Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 9/96
Dönüşüm, her şeyi kontrol etmeye çalışmakla başlamaz. Önce neyi doğrudan değiştirebileceğimizi, neyi ancak etkileyebileceğimizi ve neyi kabul alanında karşılamamız gerektiğini ayırt etmemiz gerekir. Kontrol elimin erdiği yer, etki dilimin erdiği yer, kabul ise rızamın oluştuğu yerdir.
*
Olduğumuz yeri gördükten sonra sorabileceğimiz en önemli sorulardan biri şudur:
Burada ne benim elimde?
Çünkü insan bazen kontrol edemeyeceği şeyleri kontrol etmeye çalışarak yorulur. Bazen de kontrol edebileceği şeyleri “elimden bir şey gelmez” diyerek bırakır. İkisi de bizi savurabilir.
Bu yüzden dönüşüm yolculuğunda üç alanı ayırt etmek gerekir:
Kontrol. Etki. Kabul.
Kontrol alanı, doğrudan karar alıp eyleme geçebildiğimiz yerdir. Bugün hangi adımı atacağım, neye zaman ayıracağım, hangi cümleyi kuracağım, nerede duracağım, neyi deneyeceğim… Bunlar çoğu zaman kontrol alanımıza daha yakındır.
Ama bu alanı bazen olduğundan geniş sanırız. Başkalarının bizi nasıl değerlendireceğini, hangi sonucu kesin olarak alacağımızı, şartların nasıl gelişeceğini kontrol edebileceğimizi zannederiz. Bazen de tam tersine, kontrol alanımızı gereğinden daraltırız. Küçük bir adım atabileceğimiz hâlde kendimizi tamamen çaresiz hissederiz.
Etki alanı, doğrudan kontrol edemediğimiz ama temas edebildiğimiz yerdir. Başka insanların düşünceleri, ilişkilerin yönü, çalışma ortamının havası, bize verilen tepkiler… Bunları kesin biçimde yönetemeyiz; ama onları etkileyebilecek yollar arayabiliriz.
Etki alanı biraz deneyseldir. Deneriz, gözleriz, öğreniriz. Bazen bir cümle, bir teklif, bir sınır, bir açıklık, bir zamanlama bir şeyi değiştirir. Bazen değiştirmez. Ama yine de etki alanını keşfetmek, çoğu zaman kontrol alanımızda atacağımız küçük adımlarla başlar.
Kabul alanı ise doğrudan kontrol edemediğimiz ve etkimizle de hemen değiştiremediğimiz şeylerin alanıdır. Burada edilgen olmak zorunda değiliz. Kabul, “hiçbir şey yapamam” demek değildir. Kabul, önce gerçekle savaşmayı bırakmaktır. İnce buzun üstündeki o kutup ayısı gibi. Olduğu yeri inkâr etmeden, gücünü hoyratça kullanmadan, önce zemini kabul eder. Ama orada kalmaz. Rıza hâlinden rıza+ hâline geçer. Yani kabul ettiği yerden atılabilecek küçük ama gerçek adımı seçer.
Mükemmeliyetçilik, özdeğer ve motivasyonla çalışırken bu üç alanı sık sık hatırlayacağız.
Bir işi kusursuz yapmak isteyebiliriz; ama başkalarının onu nasıl karşılayacağını kontrol edemeyiz. Kendi değerimizle daha sağlıklı ilişki kurabiliriz; ama herkesin bize aynı değeri vermesini sağlayamayız. Harekete geçmek için küçük bir adım seçebiliriz; ama içimizdeki bütün dirençlerin bir anda yok olmasını bekleyemeyiz.
Şu sorular yolumuzu açabilir:
Bu konuda kontrolümde olan ne?
Neyi ancak etkileyebilirim?
Neyi şimdilik kabul alanında karşılamam gerekiyor?
Bu ayrım bizi güçsüzleştirmez. Tam tersine, gücümüzü doğru yere koymamıza yardım eder.
Çünkü kontrol alanında eylem gerekir. Etki alanında deneme gerekir. Kabul alanında rıza ve rıza+ gerekir.
Bu çerçeveyi daha önce Direksiyonda Kim Var? kitabımda detaylıca ele almıştım. Burada ise onu, üç vadiden geçerken yanımızda taşıyacağımız temel bir ilke olarak kullanacağız.
Böylece üç vadiye girmeden önce elimizde temel bir pusula oluştu: yaşadığımız şeyi hemen ağırlaştırmadan görmek, sonucun ardındaki süreci fark etmek, gayreti doğru yere koymak, olduğumuz yeri kabul etmek ve gücümüzü doğru alana yerleştirmek.
Artık ilk vadiye girebiliriz: “Oldu mu, olmadı mı?” sorusunun dünyasına; yani mükemmeliyetçiliğe.
← OLDUĞUM YER, GÖRDÜĞÜM YER | İçindekiler | Oldu mu, Olmadı mı? →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.