Sorunu Sorun Etmek

Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Birinci Kısım · Üç Vadiden Önce: Sorunla İlişkimiz · Sayfa 3/111


Bir şeye “sorun” dediğimiz anda onunla kurduğumuz ilişki değişir. Kimi zaman çözeriz, kimi zaman taşırız, kimi zaman altında eziliriz. Oysa bazen ilk dönüşüm, o şeyi sorun diye sırtımıza almadan önce bir an durabilmektir.

*

Yaşamı anlamaya çalışırken kavramlara yaslanırız. Kavramlar bize yön verir; gördüğümüz şeyi adlandırmamıza ve onunla ilişki kurmamıza yardımcı olur. Ama her kavram gibi “sorun” da yalnızca bir tanım değildir. Aynı zamanda bir ağırlık, bir yön, bir ilişki biçimi taşır.

Bir duruma “sorun” dediğimizde, onu çoğu zaman çözülmesi gereken bir şey olarak görmeye başlarız. Bu bazen işe yarar; çünkü gerçekten ilgilenmemiz, çözmemiz, dönüştürmemiz gereken durumlar vardır. Ama bazen aynı etiket, durumu olduğundan daha ağır hâle getirir.

Bu yüzden burada “sorun” kelimesine biraz yakından bakmamız yerinde olur. Çünkü yaşadığımız şey gerçek olabilir; ama onun “sorun” hâline gelişi çoğu zaman ona verdiğimiz isimle, yüklediğimiz anlamla ve onunla kurduğumuz ilişkiyle birlikte şekillenir.

Bir şey bazıları için sorun olabilir, bazıları için olmayabilir. Hatta aynı şey, aynı insan için farklı zamanlarda farklı anlamlar taşıyabilir. Bu yüzden ilk soru şudur: Karşımdaki şey gerçekten çözmem gereken bir sorun mu, yoksa ben onu sorun diye ağırlaştırıyor olabilir miyim?

Bu soruyu sormak, yaşadığımız şeyi yok saymak değildir. Tam tersine, onunla daha yerinde bir ilişki kurmaya çalışmaktır. Çünkü bazen çözüm, daha fazla yüklenmekte değil; önce yükü nasıl sırtımıza aldığımızı fark etmektedir.

“Ama bazı sorunların çözümü mümkün olmayabilir.” dediğinizi duyar gibiyim. Gerçekten de bazı durumlarda çözüm, sandığımız anlamda bir düzeltme değildir. Bazen çözüm, o şeyi hemen düzeltmeye çalışmaktan vazgeçmek; bazen de onunla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmektir.

“Ama şu sorun nasıl taşınır ki!” diye düşünebilirsiniz. Haklısınız; bazı yükler hemen çözülemez, hemen de bırakılamaz. Ertelemek bile bazen bir taşıma biçimidir. Ama o zaman da şuna bakmamız gerekir: Ertelemeyi ne şekilde yapıyoruz? Bu erteleme bizi koruyor mu, yoksa yükü içimizde büyütüyor mu?

Özetle, yaşamımızdaki her zorluğu biz üretmeyiz; ama ona hangi adla yaklaştığımız, onunla nasıl ilişki kurduğumuzu etkiler. Etiketi her zaman bütünüyle biz seçmeyebiliriz; ama onu fark edip yeniden tartabiliriz.

Etiketin de bir ağırlığı olduğunu fark ettiğimizde, durup yeniden bakma imkânımız doğar. Belki de karşımızdaki şeyi hemen “sorun” diye adlandırmak zorunda değiliz.


← Üç Vadiden Önce: Sorunla İlişkimiz  |  İçindekiler  |  Sorun Yerine Durum →

© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.

4 comments

  1. Emeğinize sağlık hocam çok güzel bir kitap olmuş.İnşallah okuyan herkes kendine ve hayatına katacağı yol ve yöntemleri alır.Sorun ve durum ile ilgili sormak istediğim soru şu özellikle bayanlar için sorun olan birşey erkekler için durum yada onlar kadar önemli olmuyor bu sanırım biyolojik durumla ilgili.Bunu sorun olarak gören erkek hemen çözüme yöneliyor oysa belki sadece dinlese sorun kalmayacak belkide bu yüzden biz erkekler çok zor dinliyoruz gibi geliyor bana sizce durum nasıl?

    • Aynı konuya bakışın şeklini etkileyen çok sayıda faktör var. Bazı konularda bu cinsiyet olabilir. Başka konularda yaş olabilir mesela.
      Hatta aynı kişi bile hafta içi sorun gibi gördüğü şeyi mesela haftasonu dinlenmiş halinde durum gibi görüyor olabilir.

      Burada belirli bir segmente odaklanmaktan çok ilgili duruma bakmak önemli. Bir erkeğin bir kadından farkı sadece cinsiyeti olmayabilir. O ilgili sorun/duruma ilişkin hangi etkenlerin devrede olduğuna bakmak gerek.

  2. Merhaba Hocam

    Neden bazen başkalarının rahatlıkla görebildiği şeyleri özellikle bize iyi gelen veya kötü gelen durumlarıkendimiz göremiyor veya daha geç farkına varıyoruz?

    Bu duruma sorun veya durum gözüyle bakmak kaynaklı mi?

    Yahut erteme veya görmemezden gelme kaynaklı kendimizi yanıltma durumu mu?

    • Çok farklı sebepleri olabilir. Yaygın görülen bir ikisini söyleyeyim:

      Bakış açısı: Mesela omzunuzun arkasına bi kuş tüyü düşüp takılmışsa bunu bir araç olmadan ya da biri size söylemeden göremezsiniz.
      Hazır bulunuşluk: İç bilinçlerimiz bir konuyu çözmeye hazır olmadığımızı düşündüklerinde ya da eski alışkanlıklarla bir durumu olduğu gibi kabul ettiklerinde, bunu bilinç seviyesine çıkarmaya gerek görmez hatta bazen bilince çıkmasına engel olurlar.

      Başka çeşit çeşit sebep de olabilir.

Bir Cevap Yazın