Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 2/96
Bir şeye “sorun” dediğimiz anda onunla kurduğumuz ilişki değişir. Kimi zaman çözeriz, kimi zaman taşırız, kimi zaman altında eziliriz. Oysa bazen ilk dönüşüm, o şeyi sorun diye sırtımıza almadan önce bir an durabilmektir.
*
Yaşamı anlamaya çalışırken kavramlara yaslanırız. Kavramlar bize yön verir; gördüğümüz şeyi adlandırmamıza ve onunla ilişki kurmamıza yardımcı olur. Ama her kavram gibi “sorun” da yalnızca bir tanım değildir. Aynı zamanda bir ağırlık, bir yön, bir ilişki biçimi taşır.
Bir duruma “sorun” dediğimizde, onu çoğu zaman çözülmesi gereken bir şey olarak görmeye başlarız. Bu bazen işe yarar; çünkü gerçekten ilgilenmemiz, çözmemiz, dönüştürmemiz gereken durumlar vardır. Ama bazen aynı etiket, durumu olduğundan daha ağır hâle getirir.
Bu yüzden burada “sorun” kelimesine biraz yakından bakmamız yerinde olur. Çünkü yaşadığımız şey gerçek olabilir; ama onun “sorun” hâline gelişi çoğu zaman ona verdiğimiz isimle, yüklediğimiz anlamla ve onunla kurduğumuz ilişkiyle birlikte şekillenir.
Bir şey bazıları için sorun olabilir, bazıları için olmayabilir. Hatta aynı şey, aynı insan için farklı zamanlarda farklı anlamlar taşıyabilir. Bu yüzden ilk soru şudur: Karşımdaki şey gerçekten çözmem gereken bir sorun mu, yoksa ben onu sorun diye ağırlaştırıyor olabilir miyim?
Bu soruyu sormak, yaşadığımız şeyi yok saymak değildir. Tam tersine, onunla daha yerinde bir ilişki kurmaya çalışmaktır. Çünkü bazen çözüm, daha fazla yüklenmekte değil; önce yükü nasıl sırtımıza aldığımızı fark etmektedir.
“Ama bazı sorunların çözümü mümkün olmayabilir.” dediğinizi duyar gibiyim. Gerçekten de bazı durumlarda çözüm, sandığımız anlamda bir düzeltme değildir. Bazen çözüm, o şeyi hemen düzeltmeye çalışmaktan vazgeçmek; bazen de onunla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmektir.
“Ama şu sorun nasıl taşınır ki\!” diye düşünebilirsiniz. Haklısınız; bazı yükler hemen çözülemez, hemen de bırakılamaz. Ertelemek bile bazen bir taşıma biçimidir. Ama o zaman da şuna bakmamız gerekir: Ertelemeyi ne şekilde yapıyoruz? Bu erteleme bizi koruyor mu, yoksa yükü içimizde büyütüyor mu?
Özetle, yaşamımızdaki her zorluğu biz üretmeyiz; ama ona hangi adla yaklaştığımız, onunla nasıl ilişki kurduğumuzu etkiler. Etiketi her zaman bütünüyle biz seçmeyebiliriz; ama onu fark edip yeniden tartabiliriz.
Etiketin de bir ağırlığı olduğunu fark ettiğimizde, durup yeniden bakma imkânımız doğar. Belki de karşımızdaki şeyi hemen “sorun” diye adlandırmak zorunda değiliz.
← ÜÇ GÜNCEL SORUN | İçindekiler | SORUN YERİNE DURUM →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.