Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 3/96
“Sorun” dediğimiz şey ağırlaşır; bizi daraltır. Aynı şeye “durum” diyebildiğimizde, onunla aramıza küçük bir mesafe girer. Bu mesafe, hemen çözüm getirmese bile bakışımızı değiştirmek için yer açar.
*
Bir önceki bölümde, “sorun” dediğimiz şeyle kurduğumuz ilişkiye baktık. Şimdi bu ilişkiyi biraz yumuşatabilecek başka bir kelimeye yaklaşalım: durum.
“Sorun” çoğu zaman içimizde bir alarm çalıştırır. Bir şey yanlış gitmiştir, düzeltilmesi gerekiyordur, ilgilenmezsek büyüyecektir. Bu alarm bazen işe yarar; bizi harekete geçirir. Ama bazen de gereğinden fazla yükselir. O zaman konuya yaklaşmak yerine gerilir, daralır, hatta donakalırız.
“Durum” kelimesi ise biraz daha geniştir. Hemen savaş ilan etmez. Önümüzdeki şeyi yok saymaz; ama onu bir düşman gibi de karşılamaz. Sadece şunu söyler: Burada bir şey var. Bakılabilir, anlaşılabilir, gerekiyorsa ele alınabilir.
Aynı olayı iki farklı çerçevede düşünebiliriz.
“Aha, yine olmadı.” dediğimizde bedenimiz kasılabilir, nefesimiz daralabilir, zihnimiz kapanabilir.
“Tamam, burada bir durum var. Buradan ne öğrenebilirim?” dediğimizde ise küçük de olsa bir boşluk açılır. O boşluğa ihtimaller girebilir.
Bu küçük fark önemlidir. Çünkü yaşam kalitemizi belirleyen şeylerden biri de, karşımıza çıkanları nasıl adlandırdığımızdır. Bazı şeylere “sorun” demek yerindedir. Ama her zorluğa aynı sert etiketi yapıştırdığımızda, yaşamımız gereğinden fazla ağırlaşır.
Bunu küçük bir denemeyle yoklayabiliriz:
Aklınızdaki bir “sorun” cümlesini yazın.
Aynı cümleyi “durum” kelimesiyle yeniden kurun.
Sonuna da küçük bir soru ekleyin:
“Şimdi ne yapabilirim?”
Mesela:
“İşimde çok geride kaldım, bu büyük bir sorun.”
yerine:
“İşimde geride kaldığım bir durum var. Şimdi ne yapabilirim?”
Bu küçük değişiklik tek başına her şeyi çözmez. Ama zihinsel tansiyonu düşürebilir. Çünkü “sorun” dediğimizde sıkışabiliriz; “durum” dediğimizde yeniden bakacak kadar mesafe kazanabiliriz. “Şimdi ne yapabilirim?” sorusu ise bu mesafeyi değişimin ilk adımına dönüştürebilir.
Burada yaptığımız şey, kendimizi kandırmak değildir. Ağır bir şeyi hafifmiş gibi göstermeye çalışmıyoruz. Sadece, onunla kurduğumuz ilişkiye biraz mesafe kazandırıyoruz. İçeriği hemen değiştiremiyorsak bile, ona yaklaşma biçimimizi değiştirebiliriz.
Elbette her şeyi “durum” kelimesiyle yumuşatamayız. Akut travma, istismar, şiddet, ağır kayıp gibi yaşantılar yalnızca kelime değiştirerek ele alınmaz; profesyonel destek gerektirebilir. Ama böyle zamanlarda bile, yardım almayı nasıl etiketlediğimiz önemlidir. Yardımı “zayıflık” diye görmekle, “kendime sahip çıkma biçimi” diye görmek aynı kapıya çıkmaz.
Özetle, “sorun” bazen yük olabilir; “durum” ise yön açabilir. İçeriği hemen değiştiremesek bile, etiketi fark ederek onunla ilişkimizin ağırlığını değiştirmeye başlayabiliriz.
Bu küçük mesafe açıldığında, karşımızdaki şeye daha incelikli bakabiliriz. Belki de “sorun” dediğimiz şey başlangıç noktası değil, bir sürecin görünür sonucudur.
← SORUNU SORUN ETMEK | İçindekiler | SONUCA ODAKLANARAK SONUCU DEĞİŞTİREMEZSİN →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.