duygular da benzer biçimde haber getirebilir. Önemli olan, hangi duygunun ne söylediğini yavaş yavaş duymayı öğrenmektir.
“Hiç motivasyonum yok” cümlesi de çoğu zaman böyle bir haberdir. Yalnızca isteksizliğin ifadesi değildir; bazen bütün motivasyon sisteminden gelen toplu bir rapordur.
İçimiz — iç işleyişimiz, duygularımız, bedenimiz, alışkanlıklarımız, ilişkilerimiz — yaşamımızla ilgili kritik haberleri bilincimizin liderliğine ulaştırmada usta ve kararlıdır. Duyguları bastırsak bile, onlar mesajı iletmek için bir yol bulurlar. Bazen bedenden konuşurlar. Bazen rüyadan. Bazen öfkeden. Bazen yorgunluktan. Bazen de gündelik konuşmalarımızın içinden.
Konuşmalarımız, özellikle de farkında olmadan tekrar ettiğimiz şikâyetler, iç sistemimizin dışa vurduğu haberlere dönüşebilir. Bir konu hakkında birine sürekli yakınıyorsak, içimiz büyük ihtimalle bize bir şey anlatmaya çalışıyordur.
Birine yorgunluğumuzdan uzun uzun yakınıyorsak, içimiz belki “daha iyi dinlen” diyordur.
Yaptığımız işin anlamsızlığından söz ediyorsak, içimiz belki “işini yeniden anlamlandır” diyordur.
Sürekli zaman yetmediğinden şikâyet ediyorsak, içimiz belki “yükünü ve önceliklerini yeniden düzenle” diyordur.
Platonik aşkımızı arkadaşımıza ahlarla vahlarla anlatıyorsak, içimiz belki “Neden konuşmuyoruz, neden yaklaşmıyoruz, neden bu mesafeyi hep aynı yerde tutuyoruz?” diye soruyordur.
Şimdi “Hiç motivasyonum yok” cümlesine böyle bakalım.
Bu cümleyi söylediğimizde genellikle “artık biraz isteksizlik hissediyorum” demiyoruzdur. “Sabahları kalkmakta biraz zorlanıyorum” da demiyoruzdur. “Her şey güzel de işin şu yönü beni rahatsız ediyor” hiç demiyoruzdur. Çok daha geniş bir şey söylüyoruzdur.
“Hiç motivasyonum yok” ifadesi, içimizin bize verdiği kapsamlı bir sistem uyarısı olabilir:
“Tüm motivasyon sistemini yeniden gözden geçir.”
Belki havuza su gelmiyordur.
Belki gelen su yolda tıkanıyordur.
Belki havuzun dibi kaçırıyordur.
Belki dipte tortu birikmiştir.
Belki motivasyonumuz yanlış yerlere harcanıyordur.
Belki de motivasyonumuz vardır da onu yaşama taşıyacak düzen kurulmamıştır.
Bu yüzden “hiç motivasyonum yok” dediğimizde bir şey bitiyor olmak zorunda değildir. Bu, daha çok bir elden geçirme çağrısıdır. İçimiz bize “burada yalnızca daha fazla gaz vermek yetmez; sistemi anlamamız gerekiyor” diyordur.
Bu cümleyi bir hüküm gibi duyarsak kapanırız.
“Bende motivasyon yok.”
“Ben böyleyim.”
“Ben yapamıyorum.”
“Benim içimden hiçbir şey gelmiyor.”
Ama aynı cümleyi bir haber gibi duyarsak, kapı açılır.
“Nerede tıkandı?”
“Nerede boşaldı?”
“Nerede sızdırıyor?”
“Neyi istiyorum?”
“Neyi istemiyorum?”
“Neyi istiyorum sanıyorum ama aslında istemiyorum?”
“Neyi istemiyorum sanıyorum ama belki yanlış koşullarda deniyorum?”
İşte burada birinci çevrimin mesajı tamamlanır. Motivasyonla çalışmaya gaza daha sert basarak başlamadık. Frenleri dinleyerek başladık. Çünkü bazen hareketin yolu, daha fazla zorlamaktan değil; neyin bizi durdurduğunu, yavaşlattığını, geri çektiğini ya da yön değiştirmeye çağırdığını duymaktan geçer.
Frenciler düşman değildir. Ama her söyledikleri de sorgusuz kabul edilecek mutlak hükümler değildir. Onlar haber getirir. Liderlik ise bu haberleri duymak, ayırt etmek ve ne yapılacağına bakmaktır.
***
Frenlerin dilini biraz duymaya başladık. Şimdi yeni bir soru açılıyor: Bu haberlerle ne yapacağız?
Motivasyon yalnızca frenden ibaret değildir. Frenleri duymak önemlidir; ama hareket gücümüzün nasıl oluştuğunu, nasıl azaldığını, nasıl tükendiğini ve nasıl yeniden canlandığını da anlamamız gerekir.
Bu yüzden bir sonraki çevrimde motivasyonu açılıp kapanan bir düğme gibi değil, bir havuz gibi ele alacağız.
Havuzun bir kapasitesi vardır. Onu dolduran akışlar, boşaltan kullanımlar, sızdıran çatlaklar, daraltan tortular ve etkisini artıran ya da azaltan kullanım biçimleri vardır.
Böyle baktığımızda “Motivasyonum yok” cümlesi başka bir soruya dönüşür: “Motivasyon havuzumun neresinde sorun var?”
Su mu gelmiyor?
Gelen su mu tutulmuyor?
Nerelerde sızıntı oluşuyor?
Dipte hangi tortular birikiyor?
Mevcut su etkili kullanılamıyor mu?
Hangi kullanım biçimleri motivasyonun etkisini artırıyor, hangileri azaltıyor?
Şimdi motivasyon havuzunu okumaya geçiyoruz.
← DEPRESİF DUYGULAR | İçindekiler | HAVUZ PROBLEMİ →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.