Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 26/96
Bir şeye fazla yakından ve tek açıdan baktığımızda, onun diğer yüzlerini kaçırırız. Oysa tamamlamak istediğimiz şeyi bütünlüklü görebilmek için onu çevirebilmek, başka açılardan inceleyebilmek gerekir.
*
Mükemmeliyetçiliğimizin baskısıyla “kesinlikle tam olsun” diye üzerine titrediğimiz bir işe dönelim.
Diyelim ki bir proje, ilişki, ödev, girişim, ürün, yazı ya da sunum üzerinde çalışıyoruz. 1-0 tuzağından biraz uzaklaşmışız. Durma ayarını düşünmeye başlamışız. İdeal ve optimum yanılsamasını da bir ölçüde gevşetmişiz.
Ama hâlâ bir risk var:
Baktığımız şeyi tek açıdan görüyor olabiliriz.
Bir nesneye yalnızca önden bakarsak, ön yüzünü iyileştiririz. Ama yanını, arkasını, altını, iç bağlantılarını, onu kullanacak kişinin beklentilerini, bağlamını, etkilerini göremeyebiliriz.
Önden bakınca şaheser gibi duran bir heykel, profilden bakıldığında bozulabilir. Çok etkileyici görünen bir girişim sunumu, yatırımcının asıl sorusunun bazı alt unsurlarını hiç cevaplamıyor olabilir. Görsel olarak güzel bir eğitim içeriği, katılımcının öğrenme yolculuğunu sadece bazı açılarıyla destekleyip başka yönlerden eksik bırakıyor olabilir. Bir ilişkinin bir yönünü yıllarca işleyip dururken, başka yönlerini çocukça bırakmış olabiliriz.
Sorun burada özen eksikliği değildir.
Tam tersine, çok özen gösteriyor olabiliriz. Ama özen tek açıya yığılmıştır. Bütünün başka yüzleri karanlıkta kalmıştır.
Bu yüzden bir şeye “tamam” derken yalnızca tek açıdan bakmak yetmez. Şu tür sorular sormamız ve başka açıları da görüş alanına almamız gerekir:
Bu şeyin başka hangi yüzleri var?
Kimler bundan etkilenecek?
Hangi bağlamlarda kullanılacak?
Ben hangi tarafını fazla işliyorum?
Hiç görmediğim bazı tarafları olabilir mi?
Bunu başka birinin gözünden görsem ne değişirdi?
Bu sorular, yaptığımız şeyi küçültmez. Tam tersine, ona daha sahici bir bütünlük kazandırır.
Bazen bir yazıyı yalnızca fikir derinliği açısından değerlendiririz; ama okur nefesini kaçırırız. Bazen bir sunumu yalnızca estetik açısından işleriz; ama karar vericinin ihtiyacını gözden kaçırırız. Bazen bir ilişkiyi yalnızca fedakârlık üzerinden düşünürüz; ama karşılıklılığı, sınırı, neşeyi, açıklığı unutabiliriz.
Farklı açıları görmek, aynı şeye başka başka yerlerden bakabilmektir.
Bu, mükemmeliyetçi zihne ilk başta yorucu gelebilir. Çünkü tek açıya kilitlenmek daha kolaydır. O açıya çalışır, orada derinleşir, orada ustalaşırız. Ama bütünlük, tek yüzün parlaklığından ibaret değildir.
Tamamlamak istediğimiz şeye biraz mesafe koyamazsak, onu çeviremeyiz. Çeviremediğimiz şeyi ise bütünlüklü biçimde tamamlayamayız.
Bu yüzden bazen yapılacak şey daha fazla çalışmak değil; çalıştığımız şeyi başka bir açıdan görmektir.
Biraz geri çekilmek.
Yanına geçmek.
Arkasına bakmak.
Kullanıcının, okurun, dinleyicinin, eşin, çocuğun, müşterinin, bedenin, zamanın, bağlamın açısından yeniden görmek.
O zaman tamamlık hissi sertleşmek yerine genişler.
Çünkü artık yalnızca “bu tarafı oldu mu?” diye sormayız.
Şunu da sorarız:
Bütün çalışıyor mu?
← DENGE VE TUTARLILIK TAKINTISI | İçindekiler | TEKİL BOYUTTA TAKILI KALMAK →
© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.