Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 15/96
Bazen asıl derdimiz, tek bir sorunun ağırlığı değil; aynı anda çok fazla şeyi taşımaya çalışmamızdır. Çokluk içinde sıkışınca ortaya çıkan başlayamama, sürdürememe ve tamam diyememe hâlleri, mükemmeliyetçilikle karıştırılabilir.
*
Bir şeylerin tam olup olmadığını zaman zaman dert etmemiz, hatta bunu sık sık yapmamız, tek başına mükemmeliyetçiliğin yoğun etkisinde olduğumuz anlamına gelmeyebilir. Bazen görünürdeki bu davranışın altında başka bir işleyiş vardır: çokluk.
Çok fazla beklenti. Çok fazla uyarı. Çok fazla aksaklık. Çok fazla gündem. Çok fazla yarım kalmış iş. Çok fazla “buna da bakmam lazım” duygusu.
Böyle bir kalabalığın içinde insan bazen hareket edemez. Bir işe başlayamaz, başladığını bitiremez, bitirdiğine “tamam” diyemez. Sonra da kendine şunu söyler: “Ben herhalde mükemmeliyetçiyim.”
Belki öyledir. Ama belki de mesele yalnızca mükemmeliyetçilik değildir. Belki de zihin aynı anda çok fazla şeyi taşımaya çalıştığı için daralmıştır.
Bazı insanlar dert sahibi olmayı, sorun taşımayı, her şeyi önemsemeyi bir tür sorumluluk göstergesi gibi görebilir. “Ben hepsini düşünmeliyim. Hepsini takip etmeliyim. Hepsini çözmeliyim.” Böyle bir zihinsel model içimizde çalışıyorsa, dertler azalmaz; çoğalır. Çünkü her yeni mesele, sırtımıza alınacak yeni bir yük gibi görünür.
Oysa yaşamda aldığımız sonuçların önemli bir kısmı, davranışlarımızdan; davranışlarımızın önemli bir kısmı da onları doğuran zihinsel modellerden beslenir. Eğer zihinsel modelimiz “dertleri bırakmak sorumsuzluktur” diyorsa, yükümüzü azaltmak bile içimizde suçluluk yaratabilir.
Bu durumda mükemmeliyetçi davranışlarımızla doğrudan kavga etmek pek işe yaramayabilir. Çünkü belki de sorun, “bir işi kusursuz yapmak istememiz” değildir. Belki de sorun, aynı anda çok fazla işi, çok fazla beklentiyi, çok fazla ihtimali, çok fazla sorumluluğu taşımaya çalışmamızdır.
Bir mükemmeliyetçi davranışımı fark ettiğimi düşünelim. Bir işi bitiremiyorum. Sürekli erteliyorum. Hep bir eksik görüyorum. “Tam olmadı” deyip duruyorum.
İlk bakışta bu mükemmeliyetçilik gibi görünür. Ama biraz yakından baktığımda şunu fark edebilirim: Bu iş tek başına durmuyor. Arkasında cevaplanmamış mesajlar, yarım kalmış projeler, bekleyen kararlar, başkalarının beklentileri, kendi iç sesimin baskısı, özdeğer kaygıları ve motivasyon düşüklüğü var.
Bir sorunun kökenine inmeye çalışıyorum, başka bir sorun çıkıyor. Mükemmeliyetçiliğe dokunuyorum, özdeğer yaraları beliriyor. Bir adım atıyorum, motivasyon eksikliği ayağıma dolanıyor. Bir işi ele alıyorum, arkasından on iş daha görünüyor.
İşin içinden çıkmak mümkün değil gibi geliyor.
Belki de burada asıl mesele, tek tek sorunların kendisi değil; onların aynı anda üstümüze yığılmasıdır.
Derdi çok olanın derdi çokluktur.
Bu cümle, sorunlarımız önemsiz anlamına gelmez. Tam tersine, onları daha iyi ele almak için önce kalabalığı görmemiz gerektiğini söyler. Çünkü her şeyi aynı anda sırtımızda taşımaya çalıştığımızda, hangi yükün gerçekten önemli olduğunu, hangisinin bekleyebileceğini, hangisinin bırakılabileceğini ayırt edemeyiz.
O zaman ilk iş, bütün dertleri aynı anda çözmeye çalışmaktan vazgeçmek yolunda adım atmaktır. İlk iş, biraz rahatlamaktır.
Yükü yere koymak. Kalabalığa uzaktan bakmak. Hangi derdin gerçekten bugünün derdi olduğunu seçmek. Hangisinin sonraya kalabileceğini görmek. Hangisini artık taşımamamız gerektiğini fark etmek.
Böyle yaptığımızda, mükemmeliyetçilik sandığımız şeyin bir kısmı çözülmeye başlayabilir. Çünkü bazen “tamam edemiyorum” dediğimiz yerde asıl ihtiyaç daha çok çabalamak değil, yükleri ayıklamaktır.
Bu yüzden bu çevrimde mükemmeliyetçiliği yalnızca içimizdeki titizlik olarak değil, çokluk ve kalabalık içinde oluşan bir sıkışma olarak da okuyacağız.
Her dert bizim derdimiz olmayabilir. Her sorun aynı anda taşınmak zorunda olmayabilir. Her eksik bugün tamamlanmak zorunda olmayabilir.
Bazen mükemmeliyetçilikle çalışmanın ilk adımı, kusursuzluk arzusunu çözmek değil; sırtımızdaki kalabalığı indirmektir.
← KÜLTÜREL EVRİMİN HIZI | İçindekiler | RAHATLAMAK NE MÜMKÜN? →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.