Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 8/96
Pek çok yeri görebiliriz; üstelik yalnızca durduğumuz yerden. Görüşümüz açıksa uzakları da görürüz. Ama adımlarımızı yalnızca olduğumuz yerden atabiliriz.
*
Buraya kadar sorunla ilişkimizi, sonucu doğuran süreci, gayretin yerini ve farkındalığın yaşama inmesini konuştuk. Şimdi bütün bunların dayandığı daha temel bir noktaya bakalım: nerede durduğumuza.
Çünkü insan çoğu zaman bulunduğu yerden çok, gördüğü yere odaklanır.
Olmak istediğimiz yeri görebiliriz. Ulaşmak istediğimiz hâli hissedebiliriz. Daha sakin, daha yeterli, daha motive, daha özgür bir kendilik ihtimalini sezebiliriz.
Ama ilk adım, gördüğümüz yerden değil; olduğumuz yerden atılır.
Bu yüzden “görmek” yalnızca gözle ilgili değildir. Bir şeyi görmek, bazen onu fark etmek, bazen anlamak, bazen de olduğu gibi kabul etmektir. Nerede durduğumuzu görmeden, nereye gideceğimizi bilsek bile yol alamayız.
Bir videoda bir kutup ayısı görmüştüm.
İnce bir buz tabakasının üzerinde. Ağırlığını ayaklarının dar yüzeyine bindirip buzu kırmamak için bütün gövdesini ustalıkla buza yaymış. Bedeni neredeyse bir X gibi buzun üstüne serilmiş. Dört ayağının üzerine kalksa buz kırılabilir. Olduğu yeri inkâr etmiyor. Acele etmiyor. Gücünü hoyratça kullanmıyor.
Önce olduğu yeri kabul ediyor.
Ama orada kalmıyor.
Santim santim, bedenini çekerek ilerliyor. Olduğu yerden, atılabilecek adımı atıyor.
Ben buna rıza+ diyorum.
Rıza, olduğumuz yeri kavga etmeden görmekse; rıza+, oradan atılabilecek küçük ama gerçek adımı seçmektir. Ne inkâr, ne teslimiyet. Ne “böyleyim, yapacak bir şey yok” demek, ne de “hemen başka biri olmalıyım” diye buzu kıracak kadar yüklenmek.
Mükemmeliyetçilik, özdeğer ve motivasyonla çalışırken de buna ihtiyacımız olacak.
Mükemmeliyetçilikte, olduğumuz yer belki “duramıyorum” olacak. Özdeğerde, “değerimi hâlâ dışarıdan gelen işaretlerle ölçüyorum” olacak. Motivasyonda, “harekete geçmek istiyorum ama içimde bir fren var” olacak.
Bunları görmek kolay olmayabilir. Ama ilk adımı sağlam atmanın yolu, kendimizi olmak istediğimiz yerde sanmak değil; gerçekten olduğumuz yeri yeterince berrak görmektir.
Çünkü uzakları görebiliriz. Ama adımı yalnızca olduğumuz yerden atabiliriz.
← BİLMEK YETMEZ, YAŞAMAK GEREK | İçindekiler | KONTROL – ETKİ – KABUL →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.