DENGE VE TUTARLILIK TAKINTISI

Üç Vadiden Kendine Yolculuk · Bölüm 25/96


Denge ve tutarlılık değerlidir. Ama onları daracık bir noktaya sabitlemeye çalıştığımızda, yaşamın hareketini kaybederiz. İnsan dengesi taş gibi durmakla değil; hareket ederken yeniden hizalanabilmekle ilgilidir.

*

Tamamlık ayarımızı bozan şeylerden biri de denge ve tutarlılığı yanlış anlamaktır.

Dengeli olmak isteriz. Tutarlı olmak isteriz. Bunlar kötü arzular değildir. Hatta iyi yaşamak, iyi çalışmak, iyi ilişki kurmak için değerlidirler.

Ama dengeyi hiç bozulmayan sabit bir nokta, tutarlılığı da hiç değişmeyen katı bir çizgi gibi düşünürsek, kendimizi yaşanması imkânsız bir ölçüye mahkûm ederiz.

İnsan dengesi, fil dengesi değildir.

Filin ağırlık merkezi yere yakındır. Gövdesi geniş bir tabanla desteklenir. Darbeyi yer, çoğu zaman yerinde kalır. Bizim bedenimiz ise böyle kurulmamıştır. İki ayağın üzerinde, dar bir tabana yaslanırız. Ağırlık merkezimiz daha yukarıdadır. Dengeyi sabit kalarak değil, sürekli küçük düzeltmeler yaparak koruruz.

Yürümek bile bunun güzel bir örneğidir.

Her adımda hafifçe düşer, sonra ayağımızı yeni destek noktası yaparız. Denge, düşmemek değildir yalnızca; düşüşü adıma çevirebilmektir.

Yaşamda da böyledir.

Dengeli bir hayat, hiçbir şeyin yerinden oynamadığı bir hayat değildir. Tutarlı bir insan, her durumda aynı cümleyi kuran insan değildir. Canlı tutarlılık, değişen koşullarda özünü kaybetmeden yeniden hizalanabilmektir.

Mükemmeliyetçilik bazen bu canlı dengeyi dar bir noktaya sıkıştırır.

Hep aynı düzeyde çalışmalıyım.
Hep aynı sakinlikte kalmalıyım.
Hep aynı kalitede üretmeliyim.
Hep aynı tutarlılıkta davranmalıyım.
Hiç dalgalanmamalıyım.

Ama insan dalgalanır.

Beden değişir, enerji değişir, bağlam değişir, ilişkiler değişir, zaman değişir. Dün yerinde olan bugün fazla olabilir. Bir yerde iyi çalışan ölçü, başka yerde zarar verebilir.

Bu yüzden tamamlık ayarı, tek bir sabit denge noktasından çıkmaz. Daha çok, yaşamın hareketi içinde yeniden yeniden hizalanma becerisinden doğar.

Bazen biraz öne gideriz, sonra geri geliriz.
Bazen fazla yükleniriz, sonra gevşetiriz.
Bazen susarız, sonra konuşuruz.
Bazen hızlanırız, sonra yavaşlarız.

Bu dalgalanma başarısızlık değildir. Yaşamın kendisidir.

Denge ve tutarlılık takıntıya dönüştüğünde ise insan kendini taşlaştırmaya çalışır. “Hep aynı kalayım, hiç şaşmayayım, hiç bozulmayayım” der. Ama taş gibi olmak huzur getirmez. İçimizdeki canlılık kıpırdanmaya devam eder.

O yüzden burada sorulacak soru şudur:

Dengem gerçekten bozuldu mu, yoksa yaşam beni yeniden hizalanmaya mı çağırıyor? Tutarlılığım gerçekten dağıldı mı, yoksa aynı özü yeni koşullarda başka türlü mü ifade etmem gerekiyor?

Mükemmeliyetçi tamamlık, çoğu zaman donmuş bir denge ister. Yaşayan tamamlık ise hareket içinde ayar ister.

Bir şeyi tamamlamak bazen, onu kusursuz ve sabit hâle getirmek değildir. Onu yaşamın akışı içinde çalışabilir, taşınabilir ve yeniden ayarlanabilir hâle getirmektir.


İDEAL VE OPTİMUM YANILSAMASI  |  İçindekiler  |  FARKLI AÇILARI GÖREMEMEK

© 2026 Mustafa Acungil. Tüm hakları saklıdır. Bu kitap web sitesinde ücretsiz okunması için sunulur ve zaman zaman güncellenebilir (canlı kitap · Sürüm: 2026-07). Bağlantıyı paylaşmakta özgürsünüz; metni kopyalayıp başka yerde yayımlamak izne tabidir. Ayrıntı → Haklar ve Kullanım.

Yorum bırakın